Yüksek ritimli Küba – İkinci Bölüm

Ayşıl Özaslan Yazar: Ayşıl Özaslan 21 Ocak 2021

Bu haberi arkadaşlarınla hemen paylaş!

Yol kenarındaki duvarlara oturmuş süslü yaşlı teyzelerin ışıltıları, gözüne far tutulmuş tavşan gibi bakakalmanıza sebep olabilir, şimdiden uyarayım sizi. Onlar en canlı renklerde makyajlarını yaparak ve daha da canlı renklerde kıyafetlerini giyerek turistlerle fotoğraf çektirmek ve bahşiş toplamak için beklerler.

Yüksek ritimli Küba – İkinci Bölüm

 

Geçen haftaki yazımın sonunda daha ne hikâyeler, ne bilgiler var, yazmaya kalksam oldukça uzar bu yazı demiştim size. Öylesine renkli ve canlı bir şehir ki Havana, detay yazmaya niyetlensem daha birçok bölüm çıkar. Ama bu yazıların güzelliği burada işte… Size özet bir anlatım sağlayarak şehri zihninizde canlandırabilmenizi sağlamak. Evet sevgili okuyucularım, bu hafta Küba seyahat yazımın ikinci bölümü ile karşınızdayım.

 

 

Küba’da tropik iklim hâkim olduğu için hava genel olarak öylesine tatlı bir sıcaklıkta ki… Kendini upuzun ve bembeyaz kumlu sahillere bırakıp maviliğin içinde kaybolmak tadında… Fakat görev insanı olan ben, öncelikli olarak şehri gezmeye ayarlamışım kafamı bir kere. İşlerim bitmeden öyle yatıp yuvarlanmak, yok efendim kızgın kumlardan serin sulara atlamak hiç bana göre değil, sakın ha! Önce şehri gezip bitirmeliyim, her yer bittikten sonra tabii ki keyif yapacağım.

 

 

İlk hedefim; Havana’nın kurulduğu bölge olan Old Havana. Rengârenk Colonial döneme ait binaları ve her köşe başında amatör müzik gruplarının çaldığı müzikle dolu capcanlı sokakları ile mutlaka görülmesi gereken büyülü bir ortam. Meydanları ile de meşhur: Plaza de San Francisco, Plaza Vieja, Plaza de Armas, Plaza de Catedral… Hiçbir şey düşünmeden salına salına, sağı solu inceleyerek ve aslında dünyada ne enteresan yaşamlar olduğunun farkına varmaya çalışarak dolaşırken, zaman öylesine akıp geçecek ki bu ülkede her şey bu kadar ağır ilerlerken saatler nasıl bu kadar hızlı geçebiliyor şaşıracaksınız. Yol kenarındaki duvarlara oturmuş süslü yaşlı teyzelerin ışıltıları, gözüne far tutulmuş tavşan gibi bakakalmanıza sebep olabilir, şimdiden uyarayım sizi. Onlar en canlı renklerde makyajlarını yaparak ve daha da canlı renklerde kıyafetlerini giyerek turistlerle fotoğraf çektirmek ve bahşiş toplamak için beklerler. Kafasına taktığı bonesinin üst tarafını çiçeklerle süsleyip turuncu bluz ile mavi farı nasıl bir arada kullanabiliyorlar, hayal dâhi edemiyorsunuz eminim ama bu kombin onlar için günlük sıradan bir olay. Sanki yazılı olmayan bir kanun varmış gibi ellerine mutlaka bir aksesuar alırlar; bu ya bir yelpaze ya da kocaman bir puro. Konusu gelmişken, tütün kullanımına karşı olduğum için hızlıca geçeyim bu konuyu ama şu da bilinen bir gerçek ki bu ülkenin puroları dünya çapında meşhur. Bunun sebebinin buradaki toprak kalitesi ve iklim şartlarından kaynaklandığı söylenir. Bu araya bir uyarı sıkıştırayım; siz siz olun sakın bir şeyler satmak isteyen yerlilerle göz göze gelmeyin. Mutlaka size bir şey satmaya veya bahşiş koparmaya çalışacaklardır, çünkü maalesef turistleri para makinası olarak görüyorlar.

 

 

Şehri dolaşmaya devam, hava zaten her zaman mis gibi… Fort San Salvador’dan aşağı doğru ilerleyen yol üzerinde Amerika’daki Beyaz Saray’ın bir kopyası olan El Capitolio binasını görüp kendinizi bir anda Washington’da sanabilirsiniz. Bu yolun en alt kısmında ise muhteşem Barok mimarisi ile yapılmış olan Opera Binası’na (Gran Teatro de la Habana) bakmaya doyamayacak ve hayran kalacaksınız. Gelelim bildiğiniz kordon boyu olan El Malecon’a. 8 km sahil yolu, şarkı söyleyenler, balık tutanlar, gün batımını izleyenler ve yürüyüş yapanlarla dopdolu. Burada okyanus kıyısında isterseniz klasik araba kiralayarak ya da isterseniz yürüyerek gezebilirsiniz. Geçen haftaki yazıda da bahsettiğim gibi Küba bir klasik araba cenneti. Size tavsiyem; burası güneş batımını izlemek için güzel bir seçim olabilir. Ayrıca en önemli özelliği bence meşhur Hotel Nationale’in burada olması, vaktiniz varsa kesinlikle içeriye girip biraz dolaşın.

 

 

Genel olarak fark edeceğiniz bir konu var ki aslında gerçekten çok enteresan. İnsanlar çok az para kazanıyor ve çok zor şartlarda yaşıyorlar ama herkes mutlu, her köşe başından müzik sesleri yankılanıyor, dans ediyorlar, gülüp eğleniyorlar. Bu ülkede herkes eşit. Lafı uzatmayayım, buraya gelip de yapmadan dönülmemesi gereken bir aktivite daha söylüyorum; “Buena Vista Social Club” orkestrasının konserini mutlaka izleyin. Küba şartlarına göre biraz pahalı ama buraya gelip de yaşanması şart olan tecrübelerden biri. Orkestradakilerin yaş ortalaması tahminimden daha da yüksek ama muhteşem bir performansları var. Latin müzik seviyorsanız bitmesini istemeyeceğiniz türden bir zaman dilimi geçireksiniz. Birçok ülkede konserler izledim ve sanatçılara bir şekilde ulaşımama rağmen fotoğrafım hiç yoktur ama burada bu değerli sanatçılarla bir hatıra fotoğrafı çekmeden şuradan şuraya gitmem.

 

 

Muhteşem konser sonrası ertesi gün aynı tempo ile şehri keşfetmeye devam etmeliyim, güzel bir kahve içip kendime gelmeliyim. Görülmesi gereken daha çok yer var, birkaç yeri hızlıca anlatayım: 1 Mayıs başta olmak üzere tüm miting ve gösterilerin merkezi olan “Plaza de la Revolucion” meydanı aynı mekân içerisinde 3-4 farklı mekâna gitmişsiniz etkisi hissettiren ve içinde farklı sergi ve konser alanları bulunduran “Fabrica de Arte Cubano”, “Fuster” isimli sanatçı tarafından önce kendi evinde başlatılan ve sonrasında civardaki evlerin sahipleri tarafından da benimsenerek evlerine uygulanmış ve günümüze enteresan bir tarz olarak yansımış mahalle olan “Fusterlandia” ve belki size garip gelebilir ama inanılmaz bir düzen içinde olan ve birçok hikayesi bulunan Tarihi Mezarlık da görülmeden geçilmemesi gereken yerler.

 

 

Yazımın bu son bölümünü önemli olan son bir iki bilgi vererek toparlayayım. Küba’da iki para birimi var; biri turistler tarafından kullanılan CUC, diğeri de Peso. Bu ayrımın sebebi yerlilerin birçok ihtiyacının devlet tarafından sübvanse ediliyor olması. Turistlere olan fiyat ile yerlilerin alışveriş yaptıkları dükkânların fiyatları birbirinden çok farklı. Başka bir önemli konu ise internete erişim hâlâ çok sınırlı, turistler tarafından saatlik ücret ödeyerek sadece topluma açık otel ve park gibi belirli alanlarda kullanılabiliyor. Küba halkının yakın zamana kadar internete ulaşımı maalesef kısıtlıydı. Evlerde bağlantı yok ve bağlantı ücretleri özellikle erişilebilir tutulmuyor imiş. Bir de Küba halkının girmesinin yasak olduğu bir sürü lüks işletme mevcut ve yerliler kapıda bekleyen güvenlikler tarafından içeri alınmıyor.

 

 

Eh artık biraz da dinlenip günlerdir yürümekten yorulan ayaklarımın tüm negatif enerjisini sıcacık kumlara bırakarak ılık sularda yüzmeyi hak ettim. Bu karda kışta canınız çekmesin diye fazla anlatmak istemiyorum doğrusu ama burada kumsallar ve deniz tek kelime ile söylemek gerekirse HA-Rİ-KA. Yok bana bu anlatım yetmedi şu fani dünyada Küba’yı gidip de kendi gözlerimle göreyim derseniz, Türk Hava Yolları’nın direk uçuşu mevcut, pandemi sonrası güzel bir seyahat için Küba’yı gezilecek yerler listenize ekleyebilirsiniz.

 

Haftaya görüşmek üzere,

 

Ayşıl ÖZASLAN

Etiketler:
Ayşıl Özaslan

Ayşıl Özaslan

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Merjam.com – Copyright 2021 | Codlio