Tarih bazen bir el arabasında bazen bir bavulun içinde…

Merjam Yazar: Merjam 21 Eylül 2020

Bu haberi arkadaşlarınla hemen paylaş!

"Yine bir gün kitaplıktan alıp açtığı eski bir kitabın arasından Nazım Hikmet’in imzasıyla yazılmış bir dörtlüğü çıkıyor."

Tarih bazen bir el arabasında bazen bir bavulun içinde…

 

Kadıköy Moda’da bir sokak arasında, dikkatle bakarsanız fark edeceğiniz bir arşiv Bizim Kitap Kafe. Daha önce yazdığımız kitap kafelerden farklı olarak burası bir sahaf aynı zamanda. Küçük bir tadilattayken denk geliyoruz. İçeriye girer girmez eski kitapların kokusu içinize, duvarlarda asılı olan eski gazete, dergi ve fotoğraflar yüreğinize dokunuyor. Sahibi araştırmacı Salih Bey ve eşi okul öncesi öğretmeni Ayşe Hanım ağırlıyor bizi. Tavşankanı çay eşliğinde, ağaçların gölgesinde güzel bir sohbete koyuluyoruz. Salih Bey, 6 yıldır mekânı işlettiklerini, müşterilerinin daha çok üniversite öğrencileri, öğretim görevlileri ve çoğu zaman yıllardır değişmeyen yüzler olduğunu anlatıyor. Tam müdavimlerinden Mustafa amcadan, Tuna hanım ve kızından bahsederken onlar da geliyor her zaman olduğu gibi.

 

Ekonomik olarak beklentilerinin olmadığını söyleyen Salih Bey, kafede 40.000’den fazla eser olduğunu, bunlardan bir kısmının yaklaşık 300 yıllık nadirin de nadiri eser olduğunu belirtiyor.

 

Genç okuyucu kitlesinin tercihlerinin 3’e ayrıldığını öğreniyoruz. Birinci kısım yerli ve dünya klasiklerine, ikinci kısım polisiye-macera türüne, son kısım ise aşk kitaplarına ilgi duyuyormuş.

 

Nadirin de nadiri eserlere nasıl ulaştığını sorduğumda aldığım cevap beni oldukça üzüyor. Örneğin, bir gün bir hurdacı, Salih Beye çöp konteynırının yanında eski tahta bir bavul bulduğunu, içerisinde bazı eski yazılar ve haritalar olduğunu söylüyor. Salih Bey gidip baktığında bavulun içinden 1925 tarihinde çizilmiş bir Misak-ı Milli haritası, Mustafa Kemal Paşa tarafından cepheye gönderilmiş telgraflar çıkıyor. Bazılarını da el arabalarından, kütüphanelerden kendileri temin etmişler. Bütün bunları çerçevelenmiş bir şekilde kafenin duvarlarında görmeniz mümkün. Yine bir gün kitaplıktan alıp açtığı eski bir kitabın arasından Nazım Hikmet’in imzasıyla yazılmış bir dörtlüğü çıkıyor.

 

 

Zamanında bazı ülkelerden yetkililerin gelip nadir eserleri yüklü miktar paraya satın alıp kendi ülkelerine götürmek istemesine karşılık bunların satılık olmadığını söylemiş olması ise oldukça dikkat çekici. Bu anlamda Salih Bey, Kültür Bakanlığı’nın da sahafları desteklemesi ve teşvik etmesi gerektiğini dile getiriyor. Öğrenciler, araştırmaya yapmaya geldiklerinde karınlarını da oldukça sağlıklı gıdalarla doyurabiliyorlar.

 

Üç çeşit yiyecekte iddialı olduklarını öğreniyoruz; menemen, gözleme ve bisküvili pasta. Ayrıca memleketi Erzincan’dan getirttikleri tulum peyniri ve organik ballarla, ev yapımı yoğurtla hazırladıkları kahvaltıların çok sevildiğini ve gençlerin tabakları bitirene kadar başında beklediklerini anlatıyor Salih Bey. Mayonezli, ketçaplı patates kızartmasına hayır ama patates haşlaması isterlerse yaparız, diyorlar.

 

 

Kafenin bahçesindeki fındık ve karayemiş ağaçlarının yanı sıra ekilmiş salatalık ve biberler dikkatimizi çekiyor. Eğer bu mekânı tercih edecek olursanız köpek seviyor olmalısınız. Ayrıca 6 yaşındaki Golden cinsi Berduş’un da sizi sevmesi önemli. Yok, ben köpekten korkarım, onu bağlar mısınız, diye teklifte bulunmayın. Zira daha önce teklif edenlerin bu ricası geri çevrilmiş. Zaten Berduş da oldukça sessiz ve zararsız bir köpek. O gün pek havasında değildi ama bence sevdi bizi. Velhasıl, organik bir kahvaltı eşliğinde ağaçların gölgesinde eski kitaplara dokunmak, okumak veya araştırma yapmak isterseniz Bizim Kitap Kafeye gidin derim.

 

 

Etiketler:
Merjam

Merjam

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Merjam.com – Copyright 2021 | Codlio