Bu haberi arkadaşlarınla hemen paylaş!

İş birliği yaptığı bir markada aradığı önceliklerin güven, şeffaflık, müşteri memnuniyeti ve kurumsallık olduğunun altını çizen Sena Sever; sanatsal dokunuşları, estetik ve duyarlı bir anlayışla harmanlayan Türkiye’nin önde gelen markalarından MIZALLE ile yaptığı partnerliği ve modaya olan bakış açısını anlattı.

Sena Sever: Modanın Yeni Tanımı Mizalle

Merjam Özel Röportajı: Gonca Yazıcı

Sosyal medyanın önde gelen fenomenlerinden Sena Sever, moda takipçilerinin en sıkı takip ettiği isimlerden biri. İş birliği yaptığı bir markada aradığı önceliklerin güven, şeffaflık, müşteri memnuniyeti ve kurumsallık olduğunun altını çizen başarılı fenomen; sanatsal dokunuşları, estetik ve duyarlı bir anlayışla harmanlayan Türkiye’nin önde gelen markalarından MIZALLE ile yaptığı partnerliği, MIZALLE’nin sezonda öne çıkan parçalarını, modanın ifade gücünü, sosyal medyanın moda ile olan ilişkisini ve modaya olan bakış açısını anlattı. Modada özgünlüğün kendisi için en temel unsur olduğuna vurgu yapan Sever, kişinin kendisine yakıştırdığı kıyafetleri giymesinden yana olduğunu belirtti. Kişinin kendi stilini oluşturduğunda daha  mutlu ve özgür hissettiğine dikkat geçen başarılı fenomen, günümüz moda anlayışının trend kalıplarını yıkarak buna uygun bir zemin sunduğunu da sözlerine ekledi.

Bundan birkaç sene evvel fenomen kavramı üzerinden ele aldığımız sosyal medya bilinir kişiliği artık bir meslek haline geldi. Ve bir mesleği birtakım çizgileri, beklentileri, kuralları olması gerektiğini ve rekabet oluşturduğunu biliyoruz. Influencerlıkta bu unsurlar nasıl ilerliyor? Markaların önde gelen iş birlikçilerinden olan influencerları öne çıkaran öncelikler neler?

Kesinlikle inkar edilemez bir gerçek ki, bu artık bir meslek haline geldi. Fiziksel gücünüzle yoğun tempoya ayak uydurmaya çalıştığınız bir düzen ve arka planda sürekli çalıştırmak zorunda olduğunuz bir beyin gücü istiyor.

Tamamen kendi penceremden anlatmak istiyorum. Benim için en büyük öncelikler; markanın güven oluşturabilecek altyapısı, müşteriyi memnun edecek ekibi, tarz olarak bir çizgisi ve mutlaka kurumsal olması gerekiyor. Tüm bu bileşenler sağlandığında benim

MIZALLE ile olan iş birliğinizde sonbahar-kış sezonu koleksiyonunu tanıtıyorsunuz. Sezon alışverişine başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Hangi parçaları, renkleri, desenleri seçmeliler?

MIZALLE’de bu sezon takımlar, kabanlar muhteşem. Özellikle luxury koleksiyonundan inanılmaz parçalar seçtim. Seçimlerimi yaparken daha çok toprak tonlarında ilerlemeyi tercih ettim. Ara renkler, desenler ve dokular modellerle birleşince muazzam bir ahenk oluşturmuştu koleksiyonda. İlk koleksiyon seçimine gittiğim gün çok zorlanmıştım çünkü her bir parça gardıroplarda olmayı hak edecek

için iş birliği zemini oluşturulmuş oluyor.

Daha önce de sık sık bir araya geldiğiniz MIZALLE markasının yüzü oldunuz. Bu iş birliği sizin için en ifade ediyor? Bu partnerliğin size ve markaya yansımaları sizce neler olacak?

MIZALLE ilk kurulduğu günden beri beni çok fazla heyecanlandıran bir marka oldu. Bu sezon için söyleyecek, anlatacak çok şeyimiz var. Müthiş bir ekiple çalıştık ve Eylül ayı için hiç olmadığım kadar heyecanlı, gururlu ve mutluyum. Her iki taraf için de en üst seviyede bir iş çıkardığımızdan hiç şüphem yok. Umarım herkes en az bizim kadar çok beğenir.

kadar şık, seçkin ve davetkar.

Kıyafet seçimleri ile kişinin kendini özgüvenli hissetmesi arasında nasıl bir bağ olduğunu düşünüyorsunuz? Bu durum sizi nasıl etkiliyor?

Moda, hiç şüphesiz, kişiyi çok fazla etkileyen bir olgu. Ben tarzım olmayan bir kalıp ve model, sevmediğim bir renk giydiğimde kendimi çok mutsuz, sönük, enerjim tükenmiş gibi hissediyorum. Ancak özgürce yaptığım her kombinde inanılmaz neşeli, dinamik ve özgüvenli oluyorum. Moda, insanın dışarıya karşı verdiği enerjiyi bile etkiliyor fakat bunun da ötesinde moda bir ifade biçimi ve kendinizi doğru ifade edebilmek için doğru ruh halinde olmanız lazım. Moda bunun için çok önemli bir katalizör.

 Moda influencerları da modanın için de olan her isim gibi takdir ve beğenilerle beraber eleştirilere maruz kalıyor. Siz eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz, bu söylemleri nasıl kazanca dönüştürüyorsunuz?

Eleştirilerin hepsine saygı duyuyorum elbette, hakaret boyutuna ve hadsizlik boyutuna geçmediği sürece. İşimiz ve kullandığımız platformlar sebebiyle, yüzbinlerce kişiyle birebir iletişim halindeyiz. Birinin çok beğenip takdir ettiği bir kıyafeti, bir başkasının beğenmeyip doğru bir iletişim dili ile bunu eleştirmesi son derece normal. Ben birçok takipçimle bu özelde DM aracılığıyla konuşuyorum. Çünkü benim göremediğimi bir başkasının görmesi çok olağan ve hatta çok değerli. Benim için bunlar birer fidback ve dikkatle değerlendiriyorum. Öyle tatlı dilli, öyle sevecen takipçilerim var ki, bu eleştiriler ve yorumlar göz ardı edilebilecek bir durum değil benim için. Ne olursa olsun bir kitleye hitap ediyoruz ve bu işin de saygı duyulması gereken tarafı bu bizler açısından. Umursamıyorum, asla girip okumuyorum, ben buyum şeklindeki düşünce tarzı yaş aldıkça daha da oturuyor. Ben böyle düşünmüyorum ve seven sevmeyen, beğenen beğenmeyen herkese saygı duyuyorum.

Günümüz tasarımında farklılık, özgünlük, kullanılabilirlik ve zamansızlık gibi birçok unsur        ön plana çıkıyor. Siz ne dersiniz? Sizin için hangisi ön planda?

Bu işi ilk yapmaya başladığım günden beri özgünlük ve farklılık benim için öne çıkan unsurlar oldu. Ben kendimi bu şekilde iyi ifade ettiğime inanıyorum. Kimsenin asla giymem dediği şeyleri kombinleyip giymeye bayılıyorum. Karışık, alakasız, kat kat giyinmeyi çok seviyorum. Alışılmış düzende ilerlemek benim modumu çokça düşüren bir durum. Ben kendimi nasıl mutlu ve rahat hissediyorsam öyle giyinmeliyim. Biraz aykırı olduğumun farkındayım fakat bununla çok mutluyum.

Yaş aldıkça tamamen kendi tarzımı oluşturdum. Olabildiğince trendleri takip edip kendi tarzımla harmanlıyorum. Dünya modasını ve stil ikonlarını rutin olarak takip ediyorum.

Çok yoğun bir temponuz olduğunu biliyoruz. Peki, Sena Sever, günlük hayatında neler yapar, nelerden hoşlanır?

Bazen günlerin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Bir rutinim yok aslında. Mutlaka bir önceki günden ertesi günün planını yapar günü öyle bitiririm. Çekimlerim varsa onları yapar kendimle bir saat de olsa mutlaka baş başa kalırım. Vakit buldukça at binmeye ve spora yapmaya çalışıyorum. At binmek benim için muazzam bir tutku. Fırsatım oldukça da yürüyüş yapıyorum. Arkadaşlarımla vakit geçirmek benim için olmazsa olmaz. Bundan dolayı da ne kadar yoğun

olursam olayım onlara zaman ayırmayı ihmal etmiyorum.

Bu sezon MIZALLE için gardıroplara girmesi gereken parçalar sizce hangileri?

Luxury koleksiyonundan simli siyah elbise, zamansızlığı ve zarafeti ile mutlaka gardıroplarda olmalı. Özel günlerde çabasız şıklığı yakalamak isteyenler için çok güzel bir seçim olacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra krem beyaz ceket takımı da aması olmayan bir seçim benim için. Her an için kullanılabilecek bir kurtarıcı olan bu takım hem günlük stil hem de etkinlikler için tercih edilebilir.

Sık sık seyahat ettiğinizi biliyoruz. Seyahatin mesleğinize ve kişisel gelişiminize katkılarını nasıl aktarırsınız? Birçok ülke gezdim, gördüm ama bir ülkede uzun süre yaşayana kadar hiçbir şekilde aynı duyguları hissetmediğimi fark ettim. İngiltere benim için hayatımın dönüm noktası oldu diyebilirim. 24 yaşında tek başıma çıktığım yolculuk bana hiç tahmin edemeyeceğim tecrübeler kazandırdı. “İletişim her şeydir” mottomu Londra deneyimimden sonra daha da kuvvetlendirdim. Mesleğim açısından tamamen ufkumun ve bakış açımın geliştiğini fark ettim. Altı ay hiç durmadım. Sürekli ilgi alanım olan, merak ettiğim, bana yenilikler katacağına inandığım her yeri adım adım gezdim. Döndüğümde çevremin şu cümleyi kurduğunu hatırlıyorum: “Giderken tanıdığımız Sena ile döndüğünde gördüğümüz Sena bambaşka.”

Sizi moda anlamında özellikle etkileyen ülkeler/şehirler hangileri oldu? Buralardan gardırobunuza kattığınız en özel şey neydi?

Milano, Paris ve Londra, moda söz konusu olduğun hemen herkes için olduğu gibi benim için de birer moda merkezi. Milano’da sokak aralarındaki vintage mağazalarını unutmuyorum. Muhteşem bir dad blazer almıştım. Paris’te dünya markalarının vitrinleri, özel koleksiyonları ve ürün çeşitliliği beni hayran bırakmıştı ve kendime bir hediye almıştım. Londra ise, benim için zirveydi. Dünya markalarının event’leri,

kafeleri, vintage mağazaları… Her biri muhteşemdi. Londra’dan gardırobum için aldığım her parça özel.

Okuyucularımıza, kendi stillerini oluşturma ve geliştirme konusunda ne gibi önerilerde bulunursunuz?

Kesinlikle sevdiğiniz parçayı giymekten çekinmeyin. Sizin gözünüze güzel geliyorsa, emin olun sizin enerjinizle uyum sağlayacak ve güzel bir etki oluşturacaktır. “Bunun modası geçti” diye bir söylem günümüz modası için geçerli değil. Kendinize yakıştırdığınız

her şey artık moda. Modanın her geçen gün daha kişisel bir tavır sergilediği, modern, vintage ve geleneksel unsurları bir arada barındırdığı şimdinin modası dolayısıyla kişilere daha geniş        bir özgürlük alanı sunuyor.

Özgüvenli olun, renklerden korkmayın ve çizginizi aşmadan kombin yapın.

Son olarak planlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Yeniden İngiltere seyahati planlıyorum. Daha önce de belirttiğim üzere İngiltere benim için özel bir destinasyon. Bundan dolayı da çok heyecanlıyım.

Etiketler:
admin

admin

  • Editörün Seçimi
  • En Çok Okunanlar

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Merjam.com – Copyright 2021 | Codlio
3D tasarım ajansı Ertesi gün ilacı