Işığın karanlığa Capitalin Natürele Oyunu

Merjam Yazar: Merjam 7 Eylül 2020

Bu haberi arkadaşlarınla hemen paylaş!

“Herkes karanlığın renkleri yuttuğunu zanneder. Oysa karanlık ışığı yutar. Renkler hep ordadır. Ve inanın bütün sırlar renklerde saklıdır.” Moda biter, trend yenilenir, her öz kendi içinde sabit. Spotlar karanlığı ışıtır, renkler ise her şeyi.

Işığın karanlığa Capitalin Natürele Oyunu

 

Moda kavramı bir galad-ı meşhur olarak en çok giyim kuşam hususunda kullanılageliyor olsa da tanımı, kapsamı ve etki alanı itibarı ile her tür yaşamsal faktörü, yapıyı ve disiplini içeriyor. Aslında moda çağlardan bu yana süregelen bir gerçekliğin sonucu olarak siyaset, sanat, edebiyat, ekonomi, mimari, sağlık gibi yaşam biçimlerini kapsayan, dönemsel yaklaşımların ve eğilimlerin geçici süreler için kullanımda olması hâli. Bireyi, zihinsel ve yaşamsal kodlarını kaçınılmaz olarak dönemin ruhu çerçevesinde ayarlamaya mecbur bırakan bu akış, her biri kendi içerisinde birbirini tamamlayan ve moda olanın demode olana geçişinin bir çakımlık mesafesinin olduğu bir hızlı üretim ve çok daha hızlı tüketim sistemleri bütünü.

 

Amerika’da bir moda akademisindeki hocam, “Moda; elzem ihtiyaç dışı olan bir nesneyi yahut duyguyu son tüketiciye, en öncelikli ihtiyacı gibi hissettirebilme sanatıdır.” demişti. Yani bu tanımlamadan da hareket ile söyleyebiliriz ki, moda; bir fikri önce satılabilir hâle getirip, ardından arzu duyulan bir nesneye evirip, beklentiye dönüştürdükten sonra acilen giderilmesi gerekilen bir ihtiyaç algısı oluşturmak demek. Moda, varoluşunu görünür olmak ile tanımlayan, ruhundaki her tür boşluğu; sahip olma yahut ait olmak duygusu ile örtbas etmeye meyyal bireyin, farkındalığına varılamamış bir kendini arayışın her bir yeni akım ile kendini bulmak ve var olmak çabasına karşılık geliyor. Dönemsel ve bölgesel olarak değişiklik gösteriyor olsa da moda toplumsal, sosyolojik ve psikolojik birçok verinin kültür kodları ile harmanlanıp sunulduğu en etkin alanlardan bir tanesi.

 

 

Korselerden Mini Eteklere

 

Özellikle bedenin ve ruhun temel ihtiyacı olan barınmak, saikine cevap niteliğinde olduğu için giyim modası ve mimari moda, hacimleri farklı olsa da etkileşim düzeyleri ve strüktürel anlamdaki yansımaları itibarı ile paralellikler arz ediyor. Özellikle 2000’lerin ardından nanoteknolojinin ve mimari kesim hatlarının da yansıtıldığı giyim modası, disiplinlerin birbirinden ne denli etkilendiğin de net kanıtı gibi. Disiplinlerarası keskin çizgilerin henüz kaybolmadığı çağlarda, kültürler arası geçişkenliğin her dönemde kendi topraklarından neşet eden ile hemhâl olduğu söylenebilirken, globalleşmeyle birlikte kapitalist algının hüküm sürdüğü bugünün modasında bu ayrışmadan bahsedebilmek oldukça güç.

 

Örneğin eski Mısır toplumunda makyaj yapma, saç ektirme, uzun peruklar kullanmak son derece revaçta ve güzelliğin betimleyicisi iken, felsefenin önemli bir norm kabul edildiği Yunan giyim modasında bedene düz olarak sarılmış kumaşların yoğunlukta olduğunu görüyoruz. Roma toplumunda şaşa ve müdebdeb dekolteler ön plana çıkarken, renklerde hiyerarşik yapılanmanın hayata damgasını vurduğu, misalen mor rengin halk tabakası tarafından değil sadece saray rengi olarak kullanım hakkı olduğu bir Bizans’tan da bahsetmek de mümkün. Diğer yandan bugün kadim kültürlere sahip birçok bölgede belli alanlarda bir aynılaşmanın kaçınılmaz oluşunu ve tercihli öncelik oluşunu müşahede ediyoruz.

 

Moda, genel yapısı ve üretim kanalları ile herkese ulaşabilir gibi görünse de, esasta sınıfsal farkların da altını kalın kalem ile çizen bir olgu olma özelliğini yitirmedi. Herkesin hatırlayacağı bir örnekten yola çıkar isek Ortaçağ’da, çalışan ve güneş ile mecburen muhatap olan halk tabakasından ayırıcı bir özellik olarak prim yapan beyaz ten, sonraları güneşlenebilmenin ayrıcalıklı olduğu varsayılarak bronz tenin makbul olduğu bir tercihe evrildi. Partilerin, korselenmiş bellerin, yastıklanmış kalçaların, İspanyol prensesinin guatr rahatsızlığını kamufle etmek için tasarlanan boyunlukların giyim ve yaşam modasına hükmettiği bir Rönesans dönemi de yaşandı bu dünyada; 1960’larda mini eteklerin bir numaralı tercih olduğu, geçmiş ile kıyaslandığında nerede ise sıska denilebilecek düzeyde zayıf kadınların makbul olduğu, twiggyli, pop art’lı, cinsel liberasyonun had safhada yaşandığı Swinging London dönemleri de… Birbirine taban tabana zıt bu akımların hepsinin ortak özelliğinin, “toplumda söz söyleme önceliği olan” gruplar tarafından belirlenmiş olduğunu söylersek yanlış söylemiş olmayız.

 

Kralın debdebeye olan düşkünlüğü sebebi ile “Güneş kralı” adı ile anıldığı barok dönemde perukların uzun olmasının sebebinin Kral Henry’nin boyunun kısa olması ile ilintili olduğu yönündeki birtakım veriler, genel eğilimi tekrar eder şekilde, o dönem elitlerinin ihtiyaçlarının modayı ve akışı belirlediğinin bir kanıtı. Moda olana sahip olanın ve arzu nesnelerinin eşitsiz dağılması sorunsalının toplum üzerinde yarattığı derin kırılmaların ve sebep olduğu tarihsel dönüşümlerin en önemli örneğini ise 18. yüzyılda krematik çiçekli dönem diye adlandırabileceğimiz Maria Antionete’in rokoko çağında görebiliriz. Fransız devrimi sonrası biblo bebek formatını koruyan kadının akıştaki yerini, 1800’ler sonunda ilk kez değiştiren Paul Poiret, Osmanlı ve Asya’dan etkilenen ve oryantalizm öğeleri taşıyan tasarımlarını kabarık elbiselerden vazgeçmeyen kadına giydirmeyi başarmıştır.

 

1800’de başlayan, modanın saraydan dışarı taşınması hâli 1900’ler sonrasında iyiden iyiye özgürleşmiş ve kendi özgün çizgisini yansıtan, tasarımları çeşitlilik içerisindeki bir seçenek olarak sunan farklı isimler ve farklı tasarım akımları doğurmaya başlamıştır; tâ ki birçok tasarımcıyı ve markayı satın alıp tek bir çatı altına toplayan moda devleri doğana kadar. Bu tekelleşme de moda dünyasında farklı bir başlangıç oldu. Döneminde sürreal ve kübist sanatı modaya adapte edişi ile bir çığır açan, şimdilerde ismi moda dünyasında altın harfler ile anılan birçok tasarımcının ilham kaynağı saydıkları Elsa Schiaparelli, döneminin en önemli isimlerinden olup kimi moda çevrelerince eleştirilir iken sanat çevrelerince alkışlara boğulmuştur. Modaya temalı defileler ile yeni bir soluk kazandıran Schiaparelli Picasso, Dali gibi bazı sanatçılarla işbirlikleri yapan bir tasarımcı olarak kavramsal moda tanımının ilk temsilcilerinden oldu. Aynı dönemde jarse gibi basit bir kumaşı kadın giyiminde en tercih edilir parçalara uygulayan Coco Chanel ile Schiparelli arasındaki çekişmede kazanan yahut kaybeden olmayıp ikisinin de moda dünyasında ses getiren işlere imza atması, farklı çizgideki işlerin her ikisinin de kaliteli yapılması hâlinde kullanıcısı ve seyircisi ile buluşmasına en önemli örneklerden birisidir. Yaptığı işler ile önce tepkiler sonrasında övgüler toplayan ve bence kavramı modaya taşıyan en önemli son dönem isimlerden birisi de İtalian Vougue dergisinin fark yaratan ve dergiciliğe yepyeni bir soluk getiren editörü Franca Sozzani’dir. Sektör olarak içinde bulunduğu alanı eleştirilebilir görmesi, kavramsal moda hakikatini mühim bir çizgiye çekmiştir. Ariz ve amig olarak burada kaleme alamıyor isek de yukarıda bir miktar değindiğimiz giyim modasındaki çeşitliliği, yorum farkını ve hızlı değişimleri hayatın her alanında gözlemlemek mümkün.

 

Etine dolgun kadın ile başlayıp sıska kadın beğenisi ile devam eden, alabildiğine mükemmel, fit, atletik bir fiziki yapıya sahip olmayan kadınların neredeyse çirkin sayıldığı algı sonrası bugünlerde “Kusurlu güzellik” modası ile gerçeklikle barışma yaklaşımlarına evrilişine, her gün yeni bir akıma ve farklı bir tutuma şahitlik ediyoruz. Mimaride çizgisel değişimleri bile geride bırakacak bir eğilim ile eşyada minimalist düzeyden ziyade, felsefi bir yaklaşım ile doğaya dönüş naralarının atıldığı ve ne zaman biteceği bilinmeyen bir trend hâlinde doğaya aktarıldığı bir dönemdeyiz örneğin. Sağlıkçıların her birinin serice kanaatlerinin ve tavsiyelerinin dönüşüp değiştiği, bir yandan fast food kültürünü toplumun tüm katmanlarına pompalarken, bir yandan da aydınlanma ile perhiz dolu bir yaşam sürdürmeye tam da ayak uydurmuş iken, az ama her şeyden yemenin daha sıhhatli olduğu yönündeki çağrılara kulak verip, “Hangisini yapmalıyız” şaşkınlığının yaşadığımız dönemdeyiz. Yine uzmanlarca bir gün cardionun, ertesi hafta platesin, nihayeti açık havada düz koşunun en sıhhatli spor yöntemi olduğunun söylendiği o dönemdeyiz. Siyasette içe kapanışın revaçta olduğu zamanın da, bölgeseli dahi aşan siyasetin de karşılık bulduğu nice dönemlerden geçtiğimiz bir dünyadayız.

 

 

Afrika da Mekâna Dâhil mi?

 

Bu veriler be tespitler ışığında ancak başka bir yazının konusu olabilecek, cevabı net olarak iç dünyamda asla hitama ermemiş bir sual beliriyor aklımda. Tüm bu akışta; Afrika da mekâna dâhil mi? Tasarım atölyeme aldığım bir sanat eserinin bendeki ruhsal karşılığı idi, notladığım şu yazı:

 

Hani modern ya dünya. Hani çokça gelişmiş, aşmışız ya hani biz çokça şeyi. Çokça yol kat etmişiz, okumuşuz biz çokça. Sınırsızca üretmiş, pervasızca tüketmişiz. Hani onlar primitif, hani belki “Vahşiler.” Bizim buradan bakınca ayrık otu gibiler. Hah işte oradan kavrıyor o gözler beni. Barok modern ortamdaki ayrık Afrikalı hissimden endüstrisiz gerçek sanat, modası olmayan gerçek stil fikrinden. Sene 2015 idi, çıplak bedenini boya ile giydirmiş, omzundan aşağı sade bir şal indirmiş Afrikalı bir erkeğin elinde duran silah fotoğrafı, çarpıp vurmuştu beni. Daim aklımda olan ve ruhumu kemirip duran “Kapitalin natürele oynadığı akıl almaz oyun” fikrini tamamen netlemişti ve şöyle cümleleşmişti hissim: Moda hiç bir şeydir, still ise her şey. Stili az, modası çok dünya. Primitif stilde bir dünya modası; silah.

 

Bir dişlisi olduğum kapital çarka Afrikalı gözlerimden bakınca değişiyor dünyam. Zaman zaman gözlerimi gözlerine dikip belki de gerçeği mükerreren hatırlayacağım ayrık otu gelmiş mekânıma. Hoş gelmiş. Artık Afrika da mekâna dâhil. Hem bak ne diyor içimi en sarmalayan şiirde şair;

 

Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek

İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar

Öylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar.

 

Hilal Büşra CEBECİ – Tasarımcı

Etiketler:
Merjam

Merjam

  • Editörün Seçimi
  • En Çok Okunanlar

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Merjam.com – Copyright 2021 | Codlio
3D tasarım ajansı