20 Sene sonra genç görünen ama bir şey hatırlamayan insanlar olacak

Merjam Yazar: Merjam 10 Eylül 2020

Bu haberi arkadaşlarınla hemen paylaş!

Doç. Dr. Azize Dedekılıç, “Toplumda 20 sene sonra çok genç ve güzel insanlar olacak, ama bir şey hatırlamayacaklar. Eğer cinsellik için gençlik istiyorlarsa evet genç kalacaklar ama cinselliklerini yaşayamayacaklar. Estetiğe, gençleşmeye yapılan yatırımın çok azı Azheimer’a yapılmıyor maalesef” dedi.

20 Sene sonra genç görünen ama bir şey hatırlamayan insanlar olacak

 

Plastik Rekonstruktif ve Estetik Cerrahi Doktoru Doç. Dr. Azize Dedekılıç ile Barbie bebeğe benzeme ameliyatlarından, altın orana estetiğin yuva kurtarıp kurtaramayacağına kadar geniş bir yelpazede sohbet ettik.

Dr. Dedekılıç’a göre bir hastanın operasyonla canavara benzeme özgürlüğü var. Ama cerrahın da hasta seçme hakkı saklı.

 

 

Bilimsel olarak güzelliğin bir matematiği var mı? Yoksa kültürlere göre değişkenlik gösteren bir algı mıdır güzellik?

 

Güzelliği isterseniz belli bir matematiğe oturtursunuz; neresinden tuttuğunuza bağlı. Ama söz konusu matematiğin kuralları da kültürlere göre değişiyor. Zamana ve kişilere göre de değişim gösteriyor. Onun için hiçbir zaman “Güzellik şudur” diyemeyiz. Siz pürüzsüz bir teni güzel bulursunuz, ben güzel bakmayı güzel bulurum. 50 sene öncesinde olsaydık da başka bir şeyleri güzel buluyor olacaktık. Güzellik söz konusu olduğunda iki kere iki dört etmiyor. Herkesin kendine göre bir matematiği var.

 

Altın oran güzel midir?

 

Ben yaratıcıya inanıyorum ve altın oranın yaratıcının mükemmeline yaklaşmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. O mükemmele yaklaştıkça biz o yüzü hoş görmeye başlıyoruz. Altın oranda, beli bölgelerin birbirlerine olan oranları söz konusudur biliyorsunuz. Ama çok çirkin dediğimiz, yüzü altın oran kurallarına uymayan biri de gülümsediği zaman altın orana yaklaşabiliyor. Bir insanın gözünün içinin parlaması, bir bölü üç burun veya bir bölü üç dudak kenarı gibi oranlardan daha belirleyici olabiliyor güzellik algısında. Hatta bir insanın gözünün içi gülmüyorsa, yüzündeki mükemmel orantı bize soğuk bile gelebiliyor. Kesinlikle yaratıcının güzeli idealize ettiği bir altın oran var. Ama mutluluk ve gülümseme ile o orana yaklaşmış hissi verebilmek de mümkün.

 

 

GÜZELLİK ALGISI ÇOCUKLUKTA BAŞLAR

 

 

Estetik yaptırmak, insanın kendi doğasına müdahalesi aslında. Birin kendisini beğenmemesi sizce içsel bir boşluktan mı kaynaklanır? Yoksa eş, arkadaş gibi çevresel faktörler mi etkilidir?

 

Herkeste güzel olma arzusu vardır ama bu arzu başta anne ve baba olmak üzere tüm çevre ile ilgili faktörlerden etkilenir. Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuğa kimse güzellik konusunda bir uyarı vermezse o güzelin ne olduğunu bilmeyecektir. Annesi o çocuğa “Güzel yavrum benim” demeye başladıkça kendisini güzel ve iyi hissetmeye başlar çocuk. Ergenlik çağına geldiğinde ise aynaya baktığında gördüğü ben ile içindeki ben arasında bir çatışma başlar. TV’de, internette gördüğü karakterlerle kendini kıyaslar ve kendisinin güzel olmadığına kanaat getirebilir. Kişinin kendisiyle ilgili güzellik algısı çocuklukta aile etkisiyle şekillense de asıl kırılma ergenlikte başlıyor. Bu noktada kişi “Ben kısa boyluyum ama gözlerim güzel” gibi savunma mekanizmalarıyla kendisini ferahlatmayı seçer genelde. Eğer ferahlatamıyorsa da hayatındaki her olumsuzluğun nedenini kusurlu bulduğu yerine bağlar. Mesela eşi tarafından terk edildiyse, bu durumun kendisini kilolu olmasından kaynaklandığına inandırır. “Aslında biz hayatı paylaşamadık, aynı frekansta olamadık” demez mesela, çünkü analiz yapmak zor bir süreçtir. Eğitim ister, düşünmek ister… Dolayısıyla kolay yolu seçer ve hayatındaki olumsuzluğu dış görünüşüne bağlar. Güzel olduğunu düşünen insanlar, kendine güven duydukları için hayatta çok daha iyi yerlere geliyor. Fakat bu bazen dezavantaja da dönüşebiliyor. Her şeyi sadece güzelliğini kullanarak yapmaya alışırsa, yeteneklerini kullanmadığı için onları köreltiyor.

 

Estetik operasyon gerçek bir hekim tarafından ne zaman gerekli görülür? Beğenmediğimiz her yerimiz operasyona açık mıdır sizce? Siz bu konuda nasıl bir yaklaşıma sahipsiniz?

 

Bir hekim olarak önce hastayı dinlememiz lazım. O hastanın neden rahatsızlık duyduğunu, içinde neler yaşadığını, çocukluktan beri neler hissettiğini bilmeden konuşuyoruz. Mesela bence burnu o hastaya çok yakışıyor olabilir ama toplumda yaşadıkları bunun tersini gösterdiyse onu da anlamak ve oturup dinlemek gerek. Huzursuzluğunun bir altyapısı var mı, neden o operasyonu yaptırmak istiyor; iyice anlamak lazım. Hasta “Eğer operasyon olursam kendimi artık iyi hissedeceğim” diyorsa ben bir hekim olarak operasyonu yapmam diyemem. Bazen hastaların dismorfik bozukluğu, yani beden algısında bozukluk olabiliyor.

 

 

SENİN NEREN HARİKA?

 

 

Böyle bir durumla karşılaşınca ne yapıyorsunuz?

 

Psikiyatra yönlendiriyoruz. Eli ayağı gerçekten düzgün fakat yine de görünüşünden huzursuz ise o zaman şüpheleniyoruz. Fakat hastayı psikiyatra yönlendirmek bizim toplumumuzda pek mümkün olmuyor biliyorsunuz. “Ben deli miyim” diye düşünüyor. Yaşlanmak diye de bir gerçek var. Hastanın 15 yaşında kalamayacağını anlaması gerekiyor. 50 yaşındaki hasta estetik operasyon yaptırma isteğinde haklıdır ama onu 20 yaşında bir fıstık yapamayacağımızı da idrak etmeli. Hasta, operasyon olduktan sonra artık yaşlanmayacağını, öyle kalacağını duymak istiyor ama bu mümkün değil. Yaşlanmaya devam ediyoruz. Biz operasyonlarla süreyi sadece biraz geri sarabiliyoruz; hastanın kendine güveni gelsin, biraz kendini iyi hissetsin diye. Yani artık kendisiyle uğraşmayı bıraksın diye… Bu bayramlık giymeye benzer. Bayramlıklarınızı kimse fark etmese de siz kendinizi iyi hissedersiniz. Ama bu operasyonlar çok abartılırsa -bazı ünlülerimiz gibi- hasta sokağa çıkamayacak hâle geliyor. Ben yavaş ilerleme taraftarıyım. Hasta hekimi tanısın, hekim hastayı tanısın. Hastaya aynı anda birden fazla operasyon yapılmamalı, yavaş ilerlenmeli ki belki hasta belli bir noktada tamam diyecek, o kadarı ona yetecek…

 

 

Belli oranlara sahip olma hevesi dışında bir de birilerine benzemek için yaptırılan operasyonlar var. Bir cerrah olarak bu tür hastaları destekler misiniz?

 

Bu sağlıklı değil. Biz asistanken bir kız gelmiş hocamıza demiş ki; “Burnumu Harika Avcı gibi yapar mısınız?” Hoca da demiş ki; “Senin neren Harika?” Harika zaten boylu poslu, gösterişli hoş bir kadın. Burnu düzeltilince Harika Avcı olmuş. Harika Avcı burnu isteyen kız ise ufak tefek biriymiş. Yani hoca demek istiyor ki sen burun ile Harika Avcı olamazsın. Birine benzemeyi istemek normal değil zaten. Çirkin insan bile eğer kendisiyle barışık, sağlıklı biriyse kendini güzel bulur. Ha kadın gençliğinde çok güzeldir ama yaşlanınca buruş kırış olmuştur, biraz eski günlerine dönmek ve iyi hissetmek istiyordur; o zaman ona bir şey diyemeyiz. Biraz estetik operasyon istemek onun hakkıdır. Mesela, Çerkezlerin ciltleri inceciktir, buruş buruş olurlar. Bir Çerkez gelip operasyon istese hakkıdır.

 

 

Cilt konusunda en şanslı ve en şanssız olanlar kimler?

 

En şanslılar esmerler, çok zor kırışırlar. En şanssızlar ise kesinlikle sarışınlardır.

 

 

Çoğu zaman estetik operasyonlar kişiyi güzelleştirmese bile güzel hissetmesine neden olduğu için psikologları tarafından destekleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

 

Yerinde ve dozunda yapılırsa iyi bir destek olduğuna inanıyorum ben de.

 

 

Bir operasyonda ne zaman abartıya kaçmış olunur, bir sınırı var mıdır?

 

Biz bazen sokakta abartılı örnekler görünce hemen yapan doktoru suçlarız, “Ne kadar kötü yapmış, kadını mahvetmiş” deriz. Oysa belki de hasta istemiştir öyle olmayı. Mesela bazı hastalar bana dudak dolgusu için geliyor ve öyle bir dudak istiyor ki, “Bak bununla balık gibi olursun” diyorum. “Ama ben öyle istiyorum” diyor. Bazı hasta da “Bana en uygun olanı yap doktor” diyor. En sağlıklısı bu, çünkü bir hasta hiçbir zaman kendisini bir estetik cerrahın gördüğü gibi göremez. Bir kere bir insan kendini genellikle hareketsiz görür. Aynada konuşma âdeti yoksa… Dolayısıyla insanlar kendi mimiklerini, detaylarını göremezler.

 

 

Dünyada çok absürd operasyonlar yapıldığını görüyoruz internette. Kendisini canavara benzetenler bile oluyor. Bir cerrah nasıl olur da hastanın bu tür taleplerini kabul edebilir, bu işin etik bir sınırı yok mudur?

 

Mesela şimdi dünyada Barbie bebeğe benzemek isteyenler oluyor. Bir cerrah da hastayı Barbie bebeğe benzetebiliyorsa bu cerrahi bir dehadır, kabul etmek gerek. Bu ameliyatları illa ki birileri yapacak, bari iyi cerrahlar yapsın. Hasta ömür boyu o ameliyatın sonucuyla yaşayacak. Hastanın tercihine kesinlikle saygı duyuyorum ama hekimin de tercih yapma hakkı vardır. Hekim de hastasını seçme hakkına sahiptir. Bir insanın ameliyatla canavara benzeme hakkı da vardır, bir insanın canavar olma özgürlüğü vardır. Cerrah bunu becerebiliyorsa tebrik etmek lazım. Ama bunu sırf para için yapıyorsa bu çirkin bir şey. Yıllar önce Erzurum’da mecburi hizmetteyken bir hasta geldi ve “Yüzümü tanınmayacak hâle getir, ne kadar para istersen veririm.” dedi. Meğer korucuymuş ve teröristlerden kaçıyormuş. Şehirdeki tek plastik cerrah da benim. Dedim ki; “Tek plastik cerrah benim, beni kesin bulurlar. Ben bu işi para için yaparsam seni arayan kişiler geldiğinde ve kafama silah dayadıklarında her şeyi anlatırım.” Eğer gerçekten çok parası varsa ameliyatı yurtdışında yaptırmasını tavsiye ettim, orada Don Kişot’luk yapmadım. Böyle bir teklife para için balıklama atlayıp atlamamak tamamen karakterinizle alakalıdır.

 

 

 

Sizce güzel nedir; yakışıklı nedir?

 

Montaigne, “Sizin gözlerinizin ne kadar güzel kahverengi olduğuyla ya da saçlarınızın kurallığıyla ilgilenmezler. Boyunuzla posunuzla ilgilenirler.” demiş. Hakikaten de bir insanın güzelliğinden bahsederken önce “Boylu poslu, çok hoş biri” deriz. Karadeniz’de yosma derler boylu poslu olanlara. Görüş alanımızda ve heybeti olan kişi gözümüze güzel gözükür. Çok güzel minyonlar da vardır ama onlar o çok hoş, çok güzel kategorisine girmezler. Bir insana boy pos kazandırmak da estetik cerrahların elinden gelen bir şey değil. O nedenle en güzeli, insanları her hâlimizin güzel olduğuna ikna etmek.

 

 

Herkes genel olarak “Doğal dursun” derdinde. İyi yapılırsa her operasyon doğal durabilir mi sizce?

 

Doğaldan kasıt doktorun imza atmamasıdır. Eskiden bir hoca vardı adını vermeyelim herkesin burnunu kayak pisti gibi yapardı. Bağdat Caddesi’nde gezerken burnu kayak pistine benzeyen kimi görseniz o hocanın yaptığını anlardınız. Bu imzasıydı hocanın. Bir yüze imza atmamak lazım. Yüze göre burun küçük ya da büyük yapılabilir. Hepsi aynı olamaz, olmamalı. Yüze uygun bir şey yapılırsa o doğal olur. Tabii kişiyi eskiden beri tanıyanlar estetik yaptırdığını hemen anlar ama tanımayanlar anlamaz. O nedenle okul veya iş değiştirme dönemlerinde operasyon yapılması tavsiye edilir. Yeni çevresi kişiyi o yeni hâliyle tanıyacaktır.

 

 

BOŞLUKTA OLAN KADIN KENDİSİYLE UĞRAŞIYOR

 

 

Bir insana kusurları da yakışıyor olamaz mı? Hiç “Bu kusur sana yakışıyor” dediğiniz hastanız oldu mu?

 

Çok oldu. Ben kusur demiyorum tabii ki. Mesela; büyük burun her zaman kötü görünmez, kişinin yüz ve kemik yapısına göre çok şahsiyetli de durabilir. Geniş bir yüze minnacık bir burun oturtamazsınız. Ben hastaya farklı bir bakış açısı sunarım ama hasta yine de ben bundan rahatsızım diyorsa düzeltmek durumundayım.

 

 

En çok kimler estetik yaptırıyor? Evde koca bekleyen ev kadınları mı yoksa daima mükemmel görünmek zorunda olduğuna inanan iş kadınları mı?

 

Çalışan, sosyal tatmini güçlü bir kadının kendisiyle o kadar ilgilenecek vakti yok. Kendisiyle uğraşmak için estetik ameliyat yaptıran kadınlar genelde boşluktan, can sıkıntısından yaptırıyor diye düşünüyorum. Ya da ailede çalkantılar varsa kendilerine kafayı takabiliyorlar. Tabii elimde bu konuda istatistiki bir bilgi yok ama genelde böyle olduğunu gözlemliyorum. Gerçekçi estetik taleplerini bunun dışında tutuyorum yalnız. Mesela; bir kadının göğüsleri aşırı büyükse, yoğun bir iş kadını da olsa, ev kadını da olsa göğüs küçültme ameliyatı yaptırmak istiyor ve ilk fırsatta yaptırıyor. Bazı kadınların da sermayesi yüzü. Mesela; Ajda Pekkan. Ama tiyatrocuların, oyuncuların kesinlikle yaptırmaması gerekiyor bana göre. Yıldız Kenter’i gördüm, artık mimik bile yapamıyor. Bu bir tiyatrocu için korkunç bir şey.

 

 

Kadınlarda ve erkeklerde en çok talep edilen operasyonlar hangileri?

 

Kadınlarda göz kapağı, göğüs, karın germe ve burun. Erkeklerde burun ve saç ekimi en sık tercih edilen operasyonlar arasında. Ama dediğim gibi erkekler kadınların aksine genelde kendilerini güzel, hoş bulurlar. Özgüvenleri yüksektir, hele de parası varsa. Şimdi daha çok estetikten ziyade vücut geliştirme ile ilgileniyorlar.

 

 

Sizce bir gün gerçekten estetik olduğu anlaşılmayan ve 30 yaş genç gösterebilen operasyonlar yapılabilecek mi? Eğer bu mümkün olursa sizce etik olur mu?

 

İnsanın aklına gelen her şey bir gün mümkün olabilir ama bence bunun yerine başka bir şeye kafa yormak gerekiyor. Toplumda ciddi miktarda Alzheimer vakası var. Bir toplantı yapılmış nörologlar arasında. Toplumda 20 sene sonra çok genç güzel insanlar olacak ama bir şey hatırlamayacaklar. Eğer cinsellik için gençlik istiyorlarsa evet genç kalacaklar ama cinselliklerini yaşayamayacaklar. Estetiğe ve gençleşmeye yapılan yatırımın çok azı Azheimer’a yapılmıyor maalesef. Alzheimer’ın neden arttığına yönelik bilimsel araştırmaların desteklenmesi gerekirken dış görünüşün genç kalması üzerine yatırım yapılıyor bolca. Önce zihnimizin genç ve sağlıklı olması gerek.

 

 

Kök hücre ile gençlik aşısı konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce ömür boyu genç kalmanın sırrı kök hücre olabilir mi?

 

Kök hücrenin sonuçlarının daha ne olduğu bilinmiyor. Çok eski bir mazisi yok. Bir şey hakkında fikir sahibi olabilmemiz için en az 10 sene sonuçların takip edilmesi lazım. Kök hücre aşısında, hücreye laboratuar ortamında büyüme sevdiriliyor. Bir noktadan sonra kontrolden çıkıp çıkmayacağını kimse garanti edemez. Güzelleşmek için yaptırılan kök hücre aşısı kansere yol açabilir yani. Zaten ölecek olan bir kanser hastasına kök hücre yapılması doğal, adam zaten ölecek diye bakılıyor. En azından aşı ile bir umudu oluyor. Ama gençleşmek uğruna kök hücre aşısını tavsiye etmem, pisipisine hayatını kaybedebilir hasta. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olabilir…

 

 

Plastik cerrahide dünyadan geri kalır bir yanımız var mı sizce?

 

Hayır kesinlikle yok. Bir hastanın estetik operasyon ve plastik cerrahi için yurtdışına gitmesi için tek bir sebep bile yok. Her şey ülkemizde yapılabiliyor. Zaten artık yurtdışından Türkiye’ye geliyorlar operasyon için. Sadece saç ekimi için değil birçok operasyon için ülkemizi tercih ediyor yabancılar.

 

Etiketler:
Merjam

Merjam

  • Editörün Seçimi
  • En Çok Okunanlar

Copyright © Tüm hakları saklıdır. Merjam.com – Copyright 2021 | Codlio
3D tasarım ajansı