<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Toplum arşivleri - Merjam</title>
	<atom:link href="http://merjam.com/etiket/toplum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merjam.com/etiket/toplum/</link>
	<description>Modanın Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Sep 2022 11:04:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.6</generator>
	<item>
		<title>Büyük krizler intihar düşüncesini beraberinde getiriyor</title>
		<link>http://merjam.com/buyuk-krizler-intihar-dusuncesini-beraberinde-getiriyor/</link>
					<comments>http://merjam.com/buyuk-krizler-intihar-dusuncesini-beraberinde-getiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Sep 2022 08:03:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İntihar düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=154262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büyük yaşamsal krizler ve akabinde gelen yoğun stres yükü ile gelen intihar düşüncesinin nadir olmadığını kaydeden Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, “Yakın dönemde yaşanan ayrılık, boşanma ve ölüm gibi kayıplar, kaza ve hastalık sonucu ortaya çıkan bedensel yeti kayıpları, kendilik değerinde ya da toplumsal statüde kayıplar örneğin işten çıkarılma ya da iflas, göç ve taşınma gibi güvenlik duygusunun kaybı, yapılan bir eylemden ya da işitilen bir durumdan ötürü yoğun utanç duygusu kişiyi savunmasız ve çaresiz hale getirebilirken intihar davranışı açısından risk oluşturmaktadır.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/buyuk-krizler-intihar-dusuncesini-beraberinde-getiriyor/">Büyük krizler intihar düşüncesini beraberinde getiriyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="190" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/Intihar-dusuncesi-300x190.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/Intihar-dusuncesi-300x190.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/Intihar-dusuncesi-768x486.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/Intihar-dusuncesi.jpg 900w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası İntiharı Önleme Derneğinin bir girişimi olarak 2003 yılından bu yana dünyada intihar olgusu konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 10 Eylül tarihini Dünya İntiharı Önleme Günü olarak ilan etti. Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, Dünya İntiharı Önleme dolayısıyla yaptığı açıklamada intihar ve intiharın önlenmesine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İntihar eylemi sadece bireyi değil toplumu etkiler!</strong></h2>



<p>Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, intiharın biyolojik, psikiyatrik ve sosyolojik yönleri olan çok boyutlu ve karmaşık bir davranış olduğunu belirterek “İntihar, herhangi bir psikiyatrik hastalığın eşlik etmediği kaotik süreçlerden çeşitli psikiyatrik hastalıklara kadar birçok durumda karşımıza çıkabilir ve geniş bir bakış açısı gerektirir. Tamamlanmış olsun ya da olmasın intihar eylemi, sadece bireyi değil, ailesini, sevdiklerini ve zaman zaman içinde bulunduğu toplumu dahi etkileyebilen yıkıcı bir eylemdir. Bu açıdan bakıldığında intihar düşüncesi ve davranışı, bir taraftan önemli bir psikiyatrik acil durum iken diğer taraftan da büyük bir halk sağlığı sorunudur.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>DSÖ: Dünyada yılda 800 bin kişi intihar ediyor</strong></h2>



<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı raporda, genç yaşlardaki ölüm nedenleri arasında intiharın ikinci sırada yer aldığını ve dünyada yılda yaklaşık 800 bin kişinin intihar ile hayatına son verdiğinin bildirildiğini ifade eden Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, intiharın ölümle ya da kalıcı bir hasarla sonuçlanabileceği gerçeğine karşın önlenebilir bir eylem olduğu unutulmaması gerektiğini vurguladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Risk grupları kimlerdir?</strong></h2>



<p>&nbsp;İntiharı önlemede risk gruplarının belirlenerek bu gruplara yönelik önleyici yaklaşımların geliştirilmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, “Bu noktada nihai hedef intihar davranışını engellemek veya intihara eğilimi olan kişiyi rehabilite etmektir. İntihar davranışı ile ilgili en önemli risk grubunun içinde depresyon, bipolar duygudurum bozukluğu, alkol-madde kullanım bozukluğu, şizofreni, borderline kişilik bozukluğu ve antisosyal kişilik bozukluğu olan bireyler yer almaktadır.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Çocukluk travmalarına dikkat!</strong></h2>



<p>&nbsp;Tamamlanmış intiharların yüzde 90’ında psikiyatrik bir tanı bulunduğunu ifade eden Dr. Erman Şentürk “Bu nedenle bütün psikiyatri hastalarında intihar düşüncesi, ilk değerlendirme ve kontrollerde muhakkak sorgulanmalıdır. Yine çocukluk çağı travmaları özellikle de cinsel ve fiziksel istismar öyküsü intihar için bağımsız bir risk etmeni olup olasılığı yaklaşık 10 kat kadar artırmaktadır. Daha önce intihar girişiminde bulunmuş kişiler, yineleyen girişimler açısından büyük risk taşımaktadır. İntihar girişimin tekrarlama riski intihar girişiminden sonraki ilk bir yılda ve de özellikle ilk üç ayda çok yüksektir. Yine ailede intihar girişimi öyküsü olması da önemli bir risk etmenidir.” uyarısında bulundu.</p>



<p>Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, psikiyatrik bozukluğu bulunmadığı halde intihar davranışı açısından önemli olan bir diğer risk grubunda ergenler, yaşlılar, yalnız yaşayanlar, partneri olmayanlar, kronik ve ağır hastalığı olan bireyler, engelliler, şiddet mağduru kadınlar veya çocuklar yer aldığını söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Toplumsal ve bireysel önlemler üst seviyeye çıkartılmalı</strong></h2>



<p>İntiharı önlemeye yönelik girişimlerin, toplumsal ya da bireysel olarak değerlendirilebileceğini kaydeden Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, “Toplumsal önleyicilik açısından ana hedef, toplumdaki bireylerin intihara eğilimini artıran faktörlerin belirlenerek ortadan kaldırılması, risk gruplarının ve risk etmenlerinin belirlenerek önleyici yaklaşımların geliştirilmesidir. Bireysel önleyicilik açısından ise intihar girişiminde bulunmuş kişilerin psikiyatrik tedavisi ve intihar davranışının tekrar ortaya çıkmasının engellenmesi hedeflenir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Toplumsal pek çok sorunun çözülmesi gerekiyor</strong></h2>



<p>Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, toplumdaki bireylerin intihar eğilimini artıran faktörleri önlemeye yönelik mücadelede işsizlik, eğitimsizlik, adaletsizlik gibi sorunların çözülmesi, sosyoekonomik sorunların asgari düzeye indirilmesi, intihar araçlarına ulaşımın zorlaştırılması, medyanın ve özellikle de sosyal medyanın intihar davranışı üzerindeki olumsuz etkilerinin engellenmesi, toplumsal damgalanma nedeniyle tedavisi geciken ya da aksayan psikiyatrik hastalıklar ve intihar davranışı konusunda eğitimlerin yer aldığını söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sosyal medya intihar davranışlarında etkili mi?</strong></h2>



<p>Bu tür uygulamaların, İskandinav ülkelerinde bir program haline getirilerek uygulandığını ve olumlu sonuçlar elde edildiğinin görüldüğünü ifade eden Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, “Özellikle genç bireylerin intihar davranışları üzerinde sosyal medyanın etkilerinin olabileceği ve bu nedenle intiharı önleme stratejileri arasında sosyal medya kullanımının yer alabileceği öne sürülmüştür.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Psikiyatrik destek ne zaman alınmalı?</strong></h2>



<p>&nbsp;İntihar girişimlerinin büyük bölümünün herhangi bir hastalığı olmayan kriz durumundaki bireyler tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Psikiyatri Uzm. Dr. Erman Şentürk, “Alışılagelmiş baş etme yöntemleriyle kişi bu bu kriz sürecini çözümleyemediğinde yoğun bir kaygı, kontrolü kaybetme endişesi, yetersizlik, suçluluk ve huzursuzluk hissedebilir. İçinde bulunduğu bu kaotik süreç kişiyi kendisine karşı saldırgan hale getirebilir. Bu nedenle intiharı önleme stratejileri içinde krize müdahale yaklaşımının büyük önemi vardır. Kriz durumlarında yerinde ve zamanında yapılan müdahale hayati bir öneme sahiptir. Bu zamanlarda psikiyatrik destek almaktan kesinlikle çekinilmemelidir.”diye konuştu.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/buyuk-krizler-intihar-dusuncesini-beraberinde-getiriyor/">Büyük krizler intihar düşüncesini beraberinde getiriyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/buyuk-krizler-intihar-dusuncesini-beraberinde-getiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sevgisiz büyüyen çocuklar yetişkinlikte ailesiyle bağ kuramıyor!</title>
		<link>http://merjam.com/sevgisiz-buyuyen-cocuklar-yetiskinlikte-ailesiyle-bag-kuramiyor/</link>
					<comments>http://merjam.com/sevgisiz-buyuyen-cocuklar-yetiskinlikte-ailesiyle-bag-kuramiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2022 11:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgisiz büyüyen çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=153027</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar çok vahim ve çarpıcı bir tabloyu gözler önüne serdi. Sevgisiz, ilgisiz büyüyen çocuklar ileride ailelerine aynı şekilde muamelede bulunuyor. Travmalar, aile içi şiddet ise nesilden nesile aktarılan bir duygu ve toplumu tehdit ediyor. İşte araştırmadan detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/sevgisiz-buyuyen-cocuklar-yetiskinlikte-ailesiyle-bag-kuramiyor/">Sevgisiz büyüyen çocuklar yetişkinlikte ailesiyle bağ kuramıyor!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="174" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgisiz-buyuyen-cocuklar-300x174.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgisiz-buyuyen-cocuklar-300x174.png 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgisiz-buyuyen-cocuklar-768x445.png 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/Sevgisiz-buyuyen-cocuklar.png 900w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emine Özmete öncülüğünde çocukluk dönemi travmalarına yönelik 17-31 yaş aralığındaki kişilerle gerçekleştirilen ve uluslararası hakemli bilimsel dergi &#8220;Journal of Social Service Research&#8221;de yayımlanan araştırmada, çocukluk döneminde fiziksel veya duygusal açıdan ihmal edilen kişilerin yetişkinlik döneminde anne-babalarını ihmal etme olasılığının daha fazla olduğu ortaya kondu. Prof. Dr. Özmete: &#8220;Aile içi kötü muamele deneyimleri ailede kısır bir döngüye yol açmakta. Şiddet, istismar içeren davranış ve tutumlar, sosyal öğrenme, olumsuz deneyimler, güvensiz bağlanma kalıpları üzerinden yeni nesillere iletilebilmektedir&#8221; diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Araştırma &#8220;Journal of Social Service Research&#8221;de yayımlandı</strong></h2>



<p>Üniversitenin Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (YAŞAM) Müdürü de olan Prof. Dr. Emine Özmete ve ekibi, genç yetişkinler arasında, çocukluk dönemindeki travma deneyimlerinin anne babaya saygı ve evlat olarak sorumluluk alma ilişkilerine yansımalarını ele alan bir araştırma gerçekleştirdi. 17-31 yaş aralığında, 161&#8217;i erkek ve 322&#8217;si kadın toplam 483 katılımcıyla anket yöntemiyle yürütülen ve makaleye dönüştürülen araştırmanın sonuçları, sosyal hizmet alanında saygın bir yere sahip uluslararası hakemli bilimsel dergi &#8220;Journal of Social Service Research&#8221;de yayımlandı.</p>



<p>Buna göre, araştırmaya katılan genç yetişkinlerin çocukluk döneminde en çok duygusal, fiziksel ihmal ve duygusal istismar kaynaklı travmalar yaşadığı, fiziksel ve cinsel istismarın ise daha düşük düzeyde kaldığı belirlendi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çocukluk travmaları yetişkinlikte nasıl ortaya çıkıyor?</strong></h2>



<p>Araştırma sonucunda çocukluk döneminde geçirilen travmaların yetişkinlikte aileye karşı evlat olarak sorumluluk alma düzeyini etkilediği, genç yetişkinlerin çocukluk dönemindeki travma düzeyleri arttığında evlat olarak sorumluluk alma oranlarının azaldığı belirlendi. Buna göre, çocukluk döneminde ebeveynleri tarafından ihmal edilen bireylerin ileri yaşam evrelerinde onlara gereken ilgiyi göstermeme olasılıkları diğer bireylere göre daha yüksek. Araştırmada ayrıca parçalanmış ailelerden gelen genç yetişkinlerin evlat olarak sorumluk alma düzeylerinin diğer genç yetişkinlere kıyasla daha düşük olduğu da saptandı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Aile içi kötü muamele nesilden nesile aktarılıyor!</strong></h2>



<p>Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özmete, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, araştırma sonuçlarının aile değerlerinin, ailedeki sosyal desteğin olumlu ve olumsuz yönleriyle nesiller arasında aktarıldığını ve yaşamın ilerleyen evrelerinde de devam ettiğini gösterdiğini vurguladı. Ailenin ebeveynlere karşı yükümlülüklerini yansıtan evlat olarak sorumluluk alma durumunun Türkiye&#8217;de halen yaygın olduğunu gördüklerini aktaran Özmete, &#8220;Aile içi kötü muamele deneyimleri ailede kısır bir döngüye yol açmakta. Şiddet, istismar içeren davranış ve tutumlar, sosyal öğrenme, olumsuz deneyimler, güvensiz bağlanma kalıpları üzerinden yeni nesillere iletilebilmektedir. Yaşlı istismarı ve ihmali vakalarında da çocukluk dönemi travmalarının izleri görülebiliyor.&#8221; dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&#8220;Sevgi içinde geçen bir çocukluk, aile ve toplumun geleceği için de güvence&#8221;</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Özmete, bu açıdan çocuklara ve ailelere yönelik koruyucu ve önleyici çalışmaların önemine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: &#8220;Bu çalışmada, özellikle fiziksel, duygusal ihmal ve cinsel istismar gibi çocukluk çağı travma yaşantılarının, genç yetişkinlerin özellikle yaşlılık döneminde anne babaya bakım verme, ihtiyaçlarını karşılama gibi konuları kapsayan düzeyde evlat olarak sorumluluk alma beklentisini azalttığı görülmüştür. Sağlıklı bir ailede güven ve sevgi içinde geçen bir çocukluk döneminin korunması, ailedeki tüm bireylerin iyiliği, ailenin ve toplumun geleceği için bir güvencedir.&#8221;</p>



<p>Kaynak: AA</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/sevgisiz-buyuyen-cocuklar-yetiskinlikte-ailesiyle-bag-kuramiyor/">Sevgisiz büyüyen çocuklar yetişkinlikte ailesiyle bağ kuramıyor!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/sevgisiz-buyuyen-cocuklar-yetiskinlikte-ailesiyle-bag-kuramiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemi sonrası yaşlılarda yalnızlık ve sosyal izolasyon sorunlarıyla nasıl mücadele edilmeli?</title>
		<link>http://merjam.com/pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyon-sorunlariyla-nasil-mucadele-edilmeli/</link>
					<comments>http://merjam.com/pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyon-sorunlariyla-nasil-mucadele-edilmeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jul 2022 12:55:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Covid19]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemi sonrası yaşlılarda yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=151399</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandemi sonrasında yaşlılarda yalnızlık sorunu ciddi boyutlara ulaştı. Uzmanların geçtiğimiz iki yıl boyunca uyardığı sosyal sorunlar bir bir kenedini gösteriyor. Uzmanlar, çarenin aile fertlerinin yaşlı bireyleri sık sık programlarına dahil etmelerini ve onlarla sohbet etmeleri olduğunu söylüyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyon-sorunlariyla-nasil-mucadele-edilmeli/">Pandemi sonrası yaşlılarda yalnızlık ve sosyal izolasyon sorunlarıyla nasıl mücadele edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="199" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-2-300x199.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-2-300x199.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-2-1024x680.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-2-768x510.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Gelişmiş ülkelerde nüfusun çoğunluğunu yaşlılar oluştururken nüfus tahminlerine göre ülkemizde yaşlı nüfus oranının da 2025 yılında %11,0 ve 2030 yılında %12,9 olması bekleniyor. Asıl odak noktasının yaşlının memnuniyetini ve yaşam kalitesini artırmak olması gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, gerekli koşullar sağlanmadığında depresyon, uyku bozuklukları, majör depresyon gibi psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkabildiğini ifade ediyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yaşlıların psikolojik sağlığı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu ve tavsiyelerini paylaştı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gelişmiş ülkelerde yaşlı nüfusu daha fazla</strong></h2>



<p>Genel anlamda kavramsal olarak bakıldığında yaşlılığın yaşam sürecinin son evresi olarak görüldüğünü belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yaşlanma ise doğumdan ölüme kadar devam eden bir süreçtir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yaşlılık ‘kişinin çevreye uyum sağlama yeteneğinin yavaş yavaş azalması’ olarak tanımlarken 80 ve üstü yaş aralığını ise yaşlı olarak belirlendi. Günümüzde yaşlı nüfusun gittikçe arttığını görüyoruz. Özellikle gelişmiş ülkelere baktığımızda nüfusun çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyor. Bu durum ülkenin yaşlılar için ayrıca sosyal, psikolojik, ekonomik anlamda stratejiler geliştirmesini gerektiriyor. Ülkemizde toplam nüfus içinde 60 yaş ve üstü nüfus 1950 yılında %5.9 iken, 2016’da yaklaşık 6,5 milyon ile nüfusun %8,3’ünü oluşturuyor. Bu oran 2021 yılında %9,7&#8217;ye yükseldi. Nüfus tahminlerine göre yaşlı nüfus oranının 2025 yılında %11,0, 2030 yılında %12,9 olması bekleniyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Yaşlılarda majör depresyona dikkat!</strong></h2>



<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yaşlılık döneminin önemine vurgu yaptı sözlerini şöyle sürdürdü: “Asıl odak noktası, yaşlının yaşam memnuniyetini ve yaşam kalitesini arttırmak olmalı. Yaşlının yaşam kalitesini ve memnuniyetini yüksek tutmadığımızda karşımıza pek çok problem çıkabiliyor. Yaşlılarda görülen psikiyatrik hastalıklara baktığımızda; depresyon, çeşitli demans tipleri, uyku bozuklukları, anksiyete bozukluklarının görüldüğünü söyleyebiliriz. Yaşlılık döneminde herhangi bir organik hastalığa bağlı ya da tamamen tek başına en sık rastladığımız psikiyatrik hastalık majör depresyondur. Halk arasında sıklıkla depresyon olarak tariflenen bu tabloda yaşlı yaşam enerjisi kaybeder, yaşamak artık onun için anlamsız hale gelir, alınganlıklar artabilir, yakınlarının kendisiyle yeterince ilgilenmediğini düşünebilir, ilgi ihtiyacı artabilir, uyku ve iştah problemleri görülebilir, hatta daha da ileri gittiğimizde intihar isteği ile karşılaşabiliriz. Bu intihar etme isteğini genelde pasif bir şekilde ‘artık yaşamın anlamı kalmadı, ölsem de kurtulsam’ ya da “artık Allah’ın canımı almasını bekliyorum’ ifadeleriyle duyabiliriz.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sosyal ve psikolojik sorunlarla karşılaşıyorlar</strong></h2>



<p>Yaşlıların, yaşlılık döneminde karşılaşmış oldukları önemli sorunlar arasında ekonomik sorunların da olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Yaşlılar, yaşlılık döneminde kötü ekonomik koşullardan dolayı sosyal ve psikolojik sorunla karşılaşıyorlar. Yaşanılan ülkenin ekonomik düzenine bağlı olarak hayatın giderek pahalılaştığı, emeklilik ya da ailede para sağlayan kişinin ölümü gibi durumlarda gelirin azalması nedeniyle yaşlıların kendi geçimlerini sağlamaları zorlaşıyor.” ifadelerini kullandı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-1-2.jpg" alt="" class="wp-image-151403" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-1-2.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/07/Pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-1-2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Emeklilikte nasıl belirtiler ortaya çıkıyor?</strong></h2>



<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, emeklilik sonrası ekonomik hayata katılımı azalan yaşlıların ekonomik güçlükler yaşamanın yanında kendilerini gittikçe işlevsiz ve yetersiz hissedebildiklerini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Bununla beraber yaşlıların yalnızlık ve sosyal izolasyon sorunu günümüzün modern toplumunda derinleşiyor. Ekonomik olarak güçlük yaşayan yaşlı birey aynı zamanda yaşıtlarından da uzaklaşıyor ve çoğu zaman yaşıtlarının vefat etmesi ile beraber zorunlu bir yalnızlaşma sürecine giriyor. Emeklilik dönemi ile çalışmanın sona ermesi ve boş zaman döneminin başlaması, boş zamanın değerlendirilememesi sorununu ortaya çıkarıyor. Bu dönemin başarı ile geçirilmemesi, yaşlı birey üzerinde olumsuz birtakım davranışlara kaynaklık edebiliyor. Örneğin, kendi kendilerini düşünerek kuruntu ve sıkıntı içine girebiliyorlar. Bu durum da klinikte depresyon dediğimiz tablonun oluşumuna zemin hazırlıyor. Boş kalan yaşlı, geçmiş muhasebesine başlıyor ve işlevsel olan ya da olmayan pek çok düşünce ile baş başa kalıyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>İlk yaşlı istismar vakası 1975’te görüldü</strong></h2>



<p>Yaşlının aile üyelerine görevler düştüğünü ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Literatüre baktığımızda ‘yaşlı istismarı’ olarak bilinen kavram, ilk olarak 1975’te İngiltere’de bilimsel alanda bakıma muhtaç bir yaşlının kendisine bakan bir aile üyesi tarafından fiziksel istismara uğramasını tanımlayan bir vakayla ortaya çıkmış. İzleyen yıllarda ise bu tanım, yaşlıyla güvenilir bir ilişki içinde olan bir akrabanın ya da kişinin, yaşlı üzerinde zararla sonuçlanan fiziksel, psikolojik ve ekonomik istismarından/ihmalinden kaynaklanan konuları da içerecek şekilde genişletilmiştir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yaşlılar kendilerini iyi ifade edemeyebilir!</strong></h2>



<p>Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, yaşlı ihmalinin pasif ve aktif ihmal olarak ikiye ayrıldığını belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Aktif ihmal; yiyecek, su barınma, giyinme tıbbi ve duygusal destek gibi temel yaşama ihtiyaçlarının karşılanmasındaki eksiklik ve yetersizliktir. Yaşlıya bilinçli olarak, bilerek ve isteyerek fiziksel ve duygusal acı vermeyi de içerdiğini söyleyebiliriz. Bu davranışlar bilinçli ihmal olarak tanımlanıyor. Pasif ihmal ise zarar verme niyeti olmadan bakıcı kişinin, yaşlı bireyin temel ihtiyaçlarını karşılamada yanlış davranışıdır. Yaşlının ihmal edilmesi; aile fertleri arasında çatışma olması ya da aile fertlerinin yanlış davranışlarını yaşlıya yansıtmaları, ihtiyaçlarına karşı umursamaz davranmaları şeklinde görüldüğü gibi, aile üyelerinin yaşlıyı kendilerine bir engellemiş gibi görmeleri, kızgınlık belirtmeleri de kasıt olmayan ihmal olarak biliniyor. Yaşlılıkta aile bireylerinin yaşlıya tutumları önemlidir ve konuşulmalıdır. Ülkemizde yaşlılar kendilerini yeterince ifade etme yeteneğini bulamıyorlar. Yapılan çoğu reklam, plan ve programlar daha ziyade gençlere hitap ediyor. Bu da yaşlıların kendilerini izole hissetmelerine neden oluyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sosyal yaşam içinde olmaları gerekir</strong></h2>



<p>Yaşlıların psikolojik sağlamlığını arttırmak için mümkün olduğunca sosyal yaşamın içinde olmalarını teşvik etmenin, özel becerileri ile hobilerini ortaya çıkarmanın ve bu çerçevede çeşitli kurslara katılımlarını desteklemenin önemli olduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Sabah uyandığında günü planlamak, düzenli olarak hareket etmek, yaşlılık dönemine özel hedefler belirlemek de yaşam anlamını sürdürmek açısından işlevseldir. Çünkü belirli becerilerimiz yaşlılık süreci ile beraber azalır. Bu becerilerimizi kısmen korumak için “kullan ya da kaybet” teorisini hatırlamak önemli olabilir. Bu teoriye göre beyin hücrelerimiz kullanılmadığında kaybedilir. Düzenli bilişsel aktivitede bulunmak; ilerleyen yaşlarda dikkat, algı, bellek ve yönetsel işlevler gibi temel bilişsel işlevler üzerine olumlu etki gösteriyor.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Aile fertleri yaşlı bireyi programlarına dâhil etmeli</strong></h2>



<p>Beyin, son dönem araştırma sonuçlarına göre, yaşlı olsa bile kendini yenileme becerisine sahiptir ve yeni nöronların üretimi söz konusudur. Yaşlanma ile doğal olarak yıpranan ve özellikle prefrontal korteksteki işlev bozukluğuna giden bir süreç varsa da kişi daha sık sosyal aktivite ve günü planlama, organize etme, gündemi takip etme, okuma yapma davranışları ile bu süreci yavaşlatabilir. 85 yaşında olan bir kişi 65 yaşında olan kişiden daha işlevseli, aktif olabilir. Yaşlı bu çerçevede kendini yenilerken aile bireyleri de sıklıkla yaşlıyı programlarına dahil etmeli, onlarla sohbet etmeli, bazı unutkanlıklarını, inatçılıklarını, katı düşünce sistemlerini anlayışla karşılamalıdır.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyon-sorunlariyla-nasil-mucadele-edilmeli/">Pandemi sonrası yaşlılarda yalnızlık ve sosyal izolasyon sorunlarıyla nasıl mücadele edilmeli?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/pandemi-sonrasi-yaslilarda-yalnizlik-ve-sosyal-izolasyon-sorunlariyla-nasil-mucadele-edilmeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Afrika örgüsü&#8217; saç modeli bir kültürün kodlarını taşıyor</title>
		<link>http://merjam.com/afrika-orgusu-sac-modeli-bir-kulturun-kodlarini-tasiyor/</link>
					<comments>http://merjam.com/afrika-orgusu-sac-modeli-bir-kulturun-kodlarini-tasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 06:22:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörün Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika örgüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Saç]]></category>
		<category><![CDATA[Saç modası]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=149519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemlerde dünyanın her yerinde popüler olan "Afrika örgüsü" saç modeli, Afrika'da sadece saç modeli olarak değil, aynı zamanda sosyal kimlik olarak kullanılıyor. Afrika örgüsü ne anlama geliyor? 2000’li yıllarda nasıl popülerliğine geri döndü? İşte merak edilenler…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/afrika-orgusu-sac-modeli-bir-kulturun-kodlarini-tasiyor/">&#8216;Afrika örgüsü&#8217; saç modeli bir kültürün kodlarını taşıyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="191" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-280-300x191.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-280-300x191.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-280-768x489.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-280-317x203.jpg 317w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-280.jpg 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Saç içlerine sentetik saç eklenerek ya da saça şekil verilerek yapılan Afrika örgüsü saç modeli, Afrika&#8217;da toplumdan topluma farklılık gösteriyor. Son dönemde erkeklerin de ilgi gösterdiği Afrika örgüsünün kimi çeşitleri bazen sosyal statüyü yansıtırken, bazen ait olunan etnik grubu sembolize ediyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&#8220;Afrika&#8217;da her etnik grubun kendine ait &#8216;Afrika örgüsü&#8217; modeli vardır&#8221;</strong></h2>



<p>Kamerun&#8217;un Zenginliklerinin Tanıtımı Derneği Başkanı Mıpo Tchınkou Edith Flaure, &#8220;Afrika örgüsünün&#8221; taşıdığı anlamlar ve tarihi hakkında açıklamalarda bulundu. Afrika örgüsünün dünyanın en eski saç modeli olduğunu belirten Flaure, &#8220;Afrika&#8217;da her etnik grubun kendine ait &#8216;Afrika örgüsü&#8217; modeli vardır.&#8221; dedi.</p>



<p>Flaure, Afrika’nın yerlilerinden Wolofs, Fangs, Fulani, Mandingo, Masai, Oromo, Bantu, Yoruba, Hausa, Bamileke gibi etnik grupların, yaşadıkları coğrafyayı, sahip oldukları kültürel zenginliği yansıtan bir &#8220;Afrika örgüsü&#8221; modeli kullandığını anlattı. Afrika&#8217;da örgü modellerinin, medeni durum, yaş, zenginlik, rütbe gibi sosyal durumları yansıttığını dile getiren Flaure, örgünün ayrıca günlük olarak kişinin katıldığı cenaze, düğün gibi aktivitelere göre de farklılık gösterdiğini söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Köleler saçlarının örgüyle yaptıkları bölümünde pirinç saklardı”</strong></h2>



<p>Köleliğin Afrika tarihini ve kültürünün derinden etkilediğini vurgulayan Flaure, &#8220;Afrika örgüsü birbirleriyle konuşmalarına müsaade edilmeyen kölelerin iletişim metoduydu.&#8221; ifadesini kullandı.</p>



<p>Flaure, kölelerin arkadaşlarının kaçış güzergâhlarını gösterebilmek için, saçlarına örgüyle bölgedeki dağları, tepeleri, geçiş noktalarını çizdiğini kaydetti. Afrika&#8217;nın çok trajik bir sömürü dönemi yaşadığının altını çizen Flaure, &#8220;Köleler saçlarının örgüyle yaptıkları bölümünde pirinç saklar ve daha sonra açlıktan ölmemek için o pirinçleri yerdi.&#8221; dedi.</p>



<p>Afrikalı kölelerin uzun yıllar kendi kültürlerinden uzak yaşadığını ifade eden Flaure şunları aktardı: &#8220;Amerika&#8217;ya ve Avrupa&#8217;ya götürülen Afrikalı kölelerin saçları kadın erkek ayırt etmeksizin tamamen kesilirdi. 2000&#8217;li yıllarda Afrikalıları kendi doğal saçlarını kullanmaya teşvik etmek için ortaya atılan &#8216;nappy&#8217; akımıyla &#8216;Afrika örgüsü&#8217; de tüm dünyada yeniden ilgi görmeye başladı. Bu akım sadece bir moda değildi aynı zamanda kendi kimliklerini geri kazanmanın bir ifadesiydi.&#8221;</p>



<p>Kaynak: AA</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/afrika-orgusu-sac-modeli-bir-kulturun-kodlarini-tasiyor/">&#8216;Afrika örgüsü&#8217; saç modeli bir kültürün kodlarını taşıyor</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/afrika-orgusu-sac-modeli-bir-kulturun-kodlarini-tasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Feb 2022 12:25:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaki normlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal bilinç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=142823</guid>

					<description><![CDATA[<p> Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ahlaki normların toplumsal düzeni sağlamada çok büyük rolü olduğunu söyledi. En üst seviyedeki akıl yürütmede yüksek değerlerin gözetildiğini kaydeden Tarhan, “Bu akıl yürütmede kişi, merhamet ve saygı gibi değerleri benimser, kendi içgüdülerine direnç gösterir, hoşuna gideni değil de doğru olanı yapar.”dedi. Prof. Dr. Tarhan, ahlaki normlardaki en üst normun, insanın içerisindeki vicdani normlar olduğunu kaydetti. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ahlaki akıl yürütme değerlendirmelerde bulundu. Ahlaki akıl yürütme kavramının Ortaçağ’dan beri Avrupa’da çok konuşulan bir konu olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, daha sonra bu kavramın bütün felsefenin ana konularından bir tanesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, psikiyatride de, psikolojide de ruh sağlığının kişilik teorilerinin temelini oluştururken ahlak kavramının önemine işaret etti.</p>



<p>&nbsp;Modernizm kendi ahlaki normlarını oluşturmaya çalışmasına rağmen henüz kendi ahlaki normlarını oluşturamadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Avrupa’daki ilk yüksek ses bir Fransız felsefeciden geliyor ve ‘Adaletin olmadığı yerde ahlak yoktur.’ diyor. Adalet, muhakeme demek. Muhakeme, yargı ve akıl yürütme demek. Bunu 1550’lerde yaşayan biri söylüyor. Onu daha fazla etkileyen şey Endülüs Emevileri’nin devlet gelenekleri ve ahlak düzeni oluyor. İspanya’nın Toledo şehrinde Endülüs Emevileri’nden kalma eserler incelendiği zaman devlet düzeni oluşturmadan önce bir ahlak düzenleri olduğu anlaşılıyor. Ahlakın adalet üzerine kurulduğu, bundan sapılmasıyla beraber Endülüs Emevileri’nin dağıldığına ilişkin bir kanaate varılıyor.” dedi.</p>



<p>&nbsp;Avrupa’da ciddi kilise baskısının yaşandığı, yüzyıl savaşlarının olduğu dönemde Avrupalı düşünürlerin birşeylerin düzelmesi için ne yapılabileceğini araştırırken adaletin önemli olduğunu anladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada adalet ve ahlak arasındaki ilişki anlaşılıyor. Ahlaki akıl yürütmenin olması gerektiği noktasına geliniyor ve burada da püriten ahlak ortaya çıkıyor. Yani buna Protestan ahlak da deniliyor. Kapitalizmi doğuran ahlak olarak kabul ediliyor. Dini gerekçelerle dürüst olmak, adil olmak, çalışkan olmak, iyilik yapmak dini gerekçelerle diye başlayan Protestan ahlakın özü budur.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Protestan ahlakı, ahlaki akıl yürütmeden doğuyor</strong></h2>



<p>Protestan ahlak kavramınım Martin Luther King tarafından başlatıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Martin Luther King, kiliseye karşı çıkıyor. Kilise cennetten arsa satıyor, ciddi ciddi büyük paralar kazanmışlar. İnsanlar da saf saf alıyorlar. Martin Luther King, bir gün mahkemeye gidiyor. “Bütün cehennemi ben satın aldım, cehennemde boş yer yok. Hiç kimse boşuna cennet arsası aramasın.” diyor. Bu bir ahlaki akıl yürütmedir. “Cehennemin bütün arsalarını ben aldım. Cennette kimsenin arsa satması artık gerek yok, kimse cehenneme gitmeyecek’ diyerek onların hayal ürünü olan teorilerini çürütüyor. Bunun üzerine zaten kilise baskısından bıkmış olan Protestan ahlakı Kuzey Avrupa’da hızla yayılıyor. Ortaçağ aslında ahlaki normları arama dönemidir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Akıl yürütmeyle tamamlanmayan sorunlar beyni yoruyor</strong></h2>



<p>Evrensel akılla ilgili filozofların da çeşitli normlar geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alman filozof Imanuel Kant, evrensel ahlakla ilgili normlar geliştirmiş. Mesela bütün dinlerin kabul ettiği, bütün ahlakçıların kabul ettiği ‘Kendine davranılmasını istediğin gibi davran’ sözü yani ‘Ahlakı bu kelimelerle özetleyebiliriz’ diyor. Fakat bakıyoruz insanların büyük çoğunluğu hep farklı davranıyorlar. Ahlaki açıdan neden bu kadar çok farklılık ve çeşitlilik var? Bu çeşitliliği gidermek için ahlaki akıl yürütme ile insanların ahlaka inanması gerekiyor. Aklına uygun hale getirmesi gerekiyor. İnsanın beyninin ve zihninin bir çalışma sistemi var. Bir konuyu alıp bir mantıksal çerçeveye oturtmadığı zaman o bilgiyi kalıcı bilgi haline getiremiyor. Çözülmemiş bir travmayı mantıksal bir çerçeveye oturttuğu zaman o çözülmüş bir travma haline geliyor. Mantıksal bir çerçeveye oturtmadığı zaman beyin müthiş yoruluyor. Birçok ruhsal hastalık bu şekilde ortaya çıkıyor. Bilgisayarda arka tarafta açık dosyalar olursa nasıl bilgisayar yavaşlarsa insan da akıl yürütme ile tamamlanmamış sorunlar beyinde biriktiği zaman beyin müthiş yoruluyor.”diye konuştu.</p>



<p>&nbsp;Akıl yürütme ve muhakeme etmenin beynin ön bölgesinin fonksiyonu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Canlılar içerisinde beynin ön bölgesi en büyük olan varlık insandır. Beynimizin ön bölgesi, frontal lob olmasa medeniyet olmazdı. Biz yemek, içmek, üremek peşinde koşan insanlar olurduk. Ahlaki karar vermede akıl yürütme yöntemleri çok önemli işe yarıyor.”dedi.</p>



<p>Ahlaki normların toplumsal düzeni sağlamada çok büyük rolü olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Örneğin yalan söylemek uygun ve doğru bir davranış değildir. Ahlak, doğru yanlış kararlarını verir. Herkesin yalan söylediği bir dünyada bir düzen sağlanır mı?&nbsp; Orada sağlıklı yaşamak mümkün olur mu? Bir&nbsp; kasabada yaşıyorsun herkes yalan söylüyor. Orada çok zor bir hayat olur. Normların olmadığı bir toplumda düzen sağlamak mümkün olamaz.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Niyet, bilimsel kategori olarak ele alınıyor…</strong></h2>



<p>Beyindeki ayna nöronların zihin teorisi yaptığını, bu durumun da ahlakın niyet boyutunu ortaya çıkardığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şu anda niyetin nörobilimini ortaya çıkarttı. Niyetlenmiş davranışla, niyetlenmemiş davranışın önemini ortaya çıkarttı. Şuana kadar ahlak teorisi yazanların hiçbiri niyetin bu kadar üzerinde durmadılar ama ahlakta hep böyle dışa vuran davranış üzerinde durdular. Kişinin düşüncelerinin üzerinde durdular. Eylemler üzerinde durdular. Duygular bilimdışı kabul ediliyordu. Nörobilim bu duyguları bilimsel bir kategori olarak ele aldı. Şimdi niyet, bilimsel kategori olarak ele alınıyor.” dedi.</p>



<p>Bir insanın bir şey yapmaya niyetlendiği zaman beyinde hemen onunla ilgili aksiyon potansiyeli ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Eğer olumlu bir şeyse P300 dalgası başlıyor eğer olumsuz bir şeyse PN50 dalgası başlıyor. Yani negatif dalga korkuyla, tehditle ilgili dalga olduğu için 6 milisaniye sonra başlıyor. Düşünün beynimiz korku öncelikli, tehdit öncelikli çalışıyor ama pozitif bir olaya 300 milisaniyede tepki veriyor beyin. Bütün bunlar da niyetlenmiş davranışın zihinsel bir eylem olduğunu, kişinin buna bir korku gibi ani tepkisi olmadığını, tasarlanmış olduğunu ve beynin işlemden sonra pozitif dalgaya geçtiğini gösteriyor. Beynimizin üzerinde bir zihin var, bu onunla ilgili. Şu anda bütün çalışmalar da zaten bilinç çalışmaları ile ilgili. Dünyada yeni bilim alanı olarak post materyalist bilim adı altında çalışmalar yürütülüyor. Bu konuda da Arizona ve Kolombiya üniversiteleri manifestosunu yayınladılar.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ahlaki akıl yürütmede Heinz’nin hikayesi</strong></h2>



<p>Ahlaki akıl yürütmeyle ilgili Lawrence Kohlberg’in meşhur bir Heinz deneyi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Orada her yaştaki insana küçük bir hikâye anlatır. Heinz isimli kişinin eşi ağır hasta ve ölmek üzere. Yaşadıkları küçük kasabada bir eczacı var. Eczacı hastalıkla ilgili ilacı üretmiş ve 2 bin dolara satıyor. Hasta kadının kocası Heinz, borç para alabileceği herkese gidiyor. Tanıdık ve arkadaşlarından bin dolar topluyor. Heinz, eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyleyerek ya ilacı biraz ucuza satmasını ya da daha sonra ödemesine izin vermesini istiyor ancak eczacı kabul etmiyor. Heinz çaresiz bir durumda gece gidip eczanenin camını kırarak karısı için ilacı çalıyor. Heinz’nin yerinde siz olsaydınız ne yapardınız diye soruyor.&nbsp; ‘Şimdi bu durumda ahlaki olan hangisi? İlacı çalar mıydı? Karısını sevmeseydi ilacı çalar mıydı? Ölecek kişi yabancı olsa aynısını yapar mıydı?’Burada soruların cevabına göre kişinin ahlaki gelişmişlik seviyesine bakılıyor.”dedi.</p>



<p>Bu hikayenin ikinci bölümünde ise Brown isimli bir polis memurunun olduğunu, adamı tanıyan Brown’ın gazetelerde çıkan soygunla ilgili haberleri okuduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Brown, adamı gece yarısı eczaneden hızla uzaklaşırken görmüştür ve ihbar edip etmemekle ilgili bir tereddüt yaşamaktadır. ‘Brown’ın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?’ diye soruluyor. Brown haber versin mi, vermesin mi? Ne yapsın? Burada ahlaki durum nerededir diye sorular soruyor. Bu güzel bir metafordur.”diye konuştu.</p>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu hikayelere verilen cevaplarla ahlaki gelişim teorisini ortaya atan Kohlberg’in ahlaki gelişim teorisinin üç ana evre ve her evrenin alt iki evresi olmak üzere toplam altı evreden oluştuğunu söyledi.&nbsp;</p>



<p>Çocuk seviyesindeki ahlak eğitiminin korku ve itaate dayalı olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Birinci seviye ahlak eğitiminde ceza ve itaat vardır.&nbsp; Buna somut değerlere göre ahlaki akıl yürütme diyoruz. Sonuçları düşünür görüneni dikkate alır. Mesela camı kırarsa suçtur ve cezalanırsın diye anlatılır. Çocuk aklı böyle durumlarda varsayım üreterek, seçenek üreterek hareket etmez.&nbsp; Soyut değerlere göre düşünen, ahlaki akıl yürütme ortalama bir insanın akıl yürütmesidir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ahlaki akıl yürütme soyut değerlere göre de yapılır…</strong></h2>



<p>&nbsp;Ahlaki akıl yürütmenin başka bir aşamasının soyut değerlere göre olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada kişi kendini başkasının yerine koyabilir. Bütün dinlerin ortak öğretisi olduğu gibi, sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma gibi temel ve evrensel bir ahlak kuralı. Kendini başkasının yerine koyar, sorumluluk bilinci vardır, sosyal ihtiyacı vardır, geleceği için çile çekme kavramı gelişmiştir. Kişi sadece bugünü düşünmez, geleceği düşünerek zorluklara katlanır. Örneğin bir öğrenci ‘Bu sınava hazırlanmam lazım. Bu dersi vermek için şimdi ders çalışmalıyım’ diye soyut değerleri düşünür.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kişi hoşuna gideni değil, doğru olanı yapar</strong></h2>



<p>&nbsp;En üst seviyedeki akıl yürütmede ise yüksek değerlerin düşünüldüğünü kaydeden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu akıl yürütmede niyet ve halkçı olma dikkate alınır.&nbsp;&nbsp; Kişi, merhamet ve saygı gibi değerleri benimser, kendi içgüdülerine direnç gösterir, hoşuna gideni değil de doğru olanı yapar. En büyük tarafsızlığı kendine karşı yapar. En büyük kontrolü iç kontrol olarak yapar. İç kontrolü gelişmiştir. Gizliden kötülük yapmaz. O içselleştirmiştir artık otomatik yapıyordur normları. Acıyı hafifletmeyi sever mesela, iyiliği besler, karşılıksız iyilik yapmayı, rastgele iyilik yapmayı sever, kötülüğü engeller, fedakâr olabilir, sadece kendisi için değil başkası için de çile ve külfete katlanabilir. Ülkesi için, vatanı için, evrensel değerleri için… Ahlaki normlardaki en üst norm, insanın içerisindeki vicdani normlardır. Kanunlarla devletin bazı toplumsal menfaatleri korunuyor ama içsel vicdanla da, ahlaki normla da kişinin vicdani sorumluluk duygusu gelişiyor. Ahlaki normların en yüksek noktasında vicdani normlara ve görünmeyene hesap verme duygusuna sahip olunması gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplumsal duyarsızlaşma değerler eğitimiyle önlenebilir</title>
		<link>http://merjam.com/toplumsal-duyarsizlasma-degerler-egitimiyle-onlenebilir/</link>
					<comments>http://merjam.com/toplumsal-duyarsizlasma-degerler-egitimiyle-onlenebilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 14:24:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Değerler eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Değerler öğretimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal duyarsızlaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=132854</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyayı etkisi altına alan toplumsal duyarsızlaşma alanında uzmanlar değerler eğitimine öncelik verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, toplumsal duyarsızlaşma hakkında değerlendirmelerde bulundu ve nasıl önlenebileceği ile ilgili önemli bilgiler paylaştı.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/toplumsal-duyarsizlasma-degerler-egitimiyle-onlenebilir/">Toplumsal duyarsızlaşma değerler eğitimiyle önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="169" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/giris-25-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/giris-25-300x169.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/giris-25-1024x576.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/giris-25-768x432.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/giris-25.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Toplumu oluşturan geleneklere, toplumun güncel sorunlarına ve toplumu sürdürecek tahayyüllere karşı gelişen yoğun ilgisizlik hali, toplumsal duyarsızlaşma olarak kabul ediliyor. Duyarsızlaşmanın özellikle günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu en derin sorunlardan biri olduğunu ifade eden uzmanlar, sosyal sorunların çoğalmasında da önemli etkiye sahip bir fenomen olduğuna dikkat çekiyor. Uzmanlar; otoriter siyasal idare, makineleşme, metropolleşme ve statükocu kültür tekelleri nedeniyle ortaya çıkan toplumsal duyarsızlaşmanın değerler eğitimi sayesinde önlenebileceğini vurguluyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sorunlara karşı ilgisizlik artıyor</strong></h2>



<p>Toplumsal duyarsızlaşmanın toplumu oluşturan geleneklere, toplumun güncel sorunlarına ve toplumu sürdürecek tahayyüllere karşı gelişen yoğun ilgisizlik hali olarak tanımlanabileceğini belirten Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Toplumsal duyarsızlaşma; toplumu temellendiren vatan, dil, aile ve eğitim gibi ortak değerlere, toplumu süreklileştiren adalet, bayındırlık ve barış gibi acil ihtiyaçlara, toplumu geleceğe taşıyacak özgün maddi ve kültürel inşalara yönelik herhangi bir düşünce, duygu ve eylem bağlamı üretmeme durumunu ifade ediyor.” ifadelerini kullandı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="374" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-1.jpg" alt="" class="wp-image-132855" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-1.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-1-300x187.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ekolojik yıkımlar toplumsal duyarsızlaşmanın örneği olarak karşımıza çıkıyor</strong></h2>



<p>Duyarsızlaşmanın insanı diğer canlılardan ayıran önemli bir özellik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Süleymanlı, ”Bu nedenle insan kendisine ve çevresine duyarlı yani etik bir anlayış sergiler. Duyarsızlaşmanın özellikle günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu en derin sorunlardan biri olduğu gibi, sosyal sorunların çoğalmasında da önemli etkiye sahip fenomen olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle günümüzde iklim krizi ve çevre yıkımlarının etkileri daha somut ve geniş ölçekli hissedilmeye, gözlemlenmeye başladıkça toplumsal duyarsızlaşma kapsamındaki eleştirilerin yapıya ve özneye ekolojik açılardan yöneltildiğini görmekteyiz.” dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="337" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-2.jpg" alt="" class="wp-image-132856" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-2.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-2-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Toplumsal duyarsızlaşma önlenebilir</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Toplumsal duyarsızlaşma durumunun en önemli belirtilerinden biri toplumun kendi temelleri, güncel sorunları ve gelecek tahayyülleri üzerine herhangi bir duygu, düşünce ve eylem bağlamı geliştirmemesidir.” dedi. &nbsp;</p>



<p>Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumun kendi geçmişini unutması, bugün geldiği noktayı fark edememesi ve gelecekte var olma amacına yönelik olan motivasyonunu yitirmesi halinde toplumsal duyarsızlaşma durumunun varlığından söz edilebilir. Dolayısıyla belleğini, bilincini ve hayal gücünü kaybeden bir toplumun toplumsal duyarsızlaşma durumu içinde olduğu açıktır. Toplumsal duyarsızlaşma durumu önlenebilir. Bu noktada toplumsal yaşamı ve sistemi kapsayan disiplinler arası, derinlikli, bütüncül, eleştirel ve özgün bir eğitim-öğretim anlayışı inşa etmeye çalışmak zorunludur. Maddi ve manevi açıdan toplumun akli, hissi ve fiili yetilerini anmaya, anlamaya ve aşmaya çabalayan bir eğitim-öğretim anlayışı geliştirmenin, toplumsal duyarsızlaşmayı önleyebilir.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-3.jpg" alt="" class="wp-image-132857" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-3.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/10/toplumsal-duyarsizlasma-3-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Değerler eğitimi neden önemli?</strong></h2>



<p>Toplumsal duyarsızlaşmayı önlemek için toplumun belleğini, bilincini ve hayal gücünü harekete geçirecek bir eğitim-öğretim anlayışının geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Sürekli bir biçimde topluma tarih, insan hakları ve demokrasi kültürü ve de özgün eleştiri geliştirme odaklı bir düşünce ve deneyim imkânı yaratılması son derece önemli. Toplumsal duyarsızlaşmanın önüne geçilmesinde çocukluk ve gençlik döneminde verilecek eğitim çok büyük önem arz ediyor. Çünkü bu dönem bireylerin toplumsal farkındalık &nbsp;bilincinin oluştuğu, sosyal düzenin kavranmaya başlanıldığı ve temel değerlerin kazanıldığı bir dönemdir. Özellikle bu yıllarda değerler eğitimi sayesinde sosyal konulara ve sosyal problemlere olan duyarlılıklar artırılabilir. Ayrıca bu yaş kategorisinde toplumsal sorumluluk bilincinin arttırılmasına yönelik gönüllü faaliyetlere yönlendirilmesi de oldukça önemli. Toplumsal sorumluluk duygusu gelişen bireyler, bu sayede başkaları için endişe duyacak, toplumun daha iyi hale gelmesi için yapması gerekenleri bir görev olduğunu hissedecektir.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/toplumsal-duyarsizlasma-degerler-egitimiyle-onlenebilir/">Toplumsal duyarsızlaşma değerler eğitimiyle önlenebilir</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/toplumsal-duyarsizlasma-degerler-egitimiyle-onlenebilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
