<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tedavi arşivleri - Merjam</title>
	<atom:link href="http://merjam.com/etiket/tedavi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merjam.com/etiket/tedavi/</link>
	<description>Modanın Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Mar 2023 11:59:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.6</generator>
	<item>
		<title>Burcu Esmersoy&#8217;un sosyal medyadan uzaklaşma sebebi belli oldu</title>
		<link>http://merjam.com/burcu-esmersoyun-sosyal-medyadan-uzaklasma-sebebi-belli-oldu/</link>
					<comments>http://merjam.com/burcu-esmersoyun-sosyal-medyadan-uzaklasma-sebebi-belli-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 11:59:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[Asrın Felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Esmersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzyılın Depremi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=162945</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremden sonra birkaç paylaşım yapıp ortalardan kaybolan Burcu Esmersoy’a doktoru tarafından yasak geldiği iddia ediliyor. Burcu Esmersoy, depremin ardından kayıplara karışmıştı.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/burcu-esmersoyun-sosyal-medyadan-uzaklasma-sebebi-belli-oldu/">Burcu Esmersoy&#8217;un sosyal medyadan uzaklaşma sebebi belli oldu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="168" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3-4-300x168.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3-4-300x168.png 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3-4-768x431.png 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3-4.png 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremler gerek bölgedeki vatandaşları gerekse tüm Türkiye&#8217;deki vatandaşları derinden etkiledi. Binlerce vatandaşın hayatını kaybettiği deprem bir çok kişinin de ruh sağlığının bozulmasına yol açtı.</p>



<p>Sosyal medyayı aktif kullanan ve bu sayede iyi bir gelirde elde eden Burcu Esmersoy, büyük yıkım sonrası sosyal medyada birkaç yardım paylaşımı dışında sessizliğe büründü. Depremin ardından kaybolan Burcu Esmersoy takipçileri tarafından merak ediliyordu. Güzel modelin neden sessizliğe büründüğü ortaya çıktı.</p>



<p>Magazin basınında Burcu Esmersoy hakkında şaşırtan bir iddia gündeme geldi!</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="700" height="395" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3454114_823x465.jpg" alt="" class="wp-image-162947" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3454114_823x465.jpg 700w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2023/03/3454114_823x465-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>



<p><strong>DOKTORU SOSYAL MEDYAYI YASAKLAMIŞ</strong></p>



<p>Edinilen bilgiye göre 46 yaşındaki Esmersoy&#8217;un sosyal medyaya &#8216;zorunlu&#8217; ara verdiği ortaya çıktı. Çocukluk travmaları olan ve düzenli olarak psikolojik destek gördüğünü saklamayan Burcu Esmersoy, depremle ilgili gördüğü paylaşımlar sonrasında ileri derecede anksiyete bozukluğu yaşadı.</p>



<p>Güzel sunucunun doktoru da bu nedenle Burcu Esmersoy&#8217;a, &#8220;Bir süre sosyal medyadan uzak dur&#8221; yasağı koydu.</p>



<p>Ünlü sunucu, çocukluk döneminde yaşadığı anne ve babasıyla ilgili travmaları nedeniyle düzenli olarak psikolojik destek alıyor.</p>



<p><strong>Anksiyete nedir?</strong></p>



<p>Anksiyete kaygı bozukluğu adı verilen bir hastalıktır. Kaygı bozukluğu olarak adlandırılan bu durum kişinin psikolojik çöküşüne sebep olmaktadır. Sinirli, gergin, huzursuz hissetme, Kötü bir şey olacakmış gibi hissetme, panik duygusu, Kalp çarpıntısı, Nefes alışın hızlanması gibi belirtiler gösteren anksiyete bozukluğu, tedavi edilebilir bir rahatsızlık olarak bilinir. Tedavisinde terapi ve ilaç yöntemi kullanılır.</p>



<p>Kaynak: Cumhuriyet</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/burcu-esmersoyun-sosyal-medyadan-uzaklasma-sebebi-belli-oldu/">Burcu Esmersoy&#8217;un sosyal medyadan uzaklaşma sebebi belli oldu</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/burcu-esmersoyun-sosyal-medyadan-uzaklasma-sebebi-belli-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mikrobik hastalıklara karşı nasıl önlem alınır?</title>
		<link>http://merjam.com/mikrobik-hastaliklara-karsi-nasil-onlem-alinir/</link>
					<comments>http://merjam.com/mikrobik-hastaliklara-karsi-nasil-onlem-alinir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 May 2022 08:26:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobik hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=149533</guid>

					<description><![CDATA[<p>Difteri, tetanoz ve kabakulak gibi birçok mikrobik hastalıkların önüne yanlış ve eksik bilgiden dolayı geçilemiyor. Mikrobik hastalıklara karşı nasıl önlem alınır? Sorusuna birlikte yanıt arayalım. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/mikrobik-hastaliklara-karsi-nasil-onlem-alinir/">Mikrobik hastalıklara karşı nasıl önlem alınır?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="199" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-284-300x199.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-284-300x199.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-284-768x510.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-284.jpg 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Dr. Adil Asımgil’in Risale Yayınlarından çıkan “Kadın ve çocuk için sağlık el kitabı” nda konuyla ilgili detaylı bilgiler paylaşıyor. İşte o bilgiler…</p>



<p>Mikroplar, bakteriler ve virüsler diye genel olarak ikiye ayrılırlar. Bakteriler virüslere nazaran daha büyük canlılar olup, antibiyotik diye bildiğimiz ilaçlarla tedaviye cevap veren hastalıklara sebep olurlar. Virüsler ise, antibiyotik tedavisi ile iyileştirilemedikleri gibi, bugün hala etkin bir tedavileri de yoktur. Fakat bu hastalıklar, sıklıkla kendiliğin den küçük yardımcı tedbirlerle şifa bulur. Mikroplar, vücuda girdikten sonra üreyip, hastalığın belirtilerini ortaya çıkarabilmek için yeterli miktara ulaşınca ya kadar bir süre geçer. Bu süreye kuluçka devri adı verilir. Bulaşmanın ne zaman olduğunu tahmin edebilme açısından değerlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Romatizmal</strong></h2>



<p>Romatizmal ateş ileriki yaşlarda kalp hastalıklarına yol açabilecek bir ateş çocukluk hastalığıdır. İlaç ve istirahat bu hastalığın temel tedavisi şeklidir. Dikkatli tedavi edilmediği takdirde, sonraki yaşlarda kalp hastalıklarına sebep olabileceğinden en önemli çocukluk çağı hastalıklarından bir tanesidir.</p>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Genellikle, Streptekok denilen bakterilerin sebep olduğu anjinden 15-20 gün sonra ortaya çıkar.</p>



<p><strong>Belirtileri</strong></p>



<p>Hastalığın 5 temel belirtisi vardır. Kalp iltihabı, eklem iltihabı, çocukta tike benzer istemsiz hareketler (kore), deri altı şişlikleri ve deride kırmızı lekeler. Bunlara ek olarak ateş de görülebilir. Kalp iltihabı genellikle kendini, hastalık süresince kalp yetmezliği ile gösterir. Nabız artar. Hastalık geçince yetmezlik de geçer.</p>



<p>Eklem iltihabı özellikle büyük eklemleri tutar ve gezici karakterdedir. En sık; ayak bileği, diz ve kalça eklemleri hastalanır. Eklemde şişlik ve ağrı birkaç günde geçer, öbüründe başlar.</p>



<p>Kore denilen belirtide ise; istemeden yapılan hareketler, yorgunluk, beceriksizlik vardır. Okula giden çocuklarda derslere ilgisizlik görülür. Ağır hallerde yazamama, konu şamama gibi durumlarla karşılaşılabilir.</p>



<p>Derialtı şişlikleri; 0.5-1 cm çapında, sert, ağrısız derial tında kolayca hareket edebilen, genellikle ayak bileği, diz, dirsek ve kafada bulunan lezyonlardır. Deride kırmızı lekelerin görülmesi zordur. Çünkü hemen kaybolurlar. Romatizmal ateşli hastalarda bu belirtilerin genellikle birkaçı bulunur.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Konunun başında belirttiğimiz gibi, iyi tedavi edilmediği takdirde, ileriki yaşlarda kalp hastalıklarına sebebiyet verebileceğinden dikkatle üzerinde durulmalıdır.</p>



<p>Tedavi 3 prensibe dayanır. Bunların ikisi ilaç, sonuncu su ise istirahattır. Bu açıdan istirahate gereken önemi vermelidir. Çocuğun diyetinin hafif, kolay sindirilir ve yüksek enerjili besinlerden seçilmesi faydalı olacaktır. Tüm vitaminler, özellikle C vitamini bolca verilmelidir. En iyisi bol bol limon ve portakal suyu içirilmesidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kızıl</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Kızıl, solunum yoluyla bulaşan bakteriyel bir hastalıktır<em>. </em>Tedavisinde ilaç olarak penisilin kullanmanın yanısıra en 1-2 hafta yatak istirahati gerekir. Streptekok bakterilerinin doğrudan sebep olduktan bir hastalıktır. Kuluçka dönemi 1-7 gün arasındadır. Solunumla bulaşır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Hastalığın klasik belirtilerinden önce baş ağrısı, boğaz de ilaç ağrısı, yutma güçlüğü, halsizlik vardır. Bu belirtilerden 24 48 saat sonra, kızıla adını veren döküntüler (deri lekeleri) ortaya çıkar. Ateş yükselir, kusma olabilir. Bademcikler şişirt yatak ağız içi iltihaplıdır. Dil kalın bir pas tabakasıyla örtülü dür.</p>



<p>Döküntü, gövdeden başlayarak tüm vücudu sarar, sade ce ağız çevresi beyaz olarak kalır ve bu en belirgin özelliktir. Lekeli yerler, künt uçlu bir cisimle çizilirse buraları beyazlaşır ve 2 dk kadar kalır. Derideki kızıllık genellikle 1 hafta içinde geçer. Daha sonra 2. haftanın ardından karakteristik olarak deride pullanma şeklinde soyulma başlar. Bu pullanma, önce yüzde görülür. Sonra diğer bölgelere yayılır. En son el ve ayaklar soyulur.</p>



<p>Kızıl; seyri esnasında veya bitmiş gibi göründüğü anlar da boyun bezleri iltihabına, ortakulak iltihabına ve böbrek hasarına sebep olabilir. Bunun için; boyun bezelerinin şişmesi, kulak ağrısı, idrarın kırmızılaşması veya azalması durumlarında hemen hekimi haberdar etmek gerekir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Penisilinle yapılan ilaç tedavisinin yanında, en az 1-2 hafta yatak istirahati gerekir. Diyet; bal, süt, meyve sulan, şerbetler, kompostolar, çorbalar gibi sulu ve bol enerjili ol malıdır. Nekahet döneminde de hasta en az 1 hafta evden çıkmamalıdır. Derinin pullanarak dökülmesi sırasında ılık banyolar yararlıdır. Ayrıca, hafif sabunlu sularla deri siline bilir. Bu dönemde kaşıntı olabileceğinden, kaşımanın engellenmesi gerekir. Bu konuda doktorunuzdan da ilaç yazmasını isteyebilirsiniz.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Kızıllı bir hastayla temastan hemen sonra, penisilin tedavisi uygulanırsa hastalığın oluşumu önlenebilir. Bunun için böyle bir durumda, doktorunuza müracaat etmeniz yararlı olabilecektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Difteri (Kuşpalazı)</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Halk arasında kuşpalazı da denilen difteri, bulaşma ile ortaya çıkar. Bademcikleri nefes alan çocuklar hastalığa daha kolay yakalanır. Difteri serumu ve penisilinle tedavi edilir.1-2 hafta yatak istirahati önelidir. Difteri basilinin bulaşması ile ortaya çıkar. Belirtilerinin nedeni, bu basilin salgıladığı zehirdir. Bademcikleri büyük, güçlükle nefes alan çocuklar hastalığa daha kolay yakalanır. Hastalığın burunu, boğazı ve gırtlağı tutan 3 tipi vardır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Halk arasında kuşpalazı da denilen difteri, bulaşma ile ortaya çıkar. Bademcikleri büyük ve güçlükle nefes alan çocuklar hastalığa daha kolay yakalanır. Burun difterisi önce basit bir nezle şeklinde kendini gösterir. Sonra tek taraflı olarak kanlı ve irinli akıntı başlar. Bu akıntı sebebiyle üst dudak soyulup, yara olabilir.</p>



<p>Gırtlak difterisi, hava yolunu tıkadığından oldukça önemli ve tehlikelidir. Hafif ateş, ses kısıklığı ve öksürük ile başlar. Daha sonra ses iyice kısılır, öksürük havlamaya benzeyen bir hale gelir, nefes alıp verirken ıslık gibi bir ses duyulur. Zamanında önlem alıp, boğaza solunumu sağlayacak bir boru sokulmazsa veya ameliyatla soluk borusu açılmazsa; çocuk, boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.</p>



<p>Boğaz difterisi, difterinin en sık görülen şeklidir. Bademciklerin ve boğazın üzerini, kaldırmakla kanayan yalancı bir zar kaplar. Boyun lenf bezleri şişer. Ayrıca, basilin salgıladığı zehire bağlı olarak genel belirtilerde ortaya çıkar. Kırıklık, iştahsızlık, boğaz ağrısı ve en önemlisi felçler görülür. En önce yumuşak damak ve göz kasları felç olur.</p>



<p>Daha sonra kol ve bacaklara geçebilir. Felçler, simetrik ve ağrısız olup tamamen iyileşirler. Tedavi</p>



<p>En önemli tedavi difteri serumu, sonra da penisilindir. 1 2 hafta yatak istirahati önemlidir. Hele, kalbi etkilemişse bu süre daha da uzatılır. Yukanda da bahsettiğimiz gibi gırtlagin tıkanmaması en dikkat edilecek noktadır. Sulu gıdalar, buhar tedavisi faydalıdır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Aşı iledir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Boğmaca</strong></h2>



<p>Hastalık etkeni; Bordetella Pertusis adlı bakteri olup, kızıl ve difteri gibi solunum yolu ile bulaşır. Konuşma, öksür me ve aksırma; mikrobun, hasta kişilerden sağlam çocuğa eri bulaşmasına neden olur. Çok bulaşıcı olup, 4-6 hafta bulaşıcılığı devam eder. Bu sürede; hasta, sağlam çocuklarla tedamas ettirilmemelidir. Genelde 7 yaş üzerinde nadirdir.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Boğmaca; nezle, kuru öksürük, hafif ateş ile başlar. Öksürük gittikçe artar ve özellikle geceleri tutar. Bu dönemde; öksürük, boğmaca ya özgü karakterini alır. Nefes verirken hasta 5-10 kez üst üste, kesik kesik, boğulur gibi öksürür. Bunuştaki ben derin bir nefes alır. Bu tipik öksürük nöbetleri, hastalığın 2. veya 3. haftasında ortaya çıkar. Öksürüğün sonunda bulantı ve kusma sıktır. Ayrıca horoz ötüşü gibi sesler çıkarılabilir. Bazen; öksürük, o kadar şiddetli olur ki, küçük çocuklarda havaleye bile sebep olabilir.</p>



<p>Fazla hareket, heyecan, kapalı yerler, çevre değişikliği gibi faktörler nöbetleri arttırır. Öksürüğün, gece gelmesi karakteristiktir. Nöbet aralarında genel durum iyidir. Hastalık; öksürük nöbetleri seyrekleşerek, kusma azalarak, iştah artarak son bulur.</p>



<p>Hastalık, özellikle 2 yaş altındaki küçüklerde tehlikeli olabileceği için, öksüren büyüklerden itinayla çocuğu korumak gerekir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Eritromisin, ampisilin gibi antibiyotikler kullanılır. Boğmacalı hastalar açık havadan istifade ederler. Ancak çocuğu üşütmemek gerekir. Hastanın mümkün olduğu kadar sakin tutulması nöbetleri azaltır.</p>



<p>Kusma problemi olan vakalarda; günde 3 öğün yerine, sık ve az yedirmek faydalı olabilir. Beslemek için en iyi vakit kustuktan hemen sonradır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Difteride olduğu gibi aşı iledir. Ancak 2. ayda yapılacak olan ilk aşıya kadar, çocuğu boğmacasılar ile karşılaştırma maya gereken özen gösterilmelidir. Çünkü yeni doğanlarda boğmaca çok ağır seyreder.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tüberküloz (verem)</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Tüberküloterlemesi, (verem) solunum yoluyla bulaşabilir. Belirtileri hafif ateş, gece terlemesi, halsızlık, kilo kaybı, kesik kesik zayıf bir öksürük ve kan tükürmedir.</p>



<p>Hastalığın nedeni Koch basilidir. Uzun yıllar tedavisi bulunamayan tüberküloz, tedavisiz kalırsa birçok zararlar verebileceğinden, geçmiş zamanlarda oldukça korkulan bir hastalık haline gelmiştir. Ancak, günümüzde etkin tedavi ve Verem Savaş Dispanserleri ile; hem hastalığın görülmesi azalmış, hem de hastalığın verdiği zararlar en aza indirilmiştir. Bugün tedavi altındaki vakalarda hastalığın ilerlemesi nadirdir.</p>



<p>Bulaşma, en sık solunum yoluyla olur. Tüberkülozlu hasta; konuşurken öksürür, aksınırken sayısız basili etrafa G yayar. Ayrıca, yine hastaların balgamında bol miktarda bulunan basiller, yere tükürülürse burada kuruyan balgamdanlar etrafa yayılır. İşte bu tüberküloz basilleri, direk olarak veya 1 kullanılan çeşitli eşyalarla ağıza, buruna gelip, bulaşıp hastalık yapabilir. Ayrıca, nadir olarak sütle ve derideki yaralardan da basilin bulaşması mümkündür.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Veremin klasik belirtileri müphemdir. Bunun için uzun süren öksürüklerde her ihtimale karşı şüphelenmek gerekir. Bu şikâyetler, hafif ateş, gece terlemesi, halsizlik, kilo kaybı, kesik kesik zayıf bir öksürük ve kan tükürmedir. Ancak: özellikle 5 yaş altındaki çocuklar, büyüklere göre hastalıklara karşı daha az dirençli olduklarından bu bilinen belirtilerin dışında şikâyetler gösterebilir. Bu yaşlarda, hastalığın yayılma ihtimali denisbeten daha fazladır. Mikrobun yayılması menenjite sebep olabileceği için bu tehlikeli durum karşısında çocuklar, kesinlikle veremli hasta ile temas ettirilmemelidir.</p>



<p>Bu sebeplerden dolayı; şüphe edilen muhtemel hastalanın, en basit tedbir olarak PPD veya tüberkülin denilen testi yaptırmalar gerekir. Bu test; kesin bir netice verememekle beraber, daha ileri tetkiklere gidilip gidilmemesi açısından çok değerlidir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Tüberküloz, günümüzde kesinlikle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak tedavi şartlarına titizlikle uyulması gerekmektedir. Bu hastalığın tedavisi; ortalama 1 yıl gibi uzun bir zaman aldığından, yarım bırakılan tedaviler hasta için zararlı olmaktadır. Bunda da en büyük etken, belirtiler kısmında bahsettiğimiz şikâyetlerin ortadan kalkmasıdır. Oysaki, veremde şikâyetler ortadan kalksa bile, vücutta sessiz olarak bulunabilen basilleri de temizlemek gerekir. Bu sebeple kesinlikle, tedaviye tavsiye edildiği sürece devam edilmelidir.</p>



<p>Tüberkülozda da; ilaç tedavisi yanında, istirahat ve iyi beslenme tüm hastalıklarda olduğu gibi fayda sağlayacak tır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Yenidoğanlara ilk 45 gün içinde yapılan (sol omuza) BCG aşısı iledir. Bu zaman zarfında yaptırılamaz ise önce PPD testi yaptırmak gerekir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tetanoz</strong></h2>



<p>Çok tehlikeli hastalık olan tetanpozun mikropları tohumlarda, gübrelerde, toprakta, sokak tozlarında bulunur. Deri yara ve sıyrıklardan bulaşır. Tedavisi pek etkili olmadığından, koruma önemlidir.</p>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Çok tehlikeli bir hastalık olan tetanozun mikropları tohumlarda, gübrelerde, toprakta, sokak tozlarında bulunur. Derin yara ve sıyrıklardan bulaşır. Tedavisi pek etkili olamadığında, koruma önemlidir.</p>



<p>Oldukça tehlikeli bir hastalık olan tetanozun etkeni Clostridium Tetani adlı mikroptur. Bu mikrobun salgıladığı 2 tip zehir, hastalığın belirtilerini oluşturur. Hastalık mikroplanı; özellikle havasız yerlerde çoğalır, ancak havalı bölgelerde de bulunur. Bu yüzden doğada yaygın olarak mevcuttur. Tohumlarda, gübrelerde, toprakta, sokak tozlarında bulunur. Bulaşma, mikrop sağlam deriden giremeyeceği için yara ve özellikle derin sıyrıklardan vuku bulur. Kanayan yarada tutunmaları daha zor olur. önemli bir bulaşma biçimi, evde yapılan doğumlarda steril olmayan makaslarla veya bıçakla kesilen göbek bağıdır. Böylece; yenidoğana bulaşabilen hastalık, çok tehlikeli olup, genellikle kötü neticelenir. (bu yüzden bu konuya azami dikkati göstermek insanlık borcudur.) ayrıca çürüsün diye göbeğe toprak, kâh ve gibi maddeler sürüp kirli bezlerle bağlamak da aynı sonucu verebilir.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Belirtiler, yaralanmadan sonra 3 gün ile 3 hafta arasında ortaya çıkabilir. Çene kaslarından başlayarak tüm vücut kaslarının sertliği artar. Zaman zaman bu kas sertliğine, bir kaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürebilen kasılmalar da eklenir. Bu kasılma ve sertlikler gırtlakta solunum kesilmesine sebep olabilir. Bazen kasılmalar zamanla azalarak hastalık şifayla son bulur.</p>



<p><strong><em>Tedavi</em></strong></p>



<p>Tetanozda tedavi çoğu zaman iyi neticeler vermemektedir. Tedavi kesinlikle hastahanede yapılmalıdır. ses, ışık gibi uyaranlar, spazmı azaltmak için asgariye indirilmelidir. Hasta, loş ve sessiz bir odada yarılır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Tedavi pek etkili olmadığından tetanoz korunması büyük önem kazanmaktadır. Bunun için; çok ufak ve yüzeysel yaralanmalar dışında, bütün yaralarda tetanoz aşısı ve dok torun tavsiye ettiği durumlarda ek olarak tetanoz serumu uygulanmalıdır. Bu asla ihmal edilmemelidir. Çünkü sonuçta göze alınan risk çok büyüktür.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kabakulak</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Etken virüsün ağız ve boğaz yoluyla bulaşması ile ortaya çıkar. Parotis adı verilen, kulak altında bulunan bezin şişmesi ve kulağı itmesi kabakulak adına sebep olmuştur.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Kabakulak, virüsün ağız ve boğaz yoluyla bulaşmasıyla ortaya çıkar. Kulak altında bulunan salgı bezinin şişmesidir. Başlangıçta kırıklık ve 1-3 gün süren ateş vardır. Bundan sonra kulak altındaki parotis bezi şişer. Çoğunlukla, bu bezlerden önce birisi, 1-2 gün sonra da diğeri hastalanır. Bilhassa ağız açıldığı zaman ağrı vardır. Kulak memesinin ucuyu kanya doğru itilmiştir.</p>



<p>Kabakulağın önemi; 14 yaşından yukarı erkeklere bulaştığı zaman, erbezlerini iltihablandırıp, kısırlığa sebep olabilmesidir. Bu sebeple; çocuk kabakulak olduğunda ev deki ağabey, baba gibi erişkin erkekleri mümkün olduğu kadar aynı tutmak gerekir. Ayrıca kabakulak, nadiren tehlikeli olabilen bir menenjite ve pankreas iltihaplanmasına da sebep olabilir. Pankreas iltihabi da şiddetli karınağrısı ve kus maya yol açar. Bu gibi durumlarda hemen hekimi haberdar etmek gerekir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Virüs hastalığı olduğundan özel bir tedavisi yoktur. Ateşli dönemde istirahat ve şişen yüzey üzerine soğuk pansuman faydalıdır. Yiyecekler ekşi olmamalıdır, sıvı gıdalar tercih edilmelidir.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Erişkin erkeklerde kabakulaklı hasta ile temas varsa, hiperümmin gamagloblin zerki ile hastalığa karşı bağışıklık sağlanabilir. Çocuklarda korunma, aşı ile sağlanır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Viral Heparatit</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Viral hepatit, kirli besinlerin yenilip içilmesiyle bulaşır. İlacı yoktur. Bol şekerli besinler, komposto ve şurup verilir. İstirahat gerekir. Bu hastalığın sebebi virüslerdir. Salgına yol açabilir. Bulaşma yolu, genellikle kirli besinlerin yenilip içilmesidir. Ayrıca; suda isitilarak, tekrar tekrar kullanılan enjektörler de bir bulaşma aracıdır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Hastalık; hafif ateş, yorgunluk ve karın ağrısı ile başlar. Sonra sarılık ortaya çıkar. İdrarın rengi koyulaşır. Sonra tedrici olarak sarılık azalır ve hastalık son bulur.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Herhangi bir ilacı yoktur. Bol şekerli besinler, komposto ve şuruplar verilmelidir. İstirahat de gereklidir.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Besinlerin yıkanmadan yenmemesi, Şüpheli suların kullanılmaması ve bir defa kullanılıp atılan enjektörlerin kullanımı önemlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çocuk felci</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Çocuk felci virüsü, hastalıklı kimselerin dışkılarıyla doğaya yayılır. Kirli eller, besinler, çamaşırlar ve yatak çarşaflarıyla ağıza, orada mide ve bağırsaklara, sonra da sinir sistemine geçere ferçlere sebep olur. Belirgin ilaç takviyesi yoktur. Erken teşhis ve tam istirahat önemlidir.</p>



<p>Çocuk felcinin etkeni, hastalığa özgü virüslerdir. Virüsler, doğaya hastalıklı kimselerin dışkılarıyla yayılır. Lağım, sinckler ve hamamböcekleri taşıyıcılık görevini üstlenir. Kirli eller, besinler, çamaşırlar ve yatak çarşaflanın ile ağıza. Oradan da mide ve bağırsağa gelen virüsler, buradan da sinir sistemine geçerek felçlere sebep olurlar.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>1-2 gün süren hastalığın başlangıç döneminde, hafif bir bağırsak bozukluğu veya soğuk algınlığı belirtileri vardır. Bazen, hastalık anlaşılmadan böyle geçer ve biter. Bazen de ilerleyerek felçler ortaya çıkar. Ellerde, bacaklarda his azalması olabilir. Felç; teşekkül ettikten 2 hafta sonra, ya felçler yavaş yavaş tamamen düzelir veya kas erimesi de eklenerek ömür boyu kalır. Hatta beyinde bozukluklara sebep olup solunum, dolaşım ve yutma merkezlerini etkileyerek ölüme sebebiyet verebilir. Bu tehlikeli hastalıktan en etkili korunma yöntemi olan aşıları yaptırmak, bu açıdan çok önemlidir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Bunun da belirgin bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavinin en önemli noktası; erken teşhis ve tam istirahatin sağlanmasıdır. Tam istirahatte olan hastalarda felçler hafif olmaktadır. Tamamen geçme ihtimali de artar. Felçlerin ortaya çıktığı dönemde kasları gevşetmek ve ağrıyı azaltmak için 20 dakikalık sürelerle ıslak ve sıcak keçe uygulanır.</p>



<p>Hastalık geçtikten sonra felçler kalmışsa rehabilitasyon uygulanması, hasta ferdin topluma yararlı bir birey haline getirilmesinde önemli bir yer tutar.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Aşı iledir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kuduz</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Kuduz, öldürücü bir hastalıktır. Bazı hayvanların ısırması ve tırmalaması ile geçer. Maalesef tedavisi mümkün değildir. Korunma, için çocukların kedi ve köpeklerle sınırlandırılmalıdır.</p>



<p>Öldürücü bir hastalık olan kuduz; insanlara kedi-köpek kurt-tilki-yarasa gibi hayvanların ısırması, tırmalaması ile geçer. Kuduz hayvan; klasik olarak, herkesin bildiği gibi çökmüş görüntüde ağzından salya akan ve sağa sola saldıran bir yapıdadır. Kuduz hayvan sudan ve ışıktan korkar.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>İlk belirtiler ısırma yerinde karıncalanma ve uyuşma ile başlar. Hasta: sudan ve ışıktan korkar, çünkü bunları görün ce ağrılı kasılmaları başlar. Daha sonra kasılmalar artarak hasta ölür.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Maalesef tedavisi mümkün değildir.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Çocukların; kedi, köpeklerle oynamasının sınırlandınlımasıdır. Ayrıca, her ısırma ve tırmalamada, sonucu kesin ölüm olan bu hastalıktan korunmanın yolu; aşıların düzenli olarak uygulanmasıdır. Ayrıca, ısırılan yer dikkatli bir şe kilde sabunlu su ile yıkanmalı ve üzerine bol tuzlu su dökülmelidir.</p>



<p>Evcil köpeklerin kuduza karşı aşılı olmaları zorunlu dur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kızamık</strong></h2>



<p>Sebep Çok bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Bu nedenle hemen he men bu hastalığa yakalanmamış kimse yoktur. Bulaşma, hastaların ağız &#8211; boğaz salgılarından olur. Hastadan öksürük, konuşma ve solunum yoluyla virüs bulaşır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Hastalık gittikçe ağırlaşan bir nezle ile başlar. Gözler, kırmızı ve suludur. Gittikçe şiddetlenen sert kuru bir öksürük vardır. Ateş her gün biraz daha yükselir. Yaklaşık olarak dördüncü günde ateş en yüksek seviyede olur ve bilinen kızamık döküntüleri kulak arkasından başlar. Sonra da tüm vücuda yayılır. Bunlar kırmızı-pembe lekelerdir. 3-4 gün den sonra bu döküntüler, yerlerinde esmerimsi lekeler bırakarak, bir pullanma ile kaybolur.</p>



<p>Döküntünün 3. gününden sonra ateş düşer, eğer düşmez se başka bir hastalık eklenmiş olabileceği ihtimali dolayısıyla hemen doktorunuza haber vermeniz doğru olacaktır. Kızamıkta, Özellikle orta kulak iltihabı sıktır ve kızamığı takiben 4.-5. günde, özellikle bebeklerde tehlikeli olabilen zatürre görülebilir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Hastalığın ateşli döneminde iştah, hemen hemen tamimiyle kaybolur. Bunun için çocuğun sevdiği içecekleri sık sık vermelidir. Gözleri korumak için odayı loş tutmak, ayrıca ılık su ile yıkamak faydalı olacaktır. Üşümeyi önlemek için de oda sıcak tutulmalıdır. Orta kulak iltihabı veya başka benzer durumda doktor tavsiyesi ile penisilin kullanılır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Aşı iledir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kızamıkçık</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Kızamıkçık, virüsü ile temastan 12-21 gün sonra hafif ateş ve boğaz ağrısı ile başlar. Bulaşma, solunum yolu ile olur.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Kızamık gibi döküntülere sebep olur. En önemli farkı, boyun ve kulak arkası bezelerinin şişmesidir. Kızamıkçık; çocuklar için tehlikesiz olmasına rağmen, gebe hanımlar için çok tehlikeli bir hastalık olması ile önemlidir. Hamilelik esnasında bu hastalığa yakalanılması, çoğunlukla düşük ve sakat doğuma yol açar. Çocukta; doğuştan göz, kulak ve kalp hastalıkları meydana gelir. Bunun için kızamıkçıkla çocuklar kesinlikle hamile hanımlarla te mas ettirilmemelidir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Birkaç günlük istirahat yeterlidir.</p>



<p>Korunma Kabakulak ve kızamık aşısı ile beraber uygulanan aşıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Su Çiçeği</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Bu hastalığında sebebi virüstür. Solunum yolu ile gayet bulaşıcı olan hastalığın virüsü, dış ortama dayanıksız olup, 1-2 saatte ölür. Hastalığı bir defa geçiren bir daha geçirmez. En sık okul öncesi yaşlarda geçirilir.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Çok hafif bir ateş ve halsizlikle başlayabileceği gibi, doğrudan hastalığa özgü kabarcıklarla da başlar. Bu kabarcıklar basit, küçük sivilceler gibidir. Tabanları ve çevreleri kırmızıdır. Bu kabarcıklar çoğu kez kaşınır.</p>



<p>Hastalığın en sık görülen şekli, kaşıntı sebebiyle derinin iltihaplanmasıdır.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Ateş düşene kadar istirahat gereklidir. Kaşınmayı ve dolayısıyla deri iltihaplarını engellemek için bikarbonatlı suyla deriyi silmek faydalı olur. Bir bardak suya bir çay kaşığı karbonat ile bu su elde edilebilir. Kabuklar koparılmamalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Menenjit</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Menenjit, beyin zarlarının iltihabıdır. Yaşamın çeşitli dönemlerinde, değişik bakteri ve virüsler tarafından meydana getirilir. Örneğin, tüberküloz mikrobu tüberküloz menenjitine, kabakulak virüsü kabakulak menenjitine sebep olur. Oldukça tehlikeli bir hastalık olup mutlaka bir sağlık kurumunda tedavi edilmelidir.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>En önemli belirtiler baş ağrısı ve kusmanın birlikte bulunmasıdır. Kaslar, özellikle ense ve sırt kaslanı sertleşir. Meningokok adı verilen mikrobun geliştirdiği menenjitte; Şuur kaybı, şok ve deri için küçük kanamalar görülmesi sık ur. Ateş yüksektir. Kesin teşhis bel suyunun incelenmesiyle konur. Bel suyu alınmasının çocuk için hiçbir sakıncası yoktur.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Menenjit kesin istirahat altında, kuvvetli ve yüklü antibiyotik tedavisi ile bugün eskisi kadar korkulu bir hastalık olmaktan çıkmıştır.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Menenjitli hasta ile temas edenler veya birlikte bulunmak zorunda olanlar koruyucu olarak doktor tavsiyesi ileri fampisin adli antibiyotikten kullanmalıdırlar.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Anjin</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Bademcikler veya boğazın çeşitli mikroplarla hastalanmasıdır. Genellikle kış ve bahar aylarında görülür.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Herkesin bildiği gibi boğaz ağrısı, başağrısı, ateş, kırmızı ve şiş bademcikler, halsizlik vardır. Büyük çocuklar, boğaz ağrısından sık yakınırlar. Küçükler ise, bundan şaşılacak derecede az rahatsız olurlar.</p>



<p>Anjinlerde boyun bezleri şişmiş ve ateş 380 den fazla ise mutlaka bir hekime başvurmak gerekir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Doktorunuzun verdiği ilaçları kullanmak ve büyük çocuklarda tuzlu su ile gargara yeterlidir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Krup</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Gırtlağın; çeşitli mikroplarla oluşan iltihaplarında görülen, boğuk ve havlar gibi bir öksürükle ve solunumda güç lükle kendini gösteren bir hastalıktır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Çeşitli krup türleri vardır. En sık görüleni, en hafif krup olan spazmodik kruptur. Bu tip krup gece birdenbire başlar. Çocuk, gündüz tamamen sağlıklıdır veya hafif bir nezlesi vardır. Çocuk, geceleyin aniden şiddetli bir öksürük nöbetiyle uyanır, aynı zamanda güçlükle nefes alir. Bu durumda ilk karşılaşma oldukça korku vericidir. Fakat zannedildigi kadar kötü değildir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Spazmodik krup, çoğu kez hastanın bulunduğu odanın penceresi açıldığında veya hasta dışarı çıkarıldığında kendiliğinden geçer. Eğer geçmezse hemen doktora gidilmeli veya çağrılmalıdır. Bu arada, doktor gelinceye kadar, odanın havasını ılıtmak ve nemli tutmak gerekir. Bunun için bir kapta su kaynatılması en pratik yoldur. Bazen, sadece bu yöntem bile şifa için yeterli olabilir.</p>



<p>Krup sürdüğü sürece geceleri çocuk göz önünde tutul malıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kulak iltihabi</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Küçük çocuklarda hafif kulak iltihapları sıktır. 3-4 yaşa kadar kulaklar iltihaplanmaya yatkındırlar. Nezleyle beraber hafif bir kulak iltihabına rastlamak da mümkündür. Ancak bunlar hafif olduğundan, belirti verip rahatsız etmezler. Kulak iltihaplarının en sık sebebi anjinlerdir.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Dertlerini söyleyebilen çocuklar kulaklarının ağındığını söylerler. Süt çocuğu ise kulağını ovalar, uzun süre ağlar, o kulağın üzerine yatmayabilir. Ateş genellikle vardır, fakat bulunmayabilir de. Görüldüğü gibi bu belirtiler tamamen müphemdir. Bu açıdan kesin teşhis hekimin bir aletle çocuğun kulak zarını görmesiyle konur.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Kulak iltihaplanın ilerleyip kulak zanna, dolayısıyla işit meye zarar verebileceklerinden, derhal doktora gösterilmelidir. Doktora gidinceye kadar, ağrıyı azaltmak için kulağa Sıcak bez uygulaması faydalı olabilir. Doktor tavsiyesi olmadan kulak içine herhangi bir şey koymak doğru olmaz. Yine ağnıyı azaltmak için 5 yaşından küçüklere yarım, büyüklere bir tablet aspirin verebilirsiniz. Bundan sonrası Doktorunuzun verdiği antibiyotik tedavisinin yanında, çocuğu birkaç gün sıcak bir odada tutmak oldukça faydalı olur.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Soğuk algınlığı ve nezle</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Soğuğa maruz kalan kimselerde görülen ve bir virüsün sebep olduğu üst solunum yollarının bir hastalığıdır. Soğuk algınlığına sebep olan 200 den fazla virus vardır. Bu sebeple organizma, bu hastalığa karşı bağışıklık sağlayamamakta sebep ve tekrar tekrar soğuk algınlığına yakalanmaktadır. Sıklıkla soğuğa maruz kalan kimselerde görülürse de, hiç dışarı çıkmamış kimselerde görülmesi de az değildir.</p>



<p>Hastalık, Özellikle ilk ve sonbahar aylarında salgınlar yok yapar. Nezleli kimseler, hastalığın kuluçka döneminde de etrafa virüs saçtıklarından salgınlar önlenememektedir. Nezleye sebep olan virüs; üst solunum yollarının da hastalıklara karşı direncini azaltarak, olaya başka mikroplanın ye eklenmesine yol açar. Böylece ortaya soğuk algınlığı tablo su çıkar. Bu hastalığa, halk arasında yaygın ve yanlış olarak grip denir. Halbuki bu konudan sonra anlatacağımız grip bambaşka bir hastalıktır.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Nezlede berrak bir burun akıntısı, boğazda gıcık aksink ve hapşınık vardır. Belirtiler, sadece bunlar ise, büyüklerimizin dediği gibi ilaçla 1 haftada, ilaçsız 7 günde iyileşir.</p>



<p>Fakat nezle virüsü direnci azalttığından, başka mikroplar da işe karışır ve soğuk algınlığı denilen hastalık meydana gelir. Nezlenin yanında ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, başağın si, kulak ağrısı, bronşit bulunabilir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>Virüsleri öldüren bir ilaç yoktur. Ne kadar erken yatak istirahatine geçilirse o kadar iyidir. İstirahat, havadar ve güneşli bir odada olmalıdır. Rejim bol sulu, bol vitaminli, bol kalorili ve kolay sindirilir olmalıdır. Sıcak şekerli içecekler faydalıdır.</p>



<p>Büyük çocukların boğazlarında yanma varsa ilik tuzlu suyla gargara iyi gelecektir. Bir bardak suya, bir çay kaşığı tuz ile bu sıvı elde edilebilir.</p>



<p>Burun tıkanıklığı için yine bu tuzlu su doğrudan buruna damlatılabilir.</p>



<p>Sıcak bir odada havayı rutubetli tutmak, nezle tedavisin de öğütlenen bir yöntemdir. Bu işlem, iltihaplı burun ve boğazı yumuşatır. Odanın rutubetini arttırmak için en kolay yol, içerde su kaynatmaktır. Tabii ki kaynayan suyu çocuğun devirebileceği düşünülerek dikkatli olunmalıdır. Mümkünse kaynar su ile çocuk odada yalnız bırakılmamalıdır.</p>



<p>Üşüme, nezleyi ağırlaştırır. Bunun içindir ki küçük çocuklar nezle geçinceye kadar dışarı çıkarılmamalıdır. Tek taraflı hava akımında (cereyan) da kalmak aynı etkiyi yapar. Büyük çocuklarda ise fazlaca titizliğe gerek yoktur.</p>



<p>Nezle ve soğuk algınlığında genel durum bozulması veya ateşin 380 ye çıkması halinde doktor çağırmak gerekir.</p>



<p><strong>Korunma</strong></p>



<p>Salgın zamanlarında çocukları kalabalıktan korumalı ve eden iyi giydirmelidir. Terleyecek kadar sıkı giydirmek de doğru değildir.</p>



<p>Bol bol meyve, özellikle C vitamini içerenler tercih edilmelidir. Aslında C vitamininin koruyucu özelliği ispat edilememiştir.</p>



<p>Soğuğa ve cereyana fazlaca maruz kalmak direnci düşürerek hastalığa yakalanmayı kolaylaştırır.</p>



<p>Nezleden korunmanın en iyi yolu çocukları nezleli kimseler ile temas ettirmemektir</p>



<p>Anne; nezleye yakalanırsa, mümkün olduğu kadar çocukla ilişki azaltılmalı ve yüz dikkatle çocuktan uzak tutul malıdır. Çocuğa yiyecek bir şey hazırlanırken, her seferinde önce eller sabunlanmalıdır. Çocuğa ve eşyalarına doğru ne fes vermemeye, özellikle hapşırmamaya dikkat edilmelidir. Mümkünse çocuk, nezleli kimseyle aynı odada kalmamalı ve uyumamalıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Grip</strong></h2>



<p><strong>Sebep</strong></p>



<p>Soğuk algınlığı gibi buna da virüsler sebep olur. Ancak soğuk algınlığına nazaran daha uzun ve daha ağır seyre der.</p>



<p><strong>Belirtiler</strong></p>



<p>Hastalık; aniden üşüme, titreme, bel, baş, kol ve bacak ağrılarıyla başlar. Ateş 39-400 ye kadar çıkar. Çocuğun gözleri kırmızı, dudakları kuru, dilleri paslıdır. İştah azalmış olup, bazen bulantı ve kusma da bulunabilir.</p>



<p><strong>Tedavi</strong></p>



<p>En önemli nokta yatak istirahatidir. Evin havası nemlendirilmelidir. Diyet sulu olmalıdır. Meyve suları, ıhlamur, komposto, süt, çorbalar verilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/mikrobik-hastaliklara-karsi-nasil-onlem-alinir/">Mikrobik hastalıklara karşı nasıl önlem alınır?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/mikrobik-hastaliklara-karsi-nasil-onlem-alinir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kısırlık tedavisi planlanırken genetik faktörler göz ardı edilmemeli&#8221;</title>
		<link>http://merjam.com/kisirlik-tedavisi-planlanirken-genetik-faktorler-goz-ardi-edilmemeli/</link>
					<comments>http://merjam.com/kisirlik-tedavisi-planlanirken-genetik-faktorler-goz-ardi-edilmemeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2022 06:09:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kısırlık tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=144938</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin korkulu rüyası olan kısırlığın nedenlerinden biri de genetik özellikler olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, “Kısırlık tedavisi planlanırken genetik faktörler gözardı edilmemeli” uyarısında bulunuyor. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/kisirlik-tedavisi-planlanirken-genetik-faktorler-goz-ardi-edilmemeli/">&#8220;Kısırlık tedavisi planlanırken genetik faktörler göz ardı edilmemeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-132-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-132-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-132-1024x684.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-132-768x513.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-132.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Nesiller Genetik, Yeni Nesil Dizileme tekniğiyle embriyoların genetik bozukluklar açısından anne rahmine yerleştirilmeden önce test edilmesini sağlayarak tedavi süreçlerine destek veriyor. 2009 yılından bu yana hastalara, uzman hekimlere, hastane, klinik ve diğer laboratuvarlara rutin ve kişiye özel genetik tanı hizmetleri, genetik danışmanlık ve sürekli eğitim hizmetleri sunan Nesiller Genetik, kısırlık (infertilite) tedavisi sürecine laboratuvar koşullarında oluşturulmuş embriyonun genetik olarak incelenmesini sağlayarak katkıda bulunuyor. Nesiller Genetik Hastalıkları Değerlendirme Merkezi Kurucusu Dr. Gülay Özgön, genetik incelemenin özellikle riskli durumlarda gebelik planlamasının bir parçası olması gerektiğine dikkat çekerek, doğru tedavi yaklaşımında genetik danışmanlığın büyük önem taşıdığını söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gebelik riski taşıyanlar gerekli testleri yaptırmalı!</strong></h2>



<p>Dr. Gülay Özgön, kısırlık sorunlarının kökeninde yüzde 7-10 oranında genetik faktörlerin rol aldığını, risk taşıyan çiftler için genetik analizlerin önemli olduğunu belirtti. Özgön, “Özellikle ileri yaş anne adayları, tekrarlayan gebelik kayıpları ve daha önce anomalili gebelik öyküsü olan, ikiden fazla başarısız tüp bebek uygulanmış, translokasyon taşıyıcısı, tek gen veya X kromozomuna bağlı geçiş gösteren hastalıkları taşıyan, hastalıklarına tanısı konmayan veya hastalıklı bir çocuk sahibi olan çiftler hekimlerinin kılavuzluğunda genetik risk faktörlerini mutlaka değerlendirmeli ve gereken testleri yaptırmalılar” dedi.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yeni nesil PGD uygulamaları</strong></h2>



<p>Dr. Gülay Özgön, Preimplantasyon Genetik Tanı Uygulamalarının/Testlerinin (PGD/PGT), embriyoların genetik bozukluklar açısından anne rahmine yerleştirilmeden, yani gebelik daha başlamadan analiz edilmesini sağladığını belirtti. Uygulama, en kısa tanımıyla laboratuvar koşullarında oluşturulmuş embriyonun genetik olarak incelenmesi sürecini kapsıyor. Nesiller Genetik bünyesinde 12 yıldır uygulanan PGT uygulamalarında son teknolojileri ve altın standartları takip ederek, moleküler yöntemler ile çalışıldığını ifade eden Özgön, “Tanıya bağlı PGT-A (anöploidi) yöntemi ile embriyonun doğru sayı ve dizilimde kromozom yapısına sahip olup olmadığını saptıyoruz. Yeni Nesil Dizileme (Next Generation Sequencing-NGS) Teknikleri şu anda, genetik laboratuvarlarında PGT (preimplantasyon genetik tarama) işlemi için kullanılan en son, en popüler teknik ve rutinde embriyoları test etmek için kullanılıyor. Bu yöntemle, embriyodan alınan biyopsi materyali çoğaltılarak ve önceden normal olduğunu bilinen başka bir DNA örneği ile kıyaslanarak kromozomlar üzerindeki yapısal ve sayısal anomaliler saptanıyor. NGS yönteminin yüksek hassasiyet ve mozaiklik tespit edebilmesi, ‘normal’ tanımlanan embriyoların anne rahmine tutunmasını arttırırken, düşük oranlarını da azaltıyor” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Başarı oranı yüzde 98</strong></h2>



<p>PGD’de en kritik konunun prosedürün uzman bir embriyolog tarafından uygulanması olduğunun altını çizen Dr. Gülay Özgön “Uzman embriyolog tarafından uygulandığında embriyoların zarara uğrama ihtimali yok denecek kadar düşük. Kullanılan yönteme göre değişmekle birlikte, PGD testinin hatalı sonuç verme ihtimali yüzde 2 civarında. PGD analizi sonucunda sağlıklı olduğu tespit edilen embriyoların öncelikli transferi ile sağlıklı bir gebelik ve sonrasında da canlı doğuma ulaşılması hedefleniyor. Yöntemin başarı oranı yüzde 98 oranında gerçekleşiyor. Altını çizerek ve hassasiyetle tekrarlamam gerekirse, uygulamanın hekimin rehberliğinde, güvenilir ve donanımlı bir laboratuvarda, uzman embriyologlarca yapılması kritik önem taşıyor” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Genetik analiz IVF başarısını arttırıyor</strong></h2>



<p>Dr. Gülay Özgön, kısırlık sorunu yaşayan çiftlerin gebelik planlamasında zamanın ve umudun çok kıymetli olduğunu, bu iki faktörün hassasiyetle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Özgön, “Çeşitli nedenlerden dolayı gebelikte risk taşıyan çiftler, mutlaka genetik danışmanlık almalı, bütün tanı ve tedavi çeşitliği hakkında bilgilendirilmeli. Kısırlık tedavilerinde tıp bilimi gerçekten kayda değer bir yol aldı. Fakat genetik incelemenin önemi hala istenen düzeyde değil. Çiftin genetik değerlendirilmesinin bir genetik uzmanı tarafından yapılması ve risklerine uygun yapılan testlerin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Tedaviyi planlarken genetik danışmanlığını süreçlerine ekleyen hekim meslektaşlarımla çok verimli bilgi paylaşımları yapıyor, hastalarımızla ortak hareket ederek sağlıklı sonuçlar sunabiliyoruz” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/kisirlik-tedavisi-planlanirken-genetik-faktorler-goz-ardi-edilmemeli/">&#8220;Kısırlık tedavisi planlanırken genetik faktörler göz ardı edilmemeli&#8221;</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/kisirlik-tedavisi-planlanirken-genetik-faktorler-goz-ardi-edilmemeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ergenlik döneminde ve 55 yaş üzerinde vücutta meydana gelen şişliklere dikkat!</title>
		<link>http://merjam.com/ergenlik-doneminde-ve-55-yas-uzerinde-vucutta-meydana-gelen-sisliklere-dikkat/</link>
					<comments>http://merjam.com/ergenlik-doneminde-ve-55-yas-uzerinde-vucutta-meydana-gelen-sisliklere-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Sep 2021 11:14:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MANŞET ALTI]]></category>
		<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Lenfoma kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=130937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Lenfoma, tüm kanser türlerinin yüzde 5’ini oluşturuyor. Sık görülen kanser türlerinden biri olan lenfomada tedavi oranı oldukça yüksek olmasına rağmen belirtilerinin dikkate alınmaması işi ciddi boyutlara ulaştırabiliyor. Lenf bezlerinde şişlik, istem dışı kilo kaybı, gece terlemeleri, ateş ve yorgunluk-halsizlik gibi belirtilerin yanı sıra tedavi ile gerilemeyen, inatçı ve büyüyen lenf bezleri lenfomanın habercisi olabiliyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/ergenlik-doneminde-ve-55-yas-uzerinde-vucutta-meydana-gelen-sisliklere-dikkat/">Ergenlik döneminde ve 55 yaş üzerinde vücutta meydana gelen şişliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-1-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-1-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-1-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-1.jpg 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Özellikle ergenlik dönemi ya da 55 yaş sonrasında görülen Lenfoma, hakkında uzmanlar uyarıyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doktor Öğretim Üyesi Ant Uzay, hastalıkla mücadelede, bağışıklık sisteminin kanserle savaşını güçlendiren immünoterapinin ve kanserli hücrelerin birbiriyle iletişimini bozan hedefe yönelik ilaçların, ileri evre ve zorlu hastalarda bile umut ışığını artırdığına dikkat çekiyor. Öyle ki, tüm Hodgkin lenfoma hastaların yaklaşık yüzde 75’i iyileşebiliyor. Genç hastalarda iyileşme oranı yaklaşık yüzde 90’lara çıkıyor.</p>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-3.jpg" alt="" class="wp-image-130938" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-3.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-3-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Çok sayıda alt grupları olan riskli bir tür</strong></h2>



<p>Lenfomalar, çok sayıda alt grubu olan bir hastalık! Öncelikle Hodgkin ve Hodgkin dışı Lenfoma (non-Hodgkin lenfoma) olmak üzere iki ana alt gruba ayrılıyor. Ancak bunların da kendi alt tipleri bulunuyor. Hodgkin dışı lenfomanın en az 40-50, Hodgkin lenfomanın ise 6-8 alt tipi var. Ancak en büyük lenfoma grubu Hodgkin dışı lenfomalar. Öyle ki, Hodgkin lenfomalardan 8 kat daha fazla görülüyor. 2018 yılında tüm dünyada yaklaşık 500 bin kişi Hodgkin dışı lenfoma tanısı alırken, Hodgkin lenfoma tanısı alan kişisi sayısının 80 bin olduğu tahmin ediliyor.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Her dört hastadan üçü 55 yaşın üzerinde</strong></h2>



<p>Kanser hastalığının genelinde olduğu gibi lenfomanın da nedeni bilinmiyor. Ancak bazı virüslerin bulaşması, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullanılması, AIDS, ailede non-Hodgkin lenfoma öyküsü olması, tarım ilaçları ve benzeri bazı kimyasal maddelere maruz kalma gibi etmenler, Hodgkin dışı lenfoma için risk faktörleri olarak sıralanıyor. En önemli etken ise ilerleyen yaş. Her dört hastadan üçü 55 yaşın üzerinde. Hodgkin dışı lenfoma tanısı alan hastaların yaş ortalaması 67. Doktor Öğretim Üyesi Ant Uzay, Hodgkin türü için de şu bilgileri veriyor: “Hastalığın bu türünde EBV (Ebstein Bar) virüsünün risk faktörü olduğu düşünülüyor. Erkeklerde daha sık görülen Hodgkin lenfomanın en çok rastlandığı yaş grupları 15-35 yaş arasındaki genç nüfus ve 55 yaş üstü yetişkinler. Öyle ki Hodgkin lenfoma 15-19 yaş arasında en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor.”</p>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="337" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-4.jpg" alt="" class="wp-image-130939" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-4.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2021/09/lenfoma-kanseri-4-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ağrısız şişliklere dikkat edin!</strong></h2>



<p>Lenfomaların tipik belirtisi, ele gelen ağrısız şişlik oluyor. Büyümüş lenf bezlerinin genellikle orta sertlikte ve lastik kıvamında olduğu biliniyor. Hastalar özellikle boyunda, koltuk altında veya kasık bölgesinde şişlikleri fark ediyorlar. Büyüyen lenf bezleri, bası yapabiliyor. Bu da nefes darlığı, yüz ile boyunda şişlik, karın ağrısı ve karında şişlik gibi şikâyetlere yol açabiliyor. Fakat her ele gelen, şişmiş lenf nodu, lenfoma anlamına gelmiyor. Enfeksiyonlarda da lenf bezleri şişiyor ve bir süre sonra küçülüyor. Özellikle tedavi ile gerilemeyen, inatçı ve büyüyen lenf bezleri lenfoma habercisi olabiliyor. Ayrıca ateş, gece terlemesi, son altı ayda vücut ağırlığının yüzde 10’undan fazla kilo kaybı ve şiddetli kaşıntı da belirtiler arasında sayılıyor.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tedavide yol haritası hastaya özel belirleniyor</strong></h2>



<p>Nadir görülen bazı türlerinin dışında lenfoma tedavi edilebilir hastalık grubunda yer alıyor. Lenfomanın türü tedavi rotasını da belirliyor. Lenfomalar, büyüme hızlarına göre derecelendiriliyor. Bu, hem hastalığın seyri hem de tedavi kararı açısından önemli. İndolent adı verilen düşük dereceli lenfomalar (sessiz seyirli) yavaş ilerledikleri için genellikle tedaviye acilen başlamak gerekmiyor. Hastalar uzun süre iyi bir yaşam kalitesi ile yaşamlarını sürdürüyor. Bu hastalar için uzmanlar “bekle ve izle” yaklaşımı ile hareket ediyor. Hastalar yakından takip ediliyorlar. Orta ve yüksek dereceli Hodgkin dışı lenfomalarda ise seyir daha agresif oluyor. Kanser, hızla ilerleyebiliyor. Dolayısıyla bu grup hastaların tedavisine vakit kaybedilmeden başlanıyor; daha yoğun ve etkili tedavi yöntemleri tercih ediliyor.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yeni tedaviler&nbsp;hastalıkla mücadelede belirleyici rol oynuyor</strong></h2>



<p>Lenfoma tedavisinde kullanılan yeni yöntemler, tedavi başarısını giderek artırıyor. Öyle ki, tüm gruplarda yüzde 80’lere ulaştırabiliyor. Tüm hodgkin lenfoma hastaların yaklaşık yüzde 75’i iyileşebiliyor. Genç hastalarda iyileşme oranı yaklaşık yüzde 90’lara çıkıyor. Tedavide ise genel olarak kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik akıllı ilaçlar, hücresel tedaviler ve kemik iliği nakli yöntemleri kullanılıyor. Ve her bir yöntemde yaşanan gelişmeler, lenfomanın tedavisini başarısında önemli katkılar yaparak tedavi başarısını yükseltiyor.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/ergenlik-doneminde-ve-55-yas-uzerinde-vucutta-meydana-gelen-sisliklere-dikkat/">Ergenlik döneminde ve 55 yaş üzerinde vücutta meydana gelen şişliklere dikkat!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/ergenlik-doneminde-ve-55-yas-uzerinde-vucutta-meydana-gelen-sisliklere-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
