<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan arşivleri - Merjam</title>
	<atom:link href="http://merjam.com/etiket/prof-dr-nevzat-tarhan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merjam.com/etiket/prof-dr-nevzat-tarhan/</link>
	<description>Modanın Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 Jun 2022 15:49:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.6</generator>
	<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dijitalleşme otizm için önemli bir risk faktörü”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dijitallesme-otizm-icin-onemli-bir-risk-faktoru/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dijitallesme-otizm-icin-onemli-bir-risk-faktoru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jun 2022 14:49:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dijitalleşme]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Otizm]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=150192</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada görülme sıklığı yaygınlaşan otizmde en önemli risk faktörleri arasında dijitalleşmenin olduğunu vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 0-3 yaş arasındaki çocukların dijital cihazlardan uzak tutulması gerektiğini söyledi. Tarhan, “Dijitalleşme ve dijital çağ çocukta sosyal izolasyona yol açıyor” uyarısında bulundu. Tarhan, otizmin en önemli özelliğinin sosyal etkileşim ve iletişim eksikliği olduğunu da sözlerine ekledi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dijitallesme-otizm-icin-onemli-bir-risk-faktoru/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dijitalleşme otizm için önemli bir risk faktörü”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/06/GIRIS-104-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/06/GIRIS-104-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/06/GIRIS-104-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/06/GIRIS-104-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/06/GIRIS-104.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, otizme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Otizmin çocukluk döneminde tanımlanan nöro gelişimsel sınıflandırılan bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Otizm çok erken çocukluk döneminde başlıyor ve çocukluk döneminde teşhis koyulursa hastalığın tedavisi daha kolay oluyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sosyal iletişim ve etkilleşimde yetersizliğe dikkat!</h2>



<p>Otizmin belirtileri olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Otizmin en önemli özelliği çocukluk ve erken çocukluk döneminde başlamasıdır. Aynı özellik daha ilerideki dönemlerde ortaya çıkarsa otizm değil, psikoz olarak tanımlanıyor. En önemli belirtilerden ilki, sosyal iletişim ve etkileşimde yetersizliktir. Otizmli çocuklarda çocuk daha yürümeye başlamadan yani neredeyse doğumla birlikte anlaşılabilecek bir belirtidir. Çocuğun sosyal iletişimi ve etkileşiminde yetersizlik vardır. Bebeğin 6 aylıkken agulamaya yapması lazım. 9 aylık bebekte ‘ce… eee’ gibi sesler çıkarması gerekir. 15 aylık bir bebeğin iki hecelik kelimeler kullanması lazım. Otizmli bebekler ve çocuklar bunları yapamıyorlar, geç yapıyorlar. Sosyal iletişimde kucağa alınmak istemiyorlar. Kucağa alınsa bile aşırı tepki verebiliyor, böyle sosyal iletişim ve etkileşim yetersizliği var.” uyarısında bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İnsan ilişkisel bir varlık</h2>



<p>İnsanın ilişkisel bir varlık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Otizmin aslında çevredeki insanlarla ilişki kurma bozukluğudur. Sosyal etkileşim doğumdan itibaren başlıyor. İnsan tek başına yaşamaya göre zihinsel olarak kodlanmamış. Muhakkak ilişki kurması lazım. Bebek doğduğunda ilk tepkisi ağlama. Neden ağlama? Anne karnından yani konforlu ortamından dışarı çıkmış. Ciğerlerine birden bire soğuk hava giriyor. Vücudu soğukla temas ediyor. Korkuyor, ağlıyor. Ağladığı zaman sığınacak biri lazım, anneye sarılıyor, annenin kokusu onu rahatlatıyor. Karnı aç olsa bile ilk ihtiyacı anneye bağlanma ihtiyacıdır.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Otizm, duyguları kullanamamak demektir</h2>



<p>Otizmli çocuklarda bu bağlanmanın yeterli gelişmediğini, hatta ileri düzeydeki otistik bireylerde anne kavramının bile gelişmediğini kaydeden Tarhan, “Bu kişiler için sadece bakım veren vardır. Sevgi alışverişi yoktur. Otizm, aslında sevgi duygusunu kullanamamaktır. Duyguları kullanamamak demektir. Otizmli çocuklarda ve kişilerde ilişkiyi kurma, sürdürme ve ilişkiyi anlama konularında yetersizlikler vardır. Otizmin bir nevi içe kapanma hastalığı olduğu söyleniyor. Bu çocuklar ya da bireyler yalnız kalmayı seçiyorlar, tercih ediyorlar, seviyorlar.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sınırlı tekrarlayıcı davranışlar ele veriyor</h2>



<p>Otizmde diğer ana grup belirtilerin sınırlı tekrarlayıcı davranışlar olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu çocuklar ellerine aldıkları tabak gibi eşyaları ya da oyuncaklarını sürekli döndürür. Sözel iletişim kurmadan bu tür davranışlarda bulunur. Ya da çamaşır makinesi gibi dönen cihazları saatlerce seyrederler. Rutin şeylere aşırı bağımlılık vardır. Özellikle tekrarlayan davranış bazen o şekilde oluyor ki çevredeki alıştığı bir şeye aşırı derecede bağlanıyor. O değiştirildiği zaman çocuk aşırı derecede tepki veriyor.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çok zekiler ancak sosyal ve duygusal zekaları gelişmiyor</h2>



<p>Dostoyevski ve Einstein gibi dünya çapında tanınan kişilerin otistik denecek davranışları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mantıksal zekâları üst düzeyde, dehalar ama duygusal yönden zayıflar. Mesela evlilik, yürütemiyorlar. Sosyal ilişkileri yürütemiyorlar. Bu kişilere otizmli denmiyor, genelde sözel olmayan iletişim bozukluğu deniyor. Bu kişiler sohbet edip paylaşım yapamıyor ama tek başına dahice işler yapabiliyor. Beyinlerinde deha adacıkları var ama sosyal ve duygusal zekâları yerlerde sürünüyor. Bu tip kişiler toplumda çok öne çıkmayan, aykırı ya da tuhaf tipler olarak değerlendirilen kişilerdir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Otizmde artış gözleniyor</h2>



<p>Dünya genelinde otizmde bir artış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bizim öğrenci olduğumuz yıllarda otizm için 1000’de 2-3 vaka deniyordu. Şimdi 1000’de 10 olduğu belirtiliyor yani bu da yüzde 1 demek oluyor. Hatta günümüzde yeni doğanlarda 68 vakadan birinin otistik olduğu belirtiliyor. Bu da 68’e 1 demek yani bu oran da yüzde1’i bile geçtiği anlamına geliyor.Tüm dünyada bu artışın nedenleri araştırılıyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Otizme neden olan etkenler araştırılıyor</h2>



<p>Otizmin gelişmesinde “açık pencere dönemi” olarak değerlendirilen, doğum öncesi denilen anne karnındaki prenetal dönem, perinatal denilen doğum sırasındaki dönem ve postpartum denilen doğum sonrası dönemlerdeki bazı etkenlerin de araştırıldığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Doğumdan sonraki 0-3 yaş arası da önemli bir dönem. Otizmin gelişmesinde hava kirleticiler, manyetik etkiler, çevre kirliliği ve beslenme gibi faktörler araştırılıyor. O nedenle annenin gebelik döneminde ve gebelik sonrası dönemde temiz hava olan yerde bulunması ve iyi beslenmesi öneriliyor. Ayrıca geç anne yaşının da araştırıldığı biliniyor. Tüm dünyada annede 35 yaş sonrası doğumlar arttı. Geç gebeliklerin artmasının da %30 oranında otizme etki ettiğiyle ilgili yayınlar ve çalışmalar bulunuyor. Evlenme yaşının ilerlemesinin burada çok ciddi bir rolü oldu.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Otizmden “buzdolabı anneler” değil hedef genler sorumlu</h2>



<p>Bu açık pencere döneminde annenin psikolojik sağlığının da çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Anne ve bebeğin ruh sağlığı da temiz hava ve beslenme kadar önemli. Anne beynindeki stres, zamanla çocuğa da geçebiliyor. Bu stres sürekli ve uzun süreli olursa çocukta DNA hasarı yaptığına ilişkin çalışmalar bulunuyor. Stresli bir annelik varsa gebelikte  beyin asidik özellikte kimyasallar salgılıyor. Daha önce otizmle ilgili hep anneler suçlanırdı. Buzdolabı anneler denilirdi. Duygularını ifade etmeyen soğuk anneler nedeniyle çocukların otizmli olduğu iddia edilirdi ancak sonra anlaşıldı ki otizmde 15-20 tane hedef gen bulunuyor. Bu genlerin %10-20 oranındaki az bir kısmına kozatif gen deniyor. Yani bu gene sahip çocukta otizm ortaya çıkıyor. Ortam müsaitse gen, hatalı protein üretmeye başlıyor. Çevre iyiyse yani hava kirleticileri yoksa, sosyal ortam iyiyse o gen uyuyor, çalışmıyor ama çok stresli bir anne ve baba varsa, çocukta da o gen hatalı protein üretmeye başlıyor. Beyin kimyası bozuluyor, çocukta otizm ortaya çıkıyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Otizmde erken teşhis önemli</h2>



<p>Otizmde erken müdahalenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Otizmde en çok tespit edilen gecikmiş konuşmadır. 4 yaşı civarıdır. O zaman geç kalınmış oluyor. Otizm aslında 1 yaşında tespit edilirse hemen tedbir alınırsa düzelmesi çok daha hızlı ve kolay oluyor. Özellikle ileri yaşta gebe kalan anneler bazı belirtilere dikkat etmeli. Çocuk doğar doğmaz rüyasında güler ancak otistik çocuklarda bu gözlenmez. Bebek anneyi gördüğü zaman güler, sevinir, oynar. Anne ile bebek arasında mutlaka duygusal aktarım olmalıdır. Otizmli bebekte bu aktarım yaşanmaz.” uyarısında bulundu.</p>



<p>Yapılan araştırmaların kardeşlerden birisi otizmliyse diğer kardeşin otizmli olma ihtimalinin 4 misli daha fazla olduğunu gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tek yumurta ikizlerinden birinde otizm varsa diğerinin otistik olma ihtimali %60. Bu da otizmin genetik boyutunun çok fazla olduğunu gösteriyor. Literatürdeki bazı çalışmalar sezaryen doğumun da otizmde önemli bir risk faktörü olduğunu söylüyor. Normal doğumda çocuk kanaldan geçiyor. Burada çocuğun birkaç saatlik mücadelesi çocuğun strese dayanıklılığını artırıyor. Bu durum testlerle ölçülmüş. Sezaryenle doğan çocuk ile normal doğumla dünyaya gelen çocukların stres oranları ölçüldüğünde sezaryenle yani ameliyatla doğan çocuklarda stres oranı daha fazla çıkıyor. Çocuğun dünyaya gelirken verdiği mücadele, onun hayattaki ilk dayanıklılık eğitimi oluyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yeni nesil tedavilerde zihin kuramı öğretiliyor</h2>



<p>Otizmli çocukların empati duygusunun gelişmediğini kaydeden Tarhan, “1 yaşındaki otizmli çocukları bir odaya toplasanız biri ağladığı zaman hepsi ağlar. Niye ağlıyor? Çünkü empati duygusu gelişmemiştir daha. Ama başkasının ağlamasını kendi ağlaması zanneder. Beyin aynalama yapar. O da ağlamaya başlar. Bu gruptaki çocuklarda ağlama bulaşıcı olur. Çünkü beyin onun acısı – benim acım ayrımını öğrenememiştir. Buna zihin teorisi deniyor. Sadece insan çocuğunda bu var. Başkasının zihninden geçeni tahmin edebilmek hayvanlarda yoktur, bu insana özgü bir şeydir. Otistik çocukların beyni bunu yapamıyor. Yeni tedavi yöntemleriyle çocuğa zihin kuramı öğretiliyor. Otizm tedavisi olmaz diye de düşünmemek gerekiyor. Erken fark edilirse diğer çocuklarla beraber oynarken öğrenir. Otizmin düzeltilmesinde sosyal temas en iyi ve en önemli yöntemdir. O nedenle çocuk eğer kardeşi ya da arkadaşı yoksa 3 yaşından sonra muhakkak kreşe gönderilmelidir. Kreş ortamında yarım gün bile olsa gitmesi önemlidir. Apartman çocuklarında bu nedenle bu riskler vardır.”uyarısında bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yeni nesil tedavi yöntemleri kullanılıyor</h2>



<p>Otizmin tedavisinde kullanılan yöntemlere de değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yeni tedavilerden biri duyu bütünleme tedavisi. Otistik bireylerde daha önce 4 duyu ölçülüyordu. İnce motor, kaba motor becerileri, duyu becerileri ve sosyal becerileri. Şimdi duygusal beceriler de ölçülüyor. Beynin duygulardan sorumlu alanları tespit edildikten sonra duygusal becerilere karşı, karşı tarafın duygularını anlama, kendi duygularını fark etme ve onu kullanabilme becerisinin geliştirilmesi hedefleniyor. Nöro modülasyon tedavileri kullanılıyor. Beyin hücre uyarımı (TMS=Transkranial Manyetik Stimülasyon) yöntemleri kullanılıyor. Çocuğun gelişimi çok hızlanıyor. Çocuğun zihinsel gelişimi, davranışsal gelişimi, sosyal etkileşimi olumlu etkileniyor. Çocuk kucağa alınabiliyor, arkadaşlarıyla oynyabiliyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Teknoloji kullanımı öğrenilmiş otizme yol açabiliyor</h2>



<p>0-3 yaş arasındaki dönemde çocuğa kesinlikle tablet ya da cep telefonu vermemek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Genelde anneler yemek yedirmek için bu cihazları kullanıyor. Çocuk bir süre sonra onsuz yapamamaya başlıyor. Dijitalleşme ve dijital çağın otizmde çok ciddi risklerden biri olduğu düşünülüyor. Çocukta sosyal izolasyona yol açıyor.” uyarısında bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Gecikmiş konuşmaya dikkat!</h2>



<p>Gelişen teknolojiyle beraber çocuklarda hatta bebeklerde akıllı cihazla temas eden çocukların otizmli gibi belirtiler ortaya çıktığını kaydeden Tarhan, “Bu çocuklar otizmli gibi oluyor, bu duruma öğrenilmiş otizm diyoruz. Gecikmiş konuşma şikayetiyle geliyorlar. Çocuk 4 yaşında ve hala konuşamıyor. Bakıyoruz evde ucuz bakıcı dediğimiz televizyon var. Anne çocuğa vermiş bir tablet ve bütün gün ev işi ile uğraşıyor. Çocuk tabletle oynuyor ve çocukta sözcük üretme becerisi gelişmiyor. Gelişmeyince ne oluyor? Karşısında konuşan yok, zihinsel uyarı alamıyor. Tek taraflı taklit davranışı ortaya çıkıyor. Sözcük üretemediği için de beyin tembelleşiyor. Bir dönem bu duruma klip sendromu deniyordu. Televizyon ya da tablet ortadan kalkınca çocuk kısa sürede konuşmayı öğreniyor.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dijitallesme-otizm-icin-onemli-bir-risk-faktoru/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dijitalleşme otizm için önemli bir risk faktörü”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dijitallesme-otizm-icin-onemli-bir-risk-faktoru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Buluşların temelinde zihinsel itiraz ve zihinsel isyan bulunuyor”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-buluslarin-temelinde-zihinsel-itiraz-ve-zihinsel-isyan-bulunuyor/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-buluslarin-temelinde-zihinsel-itiraz-ve-zihinsel-isyan-bulunuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2022 13:13:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Buluş]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=148556</guid>

					<description><![CDATA[<p> Üsküdar Üniversitesinin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde liselere yönelik gerçekleştirdiği Türkiye’nin ilk Bilim ve Fikir Festivali, “Fikrini Kendine Sakla-Ma” mottosu ile 8’inci kez düzenlendi. Lise dönemindeki gençlerin proje kültürü ile girişimcilik pratiğini güçlendirmek ve hayatı kolaylaştırmalarını sağlamak üzere Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Fen ve Teknoloji kategorilerinde düzenlenen festivalde gençler, oyunlar ve konserlerle renkli bir gün geçirdi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyadaki yeni buluşların temelinde farklı ve aykırı düşünme, zihinsel isyan ve zihinsel itiraz bulunduğunu belirterek “Uslu çocuk çağı yakalayamaz, bize sunulan rutinin dışına çıkmamız gerekiyor. Rutinin içinde kalan kişi bir şeyi keşfedemez.” dedi. Festivalin sürpriz konuğu Robot ‘Fikri’ ise törene katılanların ilgi odağı oldu.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-buluslarin-temelinde-zihinsel-itiraz-ve-zihinsel-isyan-bulunuyor/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Buluşların temelinde zihinsel itiraz ve zihinsel isyan bulunuyor”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="161" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giriss-300x161.png" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giriss-300x161.png 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giriss-768x412.png 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giriss.png 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesinin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle lise öğrencilerine yönelik düzenlediği 8. Bilim ve Fikir Festivali yine renkli anlara ev sahipliği yaptı. Üsküdar Üniversitesi Çarşı Yerleşkesi’nde düzenlenen festivalin ödül töreni ise Emir Nebi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Türkiye’nin ilk bilim ve fikir festivali”</h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bilim ve Fikir Festivali’nin ilkini 2013 yılında gerçekleştirdiklerini belirterek festivalin Türkiye’nin bu anlamdaki ilk festivali olduğunu söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Beyin en iyi deneyimleyerek öğreniyor”</h2>



<p>Öğrenme teorisininin değiştiğini, daha önce disiplinli, baskı, otoriter ortamında öğrenmenin olduğunun kabul edildiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ama 21. Yüzyıl becerisi olarak deneyimleyerek öğrenme kavramı ortaya çıktı. İnsan beyni en iyi deneyimleyerek öğreniyor. Eğlenceli ve disiplinli olduğu zaman öğreniyor. O halde domates festivali var, neden bilimin festivali yok dedik. Neden bir projeyi ve bilimi eğlenceli ve kendi içerisinde disiplinli olan bir ortamda ele almıyoruz diye düşündük. Eğlenceyle projeyi birleştirecek bir çalışma başlattık. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz de buna çok sahip çıktı.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Düşüncenin üretiminde hayal kurma var”</h2>



<p>Gençlerin gözlerindeki ışıltıyı gördüğünde bu festivalin gerçekten işe yaradığını anladıklarını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Projenin saçma olması bile bir değerdir. Birçok düşüncenin üretiminde hayal kurma var. Amaca yönelik hayal kuruyorsunuz. Hayal kurduktan sonra kuluçka dönemi oluyor. Kuluçka döneminde aylak beyin başka şeylerle meşgul olurken mesela Arşimet suyun kaldırma kuvvetini hamamda bulmuş, Newton yerçekimi kanununu elma ağacının altında dinlenirken buluyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Uslu çocuk çağı yakalayamaz, rutinin dışına çıkmamız gerekiyor”</h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan,&nbsp; dünyadaki yeni buluşların temelinde farklı düşünmek ve aykırı düşünmenin olduğunu kaydederek “Bu zihnimizin yapabileceği bir şey.&nbsp; Bu farklı düşünmekle ilgili, aykırı düşünmekle ilgili, zihinsel isyanla ilgili, zihinsel itirazla ilgili… Bunları yapmamız gerekir. Bize sunulan rutinin dışına çıkmamız gerekiyor. Rutinin içinde kalan kişi bir şeyi keşfedemez. Çok iyi ikinci adam olursunuz ama bir şeyi keşfedemezsiniz. Onun için gelişmiş ülkelerde aykırı düşünenleri, farklı düşünenleri, eleştirenleri, aykırı tipleri ödüllendirirler ki insanlığı değiştirbilir diye. Bizde uslu çocuk metodolojisi gidiyor. Uslu çocuklar çağı yakalayamaz. Sorgulayan, düşünen, itiraz eden ama bunu belli bir kültür içinde yapan bir genç geleceği yakalamış bir gençtir. Gençlerdeki o heyecan ve keşfediciliğe bir şey katmak gerekiyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Tutkulu projesi olanlar kazanıyor”</h2>



<p>Projecilikte laboratuvarda yatıp kalkan, tutkulu projesi olan kişilerin kazandığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tutkulu projesi olanlar kazanıyor. Aşkla ve şevkle projeye sarılırsa proje oluyor. Aziz Sancar’a bakın, laboratuvarda yatıp kalkarak bu şekilde oluyor. Yaptığın işe mutlaka heyecanını ve tutkularını katmak gerekiyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Muhsin Konuk: “Üsküdar Üniversitesi patentleme masraflarını karşılıyor”</h2>



<p>Açılış konuşmaları kapsamında kürsüye gelen Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk, bu yılki festivale 131 okuldan 211 öğretmen rehberliğinde 513 öğrencinin yaklaşık 300 projeyle katıldığını belirterek ilgisinden dolayı festivale katılan öğrencilere teşekkür etti. Konuk, değerlendirme sonunda 193 projenin ön elemeyi geçtiğini kaydetti. Prof. Dr. Muhsin Konuk, bu yıl ilk kez BFF Özel Ödülü verildiğini de söyledi. Konuk, üniversite olarak patentlemeye önem verdiklerini belirterek “Üsküdar Üniversitesi, birinci, ikinci ve üçüncü olan projelerin patentleme işlemlerinin bütün masraflarını karşılamak üzere destek veriyor. 7. BFF’deki altı proje patentlemeye hak kazandı. Bunlardan ikisinin başvurusu gerçekleşti. Diğerleri de hazırlık aşamasında.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Abdurrahman Ensari: “Ürettiğiniz bilgi kadar güçlüsünüz”</h2>



<p>İstanbul İl Milli Eğitim Şube Müdürü Abdurrahman Ensari de Üsküdar Üniversitesi iş birliğinde düzenledikleri festivale katkı sunmaktan onur duyduklarını belirterek gençlere fikirlerini ifade etmekten çekinmemeleri gerektiğini söyledi.&nbsp; Abdurrahman Ensari, “Proje ve fikirler bu şekilde ortaya çıkıyor. Farklılıklarınızı destekleyen aile ve öğretmenleriniz varsa düşündüklerinizi gerçekleştirmek için Üsküdar Üniversitesi gibi üniversiteniz varsa sırtınız kolay kolay yere gelmez. 8. Bilim ve Fikir Festivali için Üsküdar Üniversitesi’nin öncülüğü için özellikle teşekkür ediyorum.”dedi. “Bilgi, en büyük güçtür” diyen Abdurrahman Ensari, “Ürettiğiniz bilgi kadar güçlüsünüz. Dünyada artık mücadeleler özellikle enerji, gıda, ilaç ve teknoloji konusunda mücadele var. Bu alanlarda ürettiğinizde ve söz sahibi olduğunuzda dünyaya da hükmedebiliyor ve yön verebiliyorsunuz. Bunun için gücünüzü ve enerjinizi bilgiyi üretme noktasında yoğunlaştırıyorsunuz. Ancak şunu da unutmamak lazım sadece bilgiyi üretmek yetmiyor, bilginin kontrol edilmesi de gerekiyor. Yani onu gerektiği yerde gerektiği kadar kullanmak durumundayız.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “Beynin aylak moduna izin verilmeli”</h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, törende eğlenceli sunumuyla gençlere tavsiyelerde bulundu. Yaratıcılığın artırılması ve başarılı olmada ıraksak düşüncenin önemine işaret eden Sayar, “Bir işe hızlı başlayıp yavaş bitirenler bizim sevdiğimiz, beyin yapısını sevdiğimiz insanlar. Hızlı başlayıp yavaş bitirmek önemli. Engeller karşısında yılmamak gerekiyor. Aslında engeller bizi yavaşlatıyor, aslında her engel biraz daha o konuda düşünmemizi sağlıyor. O projede başarılı olmaniz için üzerinde daha fazla düşünmeniz gerekiyor. Dış motivasyon ve iç motivasyon önemli. Geniş ilgi alanına sahip olmalısınız. Beynin aylak modu diye bir şey var. Baktığınızda bir şey yapmıyorsunuz, hülyalara dalmışsınız. Beyin kendi içinde konuşuyor. Oysa biz hep birşeyler yaparak beynin aylak moda geçmesine izin vermiyoruz. Oysa beyin iç konuşmasını yapsın, kendi kendini besleyebilsin. Bunun sonunda başarılı şeyler mutlaka çıkacaktır.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bu yılın mottosu: “Fikrini Kendine Sakla-Ma”</h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi 8. Bilim ve Fikir Festivali’nde projeler Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Fen ve Teknoloji olmak üzere üç kategoride yarıştı. Bu yıl, “Fikrini Kendine Sakla-Ma” mottosuyla düzenlenen festivalde dereceye giren projeler ödüllendirildi. Her üç kategoride ilk üç dereceye giren projelerden birinci olanlara 10 bin lira, ikinci olanlara 5 bin lira, üçüncü olanlara 3 bin lira, 4. 5. ve 6.’ya ise 1000’er lira başarılı proje ödülü takdim edildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Fen ve Teknoloji kategorisinde kazananlar…</h2>



<p>Fen ve Teknoloji kategorisinde İstanbul Atatürk Fen Lisesi’nden Salih Çelik, Burak Eren Demir ve Muhammet Başar Özcan, “Görüntü İşleme ile Ekosistemi Koru” isimli projeleriyle birinci oldu. Öğrenciler ödüllerini danışman öğretmenleri Mehmet Durmuş’la beraber aldı.</p>



<p>Fen ve Teknoloji kategorisinde Habire Yahşi Anadolu Lisesi’nden Nursima Yağız ve Yiğit Mert Demir, “RobotİKA Çok Maksatlı İnsansız Kara Aracı” isimli projeleriyle ikinci oldu. Öğrenciler ödüllerini danışman öğretmenleri Hacer Şahin ile birlikte aldı.</p>



<p>Fen ve Teknoloji kategorisinde üçüncülüğe ise Özel Enka Lisesi’nden “Müsilaj Oluşumunu Engelleyen Sıfır Atıklı Nanoteknolojik Endüstriyel ve Evsel Atık Su Filtresi” isimli projeleriyle Doruk Kaşıkçı ve Ömer Turgut Kayış layık görüldü. Öğrenciler ödüllerini danışman öğretmenleri İsmail Pektaş ile beraber aldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Mansiyon aldılar</h2>



<p>Fen ve Teknoloji kategorisinde Çatalca Anadolu Lisesi’nden Burak Baki Yavuz, Mehmet Yasin Saraydaroğlu ve Yusuf Arda Göçer, danışman öğretmenleri Belgin Çallı ile hazırladıkları “D.N.E.S(Domestica Nationalis Electronic Solenoid ) : Yerli Araçlarda Kullanabilecek Verimli Bir Motor Tasarımı ve Bir Araç Üzerinde Denemeleri” isimli projeleri, Çemberlitaş Anadolu Lisesi’nden Doğan Can Bağrıaçık ve Damla Nur Temur, danışman öğretmenleri Süleyman Alpkan Akkuş&nbsp; ile hazırladıkları “FEKAYAPP” isimli projeleri ve Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Mehmet Burak Akel ve Hüseyin Sinan Keleştemur, Ersin Ertürk danışmanlığında hazırladıkları “Doğada Bulunan Geometrik Örüntülerin Üretim Endüstrisinde Verimlilik İçin Kullanılması” isimli projeleri ile mansiyona layık görüldü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sağlık Bilimleri kategorisinde dereceye giren projeler..</h2>



<p>Sağlık Bilimleri kategorisinde Ayazağa Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Emre Poyraz ve Ahmet Yasin Akyel, “AIKED” isimli projeleriyle birinci oldu. Öğrenciler ödüllerini danışman öğretmenleri Murat Ertaş ile beraber aldı.</p>



<p>Sağlık Bilimleri kategorisinde ikinciliği Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Semanur Atıcı, “Radyasyon Savar” isimli projesiyle aldı. Atıcı, ödülünü danışman öğretmeni Sevil Aşkın ile beraber aldı.</p>



<p>Sağlık Bilimleri kategorisinde üçüncülüğü “Hidrojel Temelli Yara Örtü Malzemelerinin Geliştirilmesinde Çöven (Gypsophila officinalis) ve Melek Otu (Angelica officinalis) Bitkilerinin Kullanılabilirliğinin Araştırılması” isimli projesiyle Vefa Lisesi’nden Ahmet Emin Tataroğlu ve Fatma Şevval Yener kazandı. Öğrenciler ödüllerini danışman öğretmenleri Özlem Türk’le birlikte aldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sağlık Bilimleri kategorisinde mansiyon aldılar</h2>



<p>Sağlık Bilimleri kategorisinde üç proje de mansiyon ödülü aldı. Özel Mavigün Fen Lisesi’nden Sena Üstünbaş ve Ceylin Değirmenci, öğretmenleri Özlem Erol Erçelik danışmanlığında hazırladıkları “Çoban Çantası (Capsella bursa-pastoris) ve Şevketi Bostan (Scolymus hispanicus) Bitki Ekstraktlarının Toprak Solucanlarında Oluşturulan Akrilamide Bağlı Doku Hasarı Üzerindeki Etkilerinin Araştırılması” isimli projeleriyle mansiyona layık görüldü.</p>



<p>Özel Final Anadolu Lisesi’nden İkra İrem Ünlü, Cem Topal, Tolga Metin Gülbay ve Bora Poyraz, öğretmen Sevgi Aktan danışmanlığında hazırladıkları “Akıllı Kameraları Gözlük (mikroelektrot)” isimli projeleriyle mansiyon aldı. Suat Terimer Anadolu Lisesi’nden Metehan Rahmi Yıldız ve Nehir Tuğba Balık da öğretmen Derya Tuncer Cüce danışmanlığında hazırladıkları “Çörek Otu (Nigella Sativa L.) Bitkisinden Sentezlenen Nanopartiküllerin Teşhis ve Tedavi Ajanı Olarak Kullanımının Araştırılması” isimli projeleriyle mansiyon aldı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sosyal Bilimler kategorisinde dereceye girdiler</h2>



<p>Sosyal Bilimler kategorisinde Özel Florya Anadolu Lisesi’nden Deniz Nisan Deniz, öğretmeni Muhammed Korkmaz danışmanlığında hazırladığı “Frekansların Gücü” isimli projesiyle birinci oldu. Sosyal Bilimler kategorisinde Gönüllü Hizmet Vakfı Mustafa Saffet Fen Lisesi’nden Gülşen Yurtseven ve Sude Naz Özkan, öğretmenleri Burak Yeşil danışmanlığında “Engelsiz Erişim” isimli projesiyle ikinci oldu. Ahi Evren Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Şevval Tekin ve Selda Can Yürük, öğretmenleri Tarık Özyıldırım danışmanlığında hazırladıkları “Bilgi ve Dengeye Dayalı Halk Edebiyatı ve Divan Edebiyatı Konularının Öğrenimini Kolaylaştıran “Bildenge Oyunu” isimli projeleriyle üçüncülüğe layık görüldü.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sosyal Bilimler’de mansiyon aldılar</h2>



<p>Sosyal Bilimler kategorisinde üç proje de mansiyona layık görüldü. Uluslararası Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Mehmet Ali Yurdakul ve Eyüp Ensar Sönmez, Bayram Yılmaz danışmanlığında hazırladıkları “Geri Dönüşüm Farkındalığını Arttıran Yapay Zeka Destekli Akıllı Çöp Kutusu” isimli projeleriyle, Uluslararası Fatih Sultan Mehmet Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden Abubakr Babaev, El Hasan El Kilani ve Esedullah Kızıltunçden, öğretmenleri Nurdan Odabaş danışmanlığında hazırladıkları “RobOtizm” projeleri ve Haydarpaşa Lisesi’nden Ayşenur İşal, Emir Tolluoğlu ve Hakan Deniss Yurt, öğretmenleri Rahmi Çakır danışmanlığında hazırladıkları “Yer Şekillerinin Görme Engelli Öğrencilere Çoklu Duyulara Dayalı Öğretimi” projeleriyle mansiyon aldılar.</p>



<h2 class="wp-block-heading">BFF Özel Ödülü de sahibini buldu…</h2>



<p>Ön değerlendirmeyi geçen Sosyal Bilimler dalındaki “Eğitimde Dijital Dönüşüm: Hibrit Eğitimde Web 2.0 Araçlarıyla Türk Dili ve Edebiyatı Dersleri Artık Çok Farklı” isimli proje de BFF Özel Ödülü olarak 5.000 TL değerinde teknoloji hediye çekini almaya hak kazandı. Özel Üsküdar Sınav Anadolu Lisesi’nden Yağmur Alp ve Eylül Şayan, danışman öğretmenleri Abdulkerim Demir ile ödüllerini aldı.</p>



<p>Dereceye giren öğrencilerin danışman öğretmenlerine, dereceye giren proje ödülünün yarısı değerinde ödül verildi. Her kategoride dereceye giren ilk 3 projeye Üsküdar Üniversitesi tarafından patentleme ve proje öğrencilerine %75’e varan burs desteği sağlanacak. Ayrıca tüm proje sahiplerine de üniversite kampüslerindeki kütüphaneleri sınırsız kullanma hakkı tanıyan ‘ÜÜ Kütüphane Kartı’ hediye edildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">En çok proje gönderen ilçe Üsküdar oldu…</h2>



<p>İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından görevlendirilen öğretmen ve Üsküdar Üniversitesi panelistlerine teşekkür belgesinin verildiği programda, bu yıl en çok proje gönderen ilçe olan Üsküdar İlçe Milli Eğitim müdürlüğüne de bir plaket takdim edildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Törenin sürpriz konuğu, Robot Fikri oldu</h2>



<p>Renkli anların da yaşandığı törenin sürpriz konuğu Robot Fikri, törenin sunucusu gazeteci Şaban Özdemir ve Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile renkli bir sohbet de gerçekleştirdi.</p>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan ve İstanbul İl Milli Eğitim Şube Müdürü Abrurrahman Ensari, Robot Fikri ile birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>



<p>Üsküdar Üniversitesi Televizyonu (ÜÜ TV) ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube hesabından canlı yayınlanan tören katılımcıların birlikte hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ceza konseriyle eğlendiler</h2>



<p>Eğlenceli oyun ve gösterilerle renklenen festivalde müzisyen Enzo İkah bir performans sergilerken; Türk rap müziğinin başarılı ismi Ceza konseriyle gençler eğlendi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-buluslarin-temelinde-zihinsel-itiraz-ve-zihinsel-isyan-bulunuyor/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Buluşların temelinde zihinsel itiraz ve zihinsel isyan bulunuyor”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-buluslarin-temelinde-zihinsel-itiraz-ve-zihinsel-isyan-bulunuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandemiden en çok çocuk ve ergenler hasar aldı”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-pandemiden-en-cok-cocuk-ve-ergenler-hasar-aldi/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-pandemiden-en-cok-cocuk-ve-ergenler-hasar-aldi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Apr 2022 11:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Ergen]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=147271</guid>

					<description><![CDATA[<p> Üsküdar Üniversitesi tarafından çevrimiçi olarak düzenlenen 23 Nisan Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü Paneli’nde bebek, çocuk ve ergen ruh sağlığının önemine dikkat çekildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pandemi sürecinin beklenenin aksine ileri yaş grubundakileri değil, çocuk ve ergenleri etkilediğini söyledi. </p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-pandemiden-en-cok-cocuk-ve-ergenler-hasar-aldi/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandemiden en çok çocuk ve ergenler hasar aldı”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-206-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-206-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-206-1024x681.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-206-768x511.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-206.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Nevzat Tarhan, “Pandemiden en çok hasar alan grubun çocuklar ve ergenler olduğu görüldü. Çocuk psikiyatrisi kliniklerinde ergen vakaları çok artış gösterdi.” uyarısında bulundu. Aile bağları kuvvetliyse bu durumun çocuklar için bir kazanıma dönüşebildiğinin altını çizen Tarhan, bağları sağlıklı olmayan ailelerde anne ve babaların rollerini reddettiğini söyleyerek çocukla birlikte zaman geçirmek ve onu sevmek gibi yaklaşımların bir yük olarak görüldüğünü söyledi. Prof. Dr. Tarhan, çocukların popüler kültürün çocuğu olma eğiliminde olduğunu belirterek önlem alınması gerektiğini de kaydetti.</p>



<p>Dünya genelinde çocuk ruh sağlığı alanında çalışmalar yürüten bilim insanlarının&nbsp; oluşturduğu uluslararası sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek 23 Nisan’ı Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü olarak belirledi. Üsküdar Üniversitesi Anne ve Bebek Ruh Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından çevrimiçi olarak düzenlenen 23 Nisan Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü Paneli’nde bebek, çocuk ve ergen ruh sağlığının önemine dikkat çekildi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bu kararın milli bayramımıza denk gelmesi çok anlamlı ve güzel oldu”</h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan,&nbsp; panelde yaptığı konuşmasında birkaç yıldır üniversite bünyesinde Anne – Çocuk Ruh Sağlığı Merkezi’nin çeşitli faaliyetler sürdürdüğünü söyledi. Tarhan, “Dünyadaki küresel eğilimleri tespit ettik. Gençlerin ve çocukların psikolojik ihtiyaçlarını tespit ettik. Bu konuda bilimsel çalışmalar ile birlikte topluma bilgilendirmeler yapılması, ebeveyn eğitimi ihtiyacının olduğunu düşünüp planlamalar yaparken güzel bir gelişme oldu. Dünyada ruh sağlığı üzerine çalışan kuruluşların ortak kararı ile 23 Nisan Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü olarak ilan edildi. Bu kararın bizim milli bayramımıza denk gelmesi de çok anlamlı ve güzel oldu.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Tarhan: “Yerel olma özelliğimizi kaybedersek çocuklarımız kolonizasyon çocuğu olur”</h2>



<p>Milli bayramların bir toplumun milli değerlerinin yaşandığı ve aktarıldığı günler olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan sözlerine şöyle devam etti: “Kültürel kimliğimiz organik yani canlı yapılardır. Geçmişten alacağız, bugünle sentezleyeceğiz ve çocuklarımıza aktaracağız. Bu şekilde çocuklarımıza kendi değerlerimizi aktararak yani küresel çapta ‘ben’ kalarak ‘biz’ olmak, kendi kimliğimizi koruyarak dünyada var olmak önemli. Yerel olmadan evrensel olamayız. Bu bir kuraldır. Yerel olma özelliğimizi bırakırsak küresel emperyalizmin nesnesi haline geliriz ve çocuklarımız bizim çocuklarımız olmaz. Dünyadaki sermaye grupları tarafından manipüle edilen kolonizasyon çocuğu olurlar. Ancak milli değerleri, milli ülküsü ve milli idealleri olan çocuklar böyle durumlarda kendi kültürlerini koruyabilirler.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuklarımız popüler kültür çocuğu olma eğilimindeler”</h2>



<p>Dünya bu şekilde devam ederse 50 yıl sonra birçok kültürün yok olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Popüler kültür tüm dünyada ekonomik, sosyal ve kültürel hareketliliği rızaya dayalı bir sistemle yönetme eğiliminde. Rızaya bağlı şekilde çocuklarımız bizim olmaktan çıkıp popüler kültürün çocuğu olma eğiliminde. Bunun sonucunda da birçok değerimizi kaybederken aslında kendi kimliğimizi de kaybetmek gibi bir durumla karşı karşıyayız. Bu durum sadece bizim için değil, dünya için de geçerli. 23 Nisan’ın bu şekilde ilan edilmesi bu sorunun çözümü için bir açılım olabilir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandemiden en çok çocuk ve ergenler etkilendi”</h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dünyanın pandemiden sonra ciddi bir kriz yaşadığını vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti: “Pandemiden en çok çocuklar ve ergenler etkilendi. Pandemiden en çok 65 ve ileri yaştaki bireylerin etkileneceği bekleniyordu. Fakat pandemiden en çok hasar alan grubun çocuklar ve ergenler olduğu görüldü. Bunu biz çocuk psikiyatrisi kliniklerinde ciddi şekilde gözlemliyoruz. Ergen vakaları çok artış gösterdi. Hastane yatışları da yükseldi. Aile bağları kuvvetliyse bu durum çocuklar için bir kazanıma dönüşebildi ama bağları sağlıklı olmayan ailelerde anne ve babaların rollerini reddetme vakalarına çok rastladık. Anne her türlü imkana sahip, bütün fiziksel imkanları karşılıyor ama anne rolünü reddediyor. Çocuğuyla birlikte zaman geçirmek, sevmek, koklamak, yemek yedirmek gibi yaklaşımları bir yük olarak görüyor. Küresel olarak da bunun yaygınlaştığını görüyoruz.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Anne ve çocuk arasında sevgi devamlılığı olmalı”</h2>



<p>0-3 yaş arasındaki bir çocuk için annenin yerini hiç kimsenin tutmadığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Anne veya anne yerine geçen kişiyle ilişkinin kalıcı, tutarlı ve devamlı olması gerekiyor. Buna psikolojide nesne devamlılığı diyoruz. Sevgi devamlı olmuyorsa, sık sık değişiyorsa böyle durumlarda çocuk ruh sağlığı sağlıklı gelişmez. Çocuk ruh sağlığının sağlıklı gelişmesini istiyorsak nesne devamlılığını sağlamamız gerekiyor. Çocuk bir gün annenin yanında, diğer gün kreşte başka bir gün bakıcının yanında kaldığında fiziksel ihtiyaçları karşılansa bile ruhsal ihtiyaçları karşılanamıyor. Bu yüzden toplumsal farkındalığa, anne ve baba eğitimine ihtiyaç var. Biz üniversite olarak bilgi üretiriz, bilgiyi kanıtları ile birlikte toplumu bilgilendirmek üzere bilimsel akışa sunarız ama sağlık politikalarını ve çocuk ruh sağlığı politikalarını belirleyenlerin de bu bilgilerden doğru şekilde faydalanmalarını bekliyoruz.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Çocuklarımız küresel kültürün öznesi olsun”</h2>



<p>‘Çocuklarımız küresel kültürün nesnesi değil öznesi olsun’ diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuklarımız sadece kendilerine çalışan, küresel bir şekilde yayılan narsisizmin kurbanı olmasın. Yaşadığımız topluma, ülkeye, vatana ve hatta gezegene de ‘bir şeyler katmalıyım’ diyen çocukların yetişmesini sağlamamız çok önemli. Bu da 0-3 yaş arasındaki bir çocuğun annesi ve ailesi ile birlikte olması ile mümkün. Aileyi güçlendirme misyonumuz olmalı. Bu nedenle bu konular bizim için önceliklidir.” ifadelerini kullandı.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Duygusal ihmale uğrayan çocuk büyümüyor”</h2>



<p>Öğrenilmiş otizm kavramına da değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğrenilmiş otizm var sanki. Sosyal medya çocuklarımızda non – verbal öğrenme güçlüğü yapıyor. Non-verbal öğrenme güçlüğü dediğimizde matematiksel öğrenme iyi, teknik becerileri öğrenmek iyi ama sosyal ve duygusal becerileri öğrenemeyen bir nesil geliyor. Sosyal ve duygusal becerileri öğrenemeyen bir nesil ne demektir? Non-verbal öğrenme güçlüğü olan bir nesilden bahsediyoruz. Gençlerimiz bir nevi otizm spektruma giren durumla karşı karşıya. Otizmin yaygınlaşması, salgın haline gelmesi tesadüf değil. Küresel olarak otizm salgını var. Vakalar artıyor. Genetik boyutu olanlar daha büyük risk grubunda. Asıl sorun çocuklara ince motor, kaba motor, sosyal, duyusal ve duygusal becerileri öğretemeyen bir ortamın olmasıdır. Çocuklarda duygusal ihmal var. Fiziksel olarak yediriliyor, içirilip giydiriliyor ama duygusal ihmal varsa çocukta büyüme duruyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nurper Ülküer: “Atatürk 100 yıl sonra da dünyaya ilham vermeye devam ediyor”</h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer de “Geliştiren Ebeveynler-Mutlu Çocuklar” başlıklı sunumunda Dünya Bebek, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Günü’nün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’yla aynı günde ilan edilmesinin çok anlamlı ve gurur verici olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Atatürk çocuklara bayram hediye eden bir lider olarak tüm dünya milletlerine örnek olmuştur ve aradan 100 yıl geçmesine rağmen ilham vermeye devam ediyor. Bu büyük bir onurudur.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nurper Ülküer: “Beyin deneyimlerle değişir”</h2>



<p>Beyin ve sinir bilim alanındaki bilimsel çalışmaların mutluluğun beyinde başladığını ortaya koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Beyin doğduğunda henüz olgunlaşmamıştır. Beyin deneyimlerle değişir. Küçük bir çocuğun bakımvereni ile olan ilişkisinin kalitesi her şeyden önemlidir. Olumsuzluklar beyin gelişimini etkiler. Beyin zaman içinde inşa olur. Beyin mimarisinin oluşumu hiyerarşik bir sıra izler. Temel önemlidir. Beceri beceriyi getirir. Yüksek düzey bir becerinin gelişimi eğer bir önceki alt düzey bağlantılar tam oturamamışsa zorlaşır.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nurper Ülküer: “0-3 yaş arasında bebeğin anne ve babasıyla etkileşimi çok önemli”</h2>



<p>Beyin gelişimindeki duyarlı dönemlere işaret eden Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Dil öğrenmenin, alışkanlıkların, duygusal kontrolün en hızlı olduğu ve çevresel uyarılara en fazla açık olunan dönem 0-3 yaş dönemidir. Duygusal kontrol çocuğun ruh sağlığı açısından en önemli olan konulardan bir tanesi. Harvard Üniversitesi araştırmaları ve diğer nöro bilimsel çalışmalar, erken çocukluk dönemindeki deneyimlerin ve çocuğun çevresinden aldığı uyarıların çocuğun beyin yapısını etkilemekte ve bunun yaşam boyu sürdüğünü vurguluyor. Bu nedenle anne-bebek, baba-bebek, aile, bakımveren bebek etkileşimleri çok önemli.&nbsp; Bu dönemdeki olumsuz çocuk yaşantıları yaşamın sonraki yıllarında ortaya çıkacak ruhsal ve bedensel problemlerin yolunu açıyor.” dedi. Ülküer, olumsuz çocuk yaşantılarının da ihmal, istismar, aile içi şiddet, savaş ve göç gibi toplumsal hareketlilik, pandemi ve yoksulluk olduğunun altını çizdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Prof. Dr. Nurper Ülküer: “Geliştiren bakım, beyin gelişiminin temelini oluşturur”</h2>



<p>“Geliştiren bakım” kavramına da değinen Prof. Dr. Nurper Ülküer, duyarlı ve karşılık veren geliştiren ebeveyn çocuk ilişkisinin önemini vurguladı. Prof. Dr. Nurper Ülküer, “Bebeklik dönemi ve erken çocukluk dönemindeki küçük çocuklara birincil derecen bakım verenin kapasitesi güvenli bir ev ortamıyla doğrudan ilişkilendirilmektedir. Çocuğun ilk öğrenme ortamı ev ortamında şekillenir. Dolayısıyla ev içindeki ilişkiler ve ev ortamının kalitesi gelişimi doğrudan etkilemektedir. Küçük çocukların en şekillendirici deneyimleri geliştiren bakım ile olmaktadır. Geliştiren bakım bebeğin beyin gelişiminin temelini oluşturur. Geliştiren bakım, çocukların sağlıklı büyümeleri, beslenmeleri, güven içinde olmaları, karşılayıcı ve duyarlı bakımın verildiği ve erken öğrenme olanaklarından oluşan temel şartların bütünüdür.” dedi.</p>



<p>Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Seda Aydoğdu’nun “Çocuk Ruh Sağlığının Geleceğimizdeki Yeri” sunumuyla katıldığı panel, ÜÜ TV ve Üsküdar Üniversitesi Youtube resmi hesabından canlı olarak yayınlandı.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-pandemiden-en-cok-cocuk-ve-ergenler-hasar-aldi/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Pandemiden en çok çocuk ve ergenler hasar aldı”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-pandemiden-en-cok-cocuk-ve-ergenler-hasar-aldi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ramazan yeniden düşünmek ve kendini revize için fırsat sunuyor”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ramazan-yeniden-dusunmek-ve-kendini-revize-icin-firsat-sunuyor/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ramazan-yeniden-dusunmek-ve-kendini-revize-icin-firsat-sunuyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2022 09:23:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan ayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=146097</guid>

					<description><![CDATA[<p> Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazan farklı bakış açısı getirme ayı olarak değerlendirilebilir” diyen Tarhan, Ramazan’ın kişiye sağlamlık eğitimi verdiğini, aile ve toplum açısından da dayanışma, yardımlaşma ve empati konusunda aileye önemli katkılar sunduğunu vurguladı. İşte açıklamanın tamamı…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ramazan-yeniden-dusunmek-ve-kendini-revize-icin-firsat-sunuyor/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ramazan yeniden düşünmek ve kendini revize için fırsat sunuyor”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-16-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-16-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-16-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-16-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-16.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ramazan ayı ve inanç psikolojisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Hayatla ilgili düşünme ve değerlendirme için bir fırsat</strong></h2>



<p>&nbsp;12 ayın sultanı Ramazan’ın kişiye hayatla ve varoluşla ilgili önemli bir düşünme fırsatı sunduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnovasyonda yüzde 15 kuralı vardır. Bir insan girişimci olmak istiyorsa, genellikle bunun felsefesini yapanların tavsiyesi, ‘Yüzde 15 kuralını uygulayın’ olur. Yani buna göre, bir insan yaptığı işle ilgili düşünmek için zaman ayırsın. Kişi 100 saat çalışıyorsa 11 saatini yaptığı iş hakkında düşünsün. O işle ilgili yeni değerlendirme yapsın. 12 ay içerisinde yer alan Ramazan ayı da bu yüzde 15 kuralına çok benziyor. Kişi bu özel ayda diğer 11 aydan farklı olarak rutin dışına çıkıp hayat ve varoluşla ilgili durup düşünüp yeniden değerlendirme yapmak için bir fırsat olarak değerlendirebilir. Ramazan ruhsal açıdan da düşündüğümüz zaman insana farklı bakış açısı getirme ayı olarak değerlendirilebilir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Dünyada yaşamıyoruz, dünyadan geçiyoruz</strong></h2>



<p>&nbsp;İnsanın diğer canlılar içerisinde soyut düşünce becerisine sahip olan tek varlık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsan dışında hiçbir canlı zihin kuramı, zihin teorisi üretemiyor, varsayım üretemiyor, hayal kuramıyor. Bir insan hayal kurduğu zaman hayalde kurduğu konular onun için ihtiyaca dönüşüyor. İhtiyaç önce isteğe dönüşüyor, o istek daha sonra kişiyi harekete geçiriyor. Yaptığın iş hakkında hayal kurmak, işin vizyon kısmını oluşturuyor. İnsani vizyonu oluşturmak demek, varoluşsal bir sorun aslında. Kişinin hayatın belli bir döneminde ‘Hayat nedir, neden varım, nereden geldim, nereye gidiyorum, hayatın sonu nedir, bir hiçlikten mi geldim diye sorması gerekiyor. Mevlana’nın dediği gibi ‘Dünyada yaşıyor muyum, dünyadan geçiyor muyum?’ Dünyada yaşamıyoruz geçiyoruz aslında.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Yeniden değerlendirme dönemi olarak görülmeli</strong></h2>



<p>Ramazan ayının insanın hayattaki anlam arayışı açısından düşünüp değerlendirme yapması için önemli bir fırsat sunduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazan’ı hem psikolojik hayatına farklı bakış getirmek hem toplumsal hayatına hem aile hayatına, hem varoluşuna farklı bakış getirmek için bir durup düşünüp yeniden değerlendirme dönemi olarak ele alalım.</p>



<p>Böyle bakıldığında kişi orucun verdiği yüksek anlamı yakalamış oluyor. Yoksa diğer türlü sadece açlık oluyor, sadece bedene ibadet oluyor.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Hızlı yaşamak en önemli sorun</strong></h2>



<p>Bu çağın hız çağı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu çağın bir hastalığı var insanlar çok hızlı yaşıyorlar. Aceleci ve sabırsız davranıyorlar. Bir şeyin sonunu düşünmeden hareket ediyorlar ve hemen olsun istiyorlar.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ramazan kişiye sağlamlık eğitimi veriyor</strong></h2>



<p>&nbsp;Her insanın bir konfor alanı olduğunu, ortalama şartların insanı geliştirmeyeceğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanı stres altında yetenekleri geliştirir. Böyle durumlarda insan kendini strese sokuyor. Kişide uyuyan şeyler, psikolojik alt yapıyı harekete geçiriyor. Buna psikolojik sağlamlık analizi deniliyor. Bu dayanıklılık eğitimi olarak geçiyor. Dayanıklılık eğitiminde kişi amacına ulaşmak için bekliyor, tahammül ediyor. Sabır şu anda yanlış bir kavram olarak anlaşılıyor. Sabır demek oturup kenara çekilip beklemek değil.&nbsp; Sabır aktif sabır hareket halinde sabır. Sabır demek, hayatın ritmine uygun davranmak, ne zaman yavaşlayacaksın ve ne zaman hızlanacaksın bunu ayarlayabilmek demek. Ramazan aynı zamanda yılmazlık da denilen sağlamlık eğitimini kişiye veriyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Genç kuşağın doyum erteleme becerisi zayıf</strong></h2>



<p>&nbsp;“Ramazan ayı ruhumuzun olgunlaşmasına, pişmesine vesile oluyor” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Günümüzde özellikle genç kuşaklar çok sabırsız, hemen olsun istiyor. Doyum erteleme becerileri o kadar zayıf ki kolay elde etmek istiyorlar, emek vermeden ve yorulmadan elde etmek istiyorlar. Hayatta da gizli psikoloji yasaları var. Güzel şeyleri emek vermeden ve yorulmadan elde edemiyorsun. Başarıya giden yollar, eller cepte, çiçekli yollar değil. Dağlık taşlı yollar, zor yollar. Emek vereceksin ve katlanacaksın. Her zaman bir hedefin olacak. Hedonistik tatmini modernizm çok yüceltiyor. Hedonistik tatmin, ‘Hemen şimdi’ diyor.”diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Doğum erteleme becerisine sahip olanların duygusal zekaları %20 yüksek</strong></h2>



<p>Kişinin doyum erteleme becerisini kazanmasının önemine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Duygusal zeka çalışmalarına referans olmuş bir çalışma var. 20 yıl süren bir çalışmada, anaokul çocuklarının bulunduğu sınıfa lokum götürülüyor. Tabii çocuklar hemen istiyor. Hemen isteyene birer tane, 15 dakika bekleyene bir avuç verileceği söyleniyor. Bir grup hemen istiyor ve bir taneye razı oluyor. Diğer grup ise 15 dk. kendini oyalayarak daha fazla alıyor. Bu iki grubu 20 sene izlemeye devam ediyorlar. Doyum ertelemeyi başaran grup, duygusal zekaları yüzde 20 daha yüksek çıkıyor. Arkadaş ilişkilerinde daha başarılılar, iş ortamında, sosyal ilişkilerde daha başarılılar. Doyum erteleme becerisi kendiliğinden olmuyor, öğretilmesi gerekiyor. Dini terbiyenin de kişiye bu anlamda önemli katkısı oluyor. Kişi haz ve zevkleri erteleyebilme becerisini öğreniyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İbadet ederek stres altında soğukkanlı kalma becerisi kazanılıyor</strong></h2>



<p>&nbsp;Kişinin ruhsal gelişimine önemli katkıları bulunan Ramazan ayının bir etkisinin de stres yönetimini öğrenmede katkısı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazanda vücudumuz aç kalıyor ve ister istemez vücudumuzu strese sokuyoruz. Kan şekeri düşmesiyle&nbsp; sinirlilik oluyor. Özellikle yemek vakitlerinde bir şey yiyememek bir gerilim sebebidir. Böyle durumlarda stres altında soğukkanlı kalma becerisi de geliştiriliyor. Bu becerinin kazandırılması için 10-20 seanslık programlar yapılıyor. Başına elektrotlar takılıyor. Stresli olaylar hayal ettiriliyor. Bu olaya karşı bekleme becerileri, erteleme becerileri, stres altında soğukkanlı kalma becerilerini modüllerle çalışıyoruz. Burada kişi ibadet kavramı içerisinde bu konuda bir nevi stres altında soğukkanlı kalma becerisi eğitimini öğrenmiş oluyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Ailede Ramazan’ın ayrı bir önemi var</strong></h2>



<p>Ramazan ayının özellikle aile ilişkileri açısından da çok önemli bir yeri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazanlarda aile hayatı çok farklı olur. İnsanlar bu ayda birçok şeye dikkat eder. Ailede sohbetin arttığı bir dönemdir. Paylaşımın arttığı dönemlerdir. Birlikte yemek yenilen ve sohbet edilen dönemlerdir. Onun için çocuklar, Ramazanı severler. Kişi normalde küfrediyorsa bunu azaltır, bağırıp çağırıyorsa sakin olmaya çalışır. Bu dönemde kişi kendini kontrol etmeye çalışır. Bu bir kontrol becerisidir. Bağımlılık tedavisinde de bu kontrol becerisi kazandırılmaya çalışılır. Madde ya da alkol bağımlılığı gibi birçok bağımlılık beynin kontrol kaybı olarak kabul ediliyor. Daha önce yoksunluklar tolerans gelişmesi kabul ediliyordu ama şimdi kontrol kaybı olarak değerlendiriliyor. Kişide iç kontrol var mı, yok mu? Kişi sadece dış kontrolle gidiyorsa yani başkalarının korkusu onu kontrol ediyorsa bu yeterli sayılmıyor.</p>



<p>Dış kontrol var ama ideal olan iç kontrol ve iç denetim becerisi kazandırmak. Kişiye isteklerini, arzularını, dürtülerini değerlendirme ve iç kontrol becerisi kazandırmak için çok zor eğitimler veriliyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yardımlaşma, paylaşma ve empati duyguları yoğun yaşanıyor</strong></h2>



<p>Ramazan orucunun da kişiye iç kontrol becerisi kazandırdığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Oruçta da kişi bütün gün yemiyor ve bekliyor. Doyumu erteliyor. İç kontrol becerisi gelişiyor. Bu aynı zamanda aile içerisindeki ilişkilerde de insanların birbirlerini karşı daha nazik ve düşünceli olmalarına katkı sağlıyor. Diğer kazandırdığı şey de empati duygusunu güçlendirmesi. Açları, yoksulları anlama konusunda ciddi bir şeydir. Empati geliştiriyorsun. Kan şekeri düşüyor ancak yiyemiyorsun. Bu durumda yemeyenleri daha çok düşünüyorsun. Onun için yardımlaşma ve paylaşma duygularının yoğun yaşandığı bir toplumsal ibadet boyutu da bulunuyor. Sadaka taşı ve askıda ekmek gibi uygulamalar Anadolu irfanından gelen geleneksel kazanımlardır. Bunları kazandıran en önemli şey ise Ramazan dönemidir. Ramazan ayı sosyal bilincin farkına varılmasında da önemli bir fırsat sunuyor. Yaşadığı toplumun bir parçası olduğunu fark etmek, hissetmek, yaşadığı toplumla empati yapabilmek ve dezavantajlı insanların da farkına varmak ve onlar için de bir şeyler yapabilmeyi istemek de önemli kazanımlar sağlıyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ramazan iyilikte bulunarak mutlu olmayı da öğretir</strong></h2>



<p>&nbsp;Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin yıllar önce yaptığı çalışmada Ramazan döneminde alkol kullanım düzeyinin yüzde 50 azaldığını, toplumda suç ve şiddet olaylarının azalmasının da Ramazan’a rastladığını söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazan ayı dezavantajlı kişilerin fark edilmesi, yardım ederek ve destek olarak onları mutlu etmek, başkalarına iyilikte bulunarak mutlu olmayı öğretmesi için de güzel bir dönem olarak değerlendirilebilir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ramazan’ın anlam boyutu kaçırılmamalıdır</strong></h2>



<p>&nbsp;Ramazan’ın anlam boyutunun kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ramazan’ın şekilsel kısmına takılıp kalmamak önemlidir. Ramazanın anlam boyutunu kaçırırsak şekil boyutunu çok yakalayamayız. Ramazan aynı zamanda din ve inanç psikolojisi yönleriyle de öne çıkan bir dönemdir. Ramazan beynimizdeki olumlu tepkilerle alakalı alanları güçlendirmeyi çok önemsiyor. Bu nedenle Ramazanı bu açıdan değerlendirerek kişinin kendini geliştirmesi, hayata bakışını ilerletmesi, hayatın anlamı ve manevi değerler hakkında düşünüp kendini yeniden revize etmek için bir fırsat gibi de değerlendirilebilir.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ramazan-yeniden-dusunmek-ve-kendini-revize-icin-firsat-sunuyor/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ramazan yeniden düşünmek ve kendini revize için fırsat sunuyor”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ramazan-yeniden-dusunmek-ve-kendini-revize-icin-firsat-sunuyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kadın erkek ilişkilerinde en büyük ihtiyaç diyalog”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-kadin-erkek-iliskilerinde-en-buyuk-ihtiyac-diyalog/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-kadin-erkek-iliskilerinde-en-buyuk-ihtiyac-diyalog/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 11:32:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörün Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın erkek ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=144590</guid>

					<description><![CDATA[<p> Üsküdar Üniversitesi Ebelik Bölümü tarafından 8 Mart Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen “Şiddet: Gör, Duy, İlgilen, Güçlen” başlıklı sempozyumunda kadına karşı şiddete dikkat çekildi.  Sempozyumda konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kadın erkek ilişkilerinde en büyük ihtiyaç diyalog” dedi. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-kadin-erkek-iliskilerinde-en-buyuk-ihtiyac-diyalog/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kadın erkek ilişkilerinde en büyük ihtiyaç diyalog”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-87-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-87-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-87-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-87-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-87.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından düzenlenen sempozyumda konuşan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadın-erkek ilişkilerinde en büyük ihtiyacın diyalog olduğunu söyledi. “Cinsiyetçi ayrımları ancak diyalog ile çözebiliriz” diyen Tarhan, “En büyük düşmanımız önyargı, en büyük ihtiyacımız diyalog. Bu kadın-erkek ilişkilerinde de iyi ilişki kurmak demektir. Kadın ile erkek ilişkisi demek, sağlıklı iş birliği kurma becerilerini geliştirmek demektir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Annelerin tüm çabaları iş olarak görülmez”</strong></h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen sempozyumda kadının aile, sosyal ve ekonomik hayatın içerisindeki önemine işaret etti. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Tarhan, tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak sözlerine başladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bütün çalışan kadınlar birinci olarak annelerdir. Annelerin çalışması da 7/24’tür. Ancak annelerin tüm çabaları iş olarak görülmez. Anneler de dahil bütün kadınların, kadın hakları açısından önemli olan bu günlerini kutluyorum.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Zihinsel dönüşüm olmadan sosyal dönüşüm olmuyor”</strong></h2>



<p>1960’larda kadının özgürleşme hareketinin başladığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan cins, cinsiyetçilik gibi kavramlar tartışıldı.&nbsp; Cinsiyetçilik konusunda ataerkil kültürünün getirdiği ön yargılar toplumlarda kadın hakları önündeki en büyük engeli oluşturdu. Zihinsel dönüşüm olmadan sosyal dönüşüm olmuyor. Bireysel farkındalığın ön plana çıkması için sosyal farkındalık önemlidir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Türkiye’deki ataerkil kültüre akademik eleştiri</strong></h2>



<p>Dünyada ciddi bir şekilde esen özgürlük rüzgârlarının sosyal hayatın yanı sıra aile ve insan ilişkilerini de etkilediğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Türkiye’deki ataerkil kültürün, kadına yönelik şiddet olaylarının artırmasında ve sosyal olarak Türkiye’nin modernleşme süreci içerisinde bir engel olduğunu fark ettik. Kadının, annelik görevini aksatmadan bunu başarabilmesi ile ilgili birçok kültürel ön yargılar vardı.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“ Kadın Psikolojisi kitabımda kadın ve erkeğin farklılıklarını ele aldım”</strong></h2>



<p>Kadın ve erkeğin biyolojik farlılıklarını, benzerliklerini, kimlik açısından da farklılık ve benzerliklerini analiz etmeye çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 2003’te başlayan ve iki sene süren bir çalışma ile 2005 yılında ‘Kadın Psikolojisi’ kitabını kaleme aldığını söyledi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kadın-erkek beyni ile ilgili yeni bilgiler var. Şu anda bu kitap 97’inci baskısını yaptı. Nörobilim ile kadın-erkek benzerliklerini ve farklılıklarını birleştirmeye çalıştım, bunlar yeni bilgilerdi.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kadın beyni nasıldır, erkek beyni nasıl çalışır?</strong></h2>



<p>&nbsp;Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğrencilerinin daveti üzerine aşk üzerine bir konferansa katılım gösterdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kadın ve erkeğin aşk kavramına bakışıyla ilgili bir konferanstı. Kadın beyni nasıldır, erkek beyni nasıl çalışır? Konularında bir konferans verdim. Kadın doğum uzmanı bir arkadaş, itiraz etti bana. ‘Bunları nereden çıkartıyorsun’ diye. Ben de o zaman bilimsel referansları saymıştım. Vücudumuzun patronu beyindir. Stres altında kadının beyni paylaşarak rahatlamaya çalışır. Erkek beyni zihinsel sığınağına çekilir öyle rahatlamaya çalışır. Biri fazla konuşuyor, diğeri de susuyor zannediliyor. İletişim kopuyor, birbirlerini anlamamak var. Empati yoksunluğu var bunları o kitapta ele almaya çalışmıştım. Ayrıntılar kitapta referansları ile bulunabilir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Rekabetçi ilişki aile hayatında olumsuz etkiler oluşturabilir</strong></h2>



<p>Kadın özgürleşme hareketinde kadın-erkek ilişkilerini, rekabetçi ilişkiye indirgemenin aile hayatında olumsuz etkiler oluşturabileceğine işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kadın-erkek ilişkileri kabullenici ilişkiler olmalıdır. Kabul et, yönet tarzındaki ilişkiler olmalıdır. Önce kabul edeceğiz, daha sonra tamamlayacağız. Aksi halde ‘Senin dediğin, benim dediğim, senin annen, benim annem, senin hakkın, benim hakkım…vs.’ şeklinde ego savaşlarına dönüşüyor. Aile hayatı da sosyal hayat da. Cinsiyetçi ayrımları ancak diyalog ile çözebiliriz. En büyük düşmanımız önyargı, en büyük ihtiyacımız diyalog. Bu kadın-erkek ilişkilerinde de iyi ilişki kurmak demektir. Kadın ile erkek ilişkisi demek, sağlıklı iş birliği kurma becerilerini geliştirmek demektir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Sosyal ve duygusal başarı da çok önemli</strong></h2>



<p>&nbsp;İnsan becerileri denildiği zaman hep akademik ve teknik beceriler üzerinde durulduğunu oysa sosyal ve duygusal başarının da önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanın başarısı için sadece akademik başarı yetmiyor. Sosyal ve duygusal başarı da önemli. Kişinin bunları da öğrenmesi gerekiyor. Bunlara herkesin ihtiyacı var.” dedi.</p>



<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik bölümü hocalarına ve öğrencilerine düzenledikleri etkinlik için teşekkür eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Toplumsal ön yargıların düzeldiği, herkesin ‘ben’ kalarak, ‘biz’ olmayı başardığı bir sosyal hayat ortaya çıkar. Hepinize başarılar diliyorum.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kadın ve şiddet masaya yatırıldı, çözüm önerileri sunuldu</strong></h2>



<p>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güler Cimete, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin ve Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka’nın açılış konuşmalarını yaptığı sempozyumda şiddet kültüründe kadın olmak, kadına yönelik şiddet konusunda vakıf çalışmaları, yerel yönetim çalışmaları, kadına şiddetin hukuki yönleri ele alındı. Sempozyuma Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’ndan Hazal Hartavi, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Avukat Birsen Baş Topaloğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetler Müdürlüğü’nden Sevcan Kuyumcu’nun da aralarında bulunduğu konuşmacılar katıldı.</p>



<p>&nbsp;Öte yandan Üsküdar Üniversitesi Çözüm Odaklı Kadın Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından da alanında uzman isimlerin katılımıyla 8 Mart Kadınlar Günü Paneli de düzenlendi. Çevrimiçi gerçekleştirilen panele konuşmacı olarak Üsküdar Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek de katılım gösterdi.&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-kadin-erkek-iliskilerinde-en-buyuk-ihtiyac-diyalog/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kadın erkek ilişkilerinde en büyük ihtiyaç diyalog”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-kadin-erkek-iliskilerinde-en-buyuk-ihtiyac-diyalog/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Geleceğin Nobel adaylarına uygun atmosferi hazırlamalıyız”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-gelecegin-nobel-adaylarina-uygun-atmosferi-hazirlamaliyiz/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-gelecegin-nobel-adaylarina-uygun-atmosferi-hazirlamaliyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 10:45:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=144507</guid>

					<description><![CDATA[<p>Davranış Bilimleri, Sağlık, Sinir Bilim, Dijital Sağlık, Yapay Zeka, Giyilebilir Teknolojiler, Siber Güvenlik, Adli Bilimler ve Kişiselleştirilmiş Tıp alanlarında teknoloji tabanlı girişimlere odaklanan BrainPark Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi düzenlenen törenle açıldı. Törende konuşan Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Geleceğin Nobel adaylarına uygun atmosferi hazırlamalıyız” dedi. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-gelecegin-nobel-adaylarina-uygun-atmosferi-hazirlamaliyiz/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Geleceğin Nobel adaylarına uygun atmosferi hazırlamalıyız”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-76-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-76-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-76-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-76-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-76.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Törene Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, sanayi kuruluşları yetkilileri ve KOSGEB yetkilileri katıldı. Açılış konuşmasında gençlerin çok heyecanlı olduklarını ve proje üretmek istediklerini belirten  Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gelecekteki Nobel adaylarına ihtiyaç duydukları atmosferi ve ihtimal iklimini oluşturmamız gerekiyor. En büyük sermayemiz çalışmak ve hedeflerimizi belirlemektir.” dedi. BrainPark Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi, başta sağlık ve davranış bilimleri olmak üzere birçok alanda teknoloji tabanlı girişimlere ev sahipliği yapmak üzere gençlere kapılarını açtı.  </p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Merkezi kendi imkânlarımız ile kurduk”</strong></h2>



<p>Ön kuluçka merkezi olarak uzun yıllardır küçük çaplı çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirterek sözlerine başlayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “AR-GE ve Yenilik Politikaları Direktörlüğü’nü kurduk ve ardından bir yıl içinde direktörlük çatısı altında Teknoloji Transfer Ofisi’ni hayata geçirdik. Projeyi hayata geçirirken ilgili bir kamu kuruluşundan destek alamadık, kendi imkânlarımızı kullanarak hem insan hem de teknoloji unsurları ile tüm altyapıyı oluşturduk. Proje destek birimleri, patent birimi, telif hakları birimi ve toplumu bilgilendirme birimleri faaliyet gösterecek.” dedi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-2-2.jpg" alt="" class="wp-image-144508" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-2-2.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-2-2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Üniversitelere bu noktada önemli roller ve sorumluluklar düşüyor”</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, üniversitelerin sadece meslek eğitimi veren kurumlar olmadıklarını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: &nbsp;“Üniversitelerin 4 fonksiyonu var. İlk fonksiyonu meslek elemanı yetiştirmek üzere eğitim vermektir. İkinci fonksiyonu araştırma ve yapmak, proje ve yeni bilgi üretmektir. Dünyadaki tüm ilerlemelerde üniversiteler tarafından hayata geçirilen öncü çalışmaların,&nbsp; proje üretmelerinin ve küresel eğilimleri belirlemelerinin payı var. Küresel eğilimleri belirleyen ve ona göre strateji geliştirmeyi sağlayan fikirlerin üretildiği noktada üniversiteler yer alıyor. Üniversitelerin geleceği tahmin etme sorumluluğu da var. Bu sorumluluk kapsamında 5-10 yıl sonra neler olabileceğini düşünüp hazırlıklar yapması, patentler alması, girişim yapması gerekiyor. Gençlere sadece teknik becerileri değil sosyal beceriler, duygusal beceriler, yenilikçilik, girişimcilik gibi 21’inci yüzyılın hayat becerileri de öğretilmeli. Üniversitelerin üçüncü fonksiyonu da toplumu bilgilendirmektir. Zihinsel dönüşüm olmadan toplumsal dönüşüm olmuyor. Üniversitelere bu noktada önemli roller ve sorumluluklar düşüyor. Üniversiteleri dördüncü fonksiyonu da bilginin ürüne, teknolojiye ve sanayiye dönüştürülmesidir. Bilgiyi sanayiye dönüştürme noktasında işbirliği çok önemli.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Gençlere ihtimal iklimi oluşturmak gerekiyor”</strong></h2>



<p>Üniversitedeki akademisyenler ile yazılım hazırladıklarını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Proje takip sistemi olarak tanımladığımız bir yazılımımız var. Gizlilik sözleşmelerinden dolayı şimdilik ayrıntı paylaşamayacağımız insan davranışlarını ölçümleme ile ilgili çok önemli projeler de yolda. Çocuklar proje üretmek istiyorlar ve çok heyecanlılar. Bizim de gelecekteki Nobel adaylarına ihtiyaç duydukları atmosferi ve ihtimal iklimini oluşturmamız gerekiyor. O ihtimal iklimi içerisinde ilgi alanını tespit edip ilerleyebiliriz. Bu kuluçka merkezinin amacı ihtimal iklimi oluşturmaktır. En büyük sermayemizin çalışmak ve hedeflerimizi belirlemek olduğunu söyleyebilirim. Çalışırken engelleri aşmanını tadına varmamız gerekiyor çünkü insan bir şeyi yapmak istediğinde önüne hazır gelmiyor. Kader insanın önüne fırsatlar çıkarıyor. Çabaladıktan ve pozisyon aldıktan sonra fırsatlar insanın önüne geliyor. Bu fırsatları değerlendirerek ilerlemek gerekiyor. Kaderden yardım istemek doğru zamanda, doğru yerde ve doğru biçimde pozisyon almak demektir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Teknofest’e ilham kaynağı olduk”</strong></h2>



<p> 2013 yılında ilk kez İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte Bilim ve Fikir Festivali düzenlediklerini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Festivalde üzerinde en çok durduğumuz nokta yapay zekaydı. Üsküdar Kaymakamlığı da projeyi destekledi. Liseli gençler heyecanı görülmeye değer. Bu projeyi Türkiye çapında yapmayı önerdik, yanıt beklerken tüm ülkede bilim şenliklerini ve arkasından Teknofest’i gördük. Proje fikri aslında bize aitti. Türkiye’nin yararına olması sevindirici oldu.” ifadelerini kullandı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-1-3.jpg" alt="" class="wp-image-144509" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-1-3.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/haber-1-3-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek: “Buradan çok güzel sonuçlar çıkacak”</strong></h2>



<p>Üsküdar Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, açılış töreninde yaptığı konuşmada Üsküdar ilçesi olarak 7 farklı üniversitede 35 bin yüksek öğrenim öğrencisine, 95 bin ortaöğretim ve lise öğrencisine ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Bu rakamın Anadolu’da bazı illerin nüfusundan fazla olduğunu söyleyen Demiryürek, “İlçemizdeki bu üniversiteler ülkemizin kıymetli üniversiteleri aynı zamanda Üsküdar’ın şöyle bir özelliği de var. Biz her ne kadar kuruluş yeri itibariyle kadim ilçeyiz. İstanbul’un tarihi merkezlerinden biriyiz. Kuruluş yeri itibariyle sanayiye yerimiz elverişli değil. Dolaysıyla sanayi kuruluşları yok. Ama o sanayi kuruluşlarını yönlendiren, yöneten holdinglerin merkezleri bizde. Türkiye ekonomisine bugün yön veren büyük holdinglerin neredeyse tamamının merkezi Üsküdar’da. Özellikle Altunizade Nakkaştepe bölgesinde yoğunlaşmış şekilde, böyle bir birikimimiz var. Üniversitelerimiz var, iş insanlarımız var. Kurumsal yapılarımız var. Bu birikimin de bir sinerjiye dönmesi lazım. Sayın hocam ekibiyle beraber bir ön alıyor. İnşallah buradan çok hayırlı sonuçlar çıkacak. Güzel sonuçlar çıkacak. Bu duygu ve düşüncelerle herkese hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.</p>



<p>Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhsin Konuk ve Arge ve Yenilik Politikaları Direktörü Meltem Bayraktar’ın da konuşma yaptığı BrainPark Girişimcilik ve Kuluçka Merkezi’nin açılış törenine Üsküdar Üniversitesi Genel Sekreteri Selçuk Uysaler, Koçak Farma İlaç ve Kimya Sanayi şirketi adına Yönetim Kurulu Başkanı Ender Koçak, KOSGEB İmes İl Müdürlüğü temsilcileri ile çok sayıda girişimci katıldı.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>BrainPark Kuluçka merkezi ile</strong> <strong>hedeflenenler…</strong></h2>



<p>Girişimcilik yolculuğunda eğitimler, girişimcilik ekosistemi buluşmaları, yatırımcı ilişkileri, başarılı iş insanlarından mentörlük desteği, rahat çalışma alanları ve daha bir çok olanak sunulan merkezde girişimcilik hiztemleri kapsamında ise girişimcilik eğitimleri, hızlandırma kapmları, mentörlük oturumları, yatırım ağlarına ulaşım, yatırım süreçlerine hazırlanma, yurtdışı pazarlara açılma desteği, fikri sınai haklar yönetim danışmanlağı gibi alanlarda yinilikçi iş fikirlerine destek sunuyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-gelecegin-nobel-adaylarina-uygun-atmosferi-hazirlamaliyiz/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Geleceğin Nobel adaylarına uygun atmosferi hazırlamalıyız”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-gelecegin-nobel-adaylarina-uygun-atmosferi-hazirlamaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Alzheimer yüzde 5-10’u genetiktir, geri kalanı tamamen beyni yanlış kullanmayla ilgilidir”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-alzheimer-yuzde-5-10u-genetiktir-geri-kalani-tamamen-beyni-yanlis-kullanmayla-ilgilidir/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-alzheimer-yuzde-5-10u-genetiktir-geri-kalani-tamamen-beyni-yanlis-kullanmayla-ilgilidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Feb 2022 07:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Akıl ve ruh sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=143304</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin sağlığını korumak için alışkanlık tuzaklarına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar uyarıyor. Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynini doğru kullanan kişi, 100 yaşına da gelse hafızası, zihni pırıl pırıl oluyor. Unutkanlıkla ilgili başlangıçta erken önlem alınması önemlidir. Alzheimer’da unutkanlığın ancak yüzde 5-10’u genetiktir. Geri kalanı tamamen beyni yanlış kullanmayla ilgilidir.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-alzheimer-yuzde-5-10u-genetiktir-geri-kalani-tamamen-beyni-yanlis-kullanmayla-ilgilidir/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Alzheimer yüzde 5-10’u genetiktir, geri kalanı tamamen beyni yanlış kullanmayla ilgilidir”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-195-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-195-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-195-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-195-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-195.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Kişinin beynini canlı tutup kullanması ve yeni deneyimlere açık olmasının önemine de işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beyin kullan ya kaybet kuralıyla çalışıyor. Tıpkı kuyu gibi, kullandıkça açılan bir organ. Açıldıkça kök hücrelerden yeni hücre üretiyor. O hücreler göçüyor. Yeni öğrenmeler sayesinde hafıza zayıflamıyor.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, basit unutkanlık, Alzheimer ve beyin sağlığı konusunda değerlendirmede bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="unutkanlik-onemsenmezse"><strong>Unutkanlık önemsenmezse…</strong></h2>



<p>Unutkanlığın iyi ve kötü huylu olmak üzere iki türü bulunduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Biri basit unutkanlıktır yani iyi huylu unutkanlık, selim tabiatlı unutkanlık da deriz. Diğeri ise habis unutkanlık yani kötü huylu dediğimiz unutkanlıklardır. Bu iki unutkanlık birbiriyle çok karışıyor. 60 yaş üzerinde unutkanlık başladığı zaman bu kadar unutkanlık olur’ deniliyor ve Alzheimer riski göz ardı ediliyor. Alzheimer ve demansın ilk başlangıç belirtileri unutkanlık olduğu için buna dikkat etmek gerekiyor.&nbsp; Beynimizdeki o basit unutkanlık deyip geçmememiz lazım.” uyarısında bulundu. Basit unutkanlıklara değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Buzdolabını açarsın. ‘Ne alacaktım?’&nbsp; dersin bir düşünürsün. Telefonunu eline alırsın ‘Kimi arayacaktım?’ dersin ve sonra hatırlarsın. Böyle unutmalar olabilir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="85-yas-uzerinde-alzheimer-riski-50-ye-cikiyor"><strong>85 yaş üzerinde Alzheimer riski %50’ye çıkıyor</strong></h2>



<p>Dünyada ve ülkemizde ortalama insan ömrünün uzadığını, dünyada da Türkiye’de de kadınlarda 78, erkeklerde 74-76 gibi ortalama bir yaş olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hatta bu ortalama 80-90’a çıktı. Mesela bir insan 60-65 yaşına geldi, unutkanlığı başladı. Bu kadar unutkanlık olur deyip, tedbir almazsa bir müddet sonra bu unutkanlığın nedeninin Alzheimer olduğu anlaşılabiliyor. Kişi hayatının son 10 senesini Alzheimer olarak geçirebilir çünkü 85 yaşının üzerindeki kişilerde Alzheimer ihtimali yüzde 35-50’ye kadar çıkıyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="beyni-dogru-kullanmak-hafizaya-da-iyi-geliyor"><strong>Beyni doğru kullanmak hafızaya da iyi geliyor</strong></h2>



<p>Beynimizin de tıpkı cildimiz gibi yaşlandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynini doğru kullanan, 100 yaşına da gelse hafızası, zihni pırıl pırıl oluyor. Unutkanlıkla ilgili başlangıçta erken önlem alınması önemlidir.&nbsp; Alzheimer’da unutkanlığın ancak yüzde 5-10’u genetiktir. Geri kalanı tamamen beyni yanlış kullanmayla ilgilidir.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="yeni-ogrenmeleri-ihmal-etmeyin"><strong>Yeni öğrenmeleri ihmal etmeyin!</strong></h2>



<p>ABD’de ortaya çıkan bir olguya da değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu enteresan ve aynı zamanda literatüre de giren bir olgudur. San Francisco&#8217;da bir matematik profesörü satrançta 8 hamle ötesini görebilirken bunun 5&#8217;e düştüğünü fark etmiş. Sonra nöroloğa gidiyor. Nörolog testleri yapıyor. Bütün ölçeklerde her şey normal çıkıyor. Zeka testlerinde yaş grubu normal veri tabanı içerisinde. Daha sonra beyin check-up’ı yaptırıyor. Orada kesin tanı beyindeki plaklardan anlaşılıyor. Beyninde çok sayıda plak olduğu belirleniyor fakat kaybı yok. Sonra yapılan araştırmalarda şu ortaya çıkıyor: Beynini öyle güzel kullanıyor ki beyindeki amenoit plaklar olduğu halde beyin kendine yol bulmuş, yeni öğrenmelerle kişinin hafızası hiç zayıflamamış.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="beyin-yeni-deneyimlere-aciksa-daha-iyi-calisiyor"><strong>Beyin yeni deneyimlere açıksa daha iyi çalışıyor</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir dönem beyin hücrelerinin sayısının sabit olduğu ve yaş ilerledikçe bu hücrelerin öldüğünün kabul ediildiğini belirterek “1998’de bu keşfedildi. Beyin hücreleri ölmüyor. Beyinde hipokampus bölgesi var. Beynin ortasında bulunan ve hafızanın oluşturduğu bölge, kök hücreler üretiyor. Kişi beynini canlı kullanırsa yani yeni deneyimlere açıksa ya kullan ya kaybet kuralıyla beyin çalışıyor. Kullandıkça beyin açılıyor, açıldıkça kök hücrelerden yeni hücre üretiyor. O hücreler göçüyor, kullandığı beyin alanı neresiyse oraya gidiyor. Orada ağlar oluşturuyor. Orada network oluşturuyor. Kişinin beyni pırıl pırıl çalışıyor. Beyinde plaklaşma olduğu halde hafıza zayıflamıyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="saglikli-bir-zihin-saglikli-bir-yasam"><strong>Sağlıklı bir zihin sağlıklı bir yaşam</strong></h2>



<p>Sağlıklı bir zihin ve hafıza için yaşam tarzının da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beslenme önemli, yaşam tarzı önemli ve beyni kullanma kılavuzumuzun olması önemlidir. Beynimizi doğru kullanıyorsak basit unutkanlığı hastalıkla karıştırıp panik yapmamak gerekir. Alzheimer’da genetiğin yüzde 15 gibi bir rolü var. Yüzde 70-85 yaşam biçiminin rolü vardır. Unutkanlık beynimizi iyi kullanıp kullanmamayla ilgilidir.”&nbsp; dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="aliskanlik-tuzaklarina-karsi-dikkat"><strong>Alışkanlık tuzaklarına karşı dikkat!</strong></h2>



<p>Beyin sağlığı için beyin dostu bir yaşamın önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beyin dostu beslenme ve beyin dostu alışkanlıklar önemlidir. Beynimizin öyle bir özelliği var ki yapılan bir araştırmada, bir insan kumar oynamayı 440 defa yaparsa onu artık otomatik yapmaya başladığı tespit edilmiş. Günlük yaşamda sıkça karşımıza çıkar. Otomobil kullanan bir kişi hep kullandığı güzergahta ezbere gider. Daha önce oraya defalarca gitmiştir, beyin otomatik öğrenme yapıyor. Düşünce, duygu ekleyince inanış oluyor. Tekrar edince alışkanlık oluyor. 6 ay tekrar edince bu kişilik haline geliyor. Onun için tekrarlar çok önemli. Yanlış bir şeyi de tekrar ettiğinde alışkanlık oluyor. Onun için ileri yaşta insanın en çok hata yaptığı şey alışkanlık tuzaklarıdır, alışkanlıklar zihinsel tuzaktır.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="yeni-deneyimlere-acik-olmak-beyni-calistiriyor"><strong>Yeni deneyimlere açık olmak beyni çalıştırıyor</strong></h2>



<p>Beynin sürekli dinamik tutulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Yeni deneyimlere açık olan kişilerin beyinleri sürekli pırıl pırıl çalışıyor. MR cihazına sokuyoruz. Beyninin her tarafı her konuda aktif. Hatta şuna benzetiliyor: Bir vadi düşünün, yazın vadide eğer sulanmayan bir alan varsa sapsarıdır ama eğer bir yere bakılıyorsa, sulanıyorsa ağaçlı, çiçekli, kuşlu, yemyeşil alandır. İnsan beyninde de öyledir. Bakımlı alanlar beyinde hareketli, canlı, dinamik oluyor. Bu kullanmayla ilgilidir. Kullanılmayan alanlar, kurumuş vadi gibi kuruyup kalıyor. O nedenle burada önemli olan büyük fotoğrafı görerek beyni ustaca ve bilgece kullanmaktır. Beyni kullanabilmek unutkanlığı önlemede en önemli basamaktır, beynin yaşlanmasına karşı en büyük çözümdür.”dedi.</p>



<p>Beyin sağlığını korumak ve beyin yaşlanmasını önlemek için tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beynimizi günlük yaşam aktiviteleri içinde yoğun kullanmamız önemli. Bulmaca ve sudoku çözmekten daha önemlisi örneğin her gün aynı yoldan gitmek yerine farklı yollardan gidilmesi önerilebilir. Yani hep aynı alışkanlıkları devam ettirmek yerine sık sık alışkanlık değiştirmek, sık sık pozisyon değiştirmek tavsiye edilebilir.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="alzheimer-cok-ilerledigi-zaman-esini-unutur-ama-anne-ve-babasini-unutmaz"><strong>“Alzheimer çok ilerlediği zaman eşini unutur ama anne ve babasını unutmaz”</strong></h2>



<p>Alzheimer hastalığında beynin yeni öğrenme yapamadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alzheimer hastaları eskileri çok iyi hatırlar ve anlatır ama yeni şeyleri hatırlayamaz, unutur. Alzheimer’ın tipik özelliğidir. Buna retrograd amnezi diyoruz. Alzheimer çok ilerlediği zaman eşini unutur ama anne ve babasını unutmaz. Çünkü küçüklüğe dair şeyler beyinde kalıyor. Bu nedenle Alzheimer hastalığında beyin yeni öğrenmeleri yapamıyor.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading" id="beynimiz-de-kuyu-gibi-kullandikca-acilan-bir-organ"><strong>Beynimiz de kuyu gibi kullandıkça açılan bir organ…</strong></h2>



<p>Kişinin yeni öğrenmelere açıksa beynin sürekli çalıştığını ifade eden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Beyin devamlı yeni öğrendiği için katmanları hep canlı kullanıyor. Beyin ya kullan ya kaybet kuralıyla çalışıyor. Bu nedenle kuyuya benziyor. Kuyudan su çektikçe kuyu nasıl açılıyorsa beynimiz de kullandıkça açılan bir organ.”dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-alzheimer-yuzde-5-10u-genetiktir-geri-kalani-tamamen-beyni-yanlis-kullanmayla-ilgilidir/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Alzheimer yüzde 5-10’u genetiktir, geri kalanı tamamen beyni yanlış kullanmayla ilgilidir”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-alzheimer-yuzde-5-10u-genetiktir-geri-kalani-tamamen-beyni-yanlis-kullanmayla-ilgilidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Feb 2022 12:25:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahlaki normlar]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal bilinç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=142823</guid>

					<description><![CDATA[<p> Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ahlaki normların toplumsal düzeni sağlamada çok büyük rolü olduğunu söyledi. En üst seviyedeki akıl yürütmede yüksek değerlerin gözetildiğini kaydeden Tarhan, “Bu akıl yürütmede kişi, merhamet ve saygı gibi değerleri benimser, kendi içgüdülerine direnç gösterir, hoşuna gideni değil de doğru olanı yapar.”dedi. Prof. Dr. Tarhan, ahlaki normlardaki en üst normun, insanın içerisindeki vicdani normlar olduğunu kaydetti. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-122.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ahlaki akıl yürütme değerlendirmelerde bulundu. Ahlaki akıl yürütme kavramının Ortaçağ’dan beri Avrupa’da çok konuşulan bir konu olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, daha sonra bu kavramın bütün felsefenin ana konularından bir tanesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tarhan, psikiyatride de, psikolojide de ruh sağlığının kişilik teorilerinin temelini oluştururken ahlak kavramının önemine işaret etti.</p>



<p>&nbsp;Modernizm kendi ahlaki normlarını oluşturmaya çalışmasına rağmen henüz kendi ahlaki normlarını oluşturamadığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Avrupa’daki ilk yüksek ses bir Fransız felsefeciden geliyor ve ‘Adaletin olmadığı yerde ahlak yoktur.’ diyor. Adalet, muhakeme demek. Muhakeme, yargı ve akıl yürütme demek. Bunu 1550’lerde yaşayan biri söylüyor. Onu daha fazla etkileyen şey Endülüs Emevileri’nin devlet gelenekleri ve ahlak düzeni oluyor. İspanya’nın Toledo şehrinde Endülüs Emevileri’nden kalma eserler incelendiği zaman devlet düzeni oluşturmadan önce bir ahlak düzenleri olduğu anlaşılıyor. Ahlakın adalet üzerine kurulduğu, bundan sapılmasıyla beraber Endülüs Emevileri’nin dağıldığına ilişkin bir kanaate varılıyor.” dedi.</p>



<p>&nbsp;Avrupa’da ciddi kilise baskısının yaşandığı, yüzyıl savaşlarının olduğu dönemde Avrupalı düşünürlerin birşeylerin düzelmesi için ne yapılabileceğini araştırırken adaletin önemli olduğunu anladıklarını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada adalet ve ahlak arasındaki ilişki anlaşılıyor. Ahlaki akıl yürütmenin olması gerektiği noktasına geliniyor ve burada da püriten ahlak ortaya çıkıyor. Yani buna Protestan ahlak da deniliyor. Kapitalizmi doğuran ahlak olarak kabul ediliyor. Dini gerekçelerle dürüst olmak, adil olmak, çalışkan olmak, iyilik yapmak dini gerekçelerle diye başlayan Protestan ahlakın özü budur.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Protestan ahlakı, ahlaki akıl yürütmeden doğuyor</strong></h2>



<p>Protestan ahlak kavramınım Martin Luther King tarafından başlatıldığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Martin Luther King, kiliseye karşı çıkıyor. Kilise cennetten arsa satıyor, ciddi ciddi büyük paralar kazanmışlar. İnsanlar da saf saf alıyorlar. Martin Luther King, bir gün mahkemeye gidiyor. “Bütün cehennemi ben satın aldım, cehennemde boş yer yok. Hiç kimse boşuna cennet arsası aramasın.” diyor. Bu bir ahlaki akıl yürütmedir. “Cehennemin bütün arsalarını ben aldım. Cennette kimsenin arsa satması artık gerek yok, kimse cehenneme gitmeyecek’ diyerek onların hayal ürünü olan teorilerini çürütüyor. Bunun üzerine zaten kilise baskısından bıkmış olan Protestan ahlakı Kuzey Avrupa’da hızla yayılıyor. Ortaçağ aslında ahlaki normları arama dönemidir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Akıl yürütmeyle tamamlanmayan sorunlar beyni yoruyor</strong></h2>



<p>Evrensel akılla ilgili filozofların da çeşitli normlar geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Alman filozof Imanuel Kant, evrensel ahlakla ilgili normlar geliştirmiş. Mesela bütün dinlerin kabul ettiği, bütün ahlakçıların kabul ettiği ‘Kendine davranılmasını istediğin gibi davran’ sözü yani ‘Ahlakı bu kelimelerle özetleyebiliriz’ diyor. Fakat bakıyoruz insanların büyük çoğunluğu hep farklı davranıyorlar. Ahlaki açıdan neden bu kadar çok farklılık ve çeşitlilik var? Bu çeşitliliği gidermek için ahlaki akıl yürütme ile insanların ahlaka inanması gerekiyor. Aklına uygun hale getirmesi gerekiyor. İnsanın beyninin ve zihninin bir çalışma sistemi var. Bir konuyu alıp bir mantıksal çerçeveye oturtmadığı zaman o bilgiyi kalıcı bilgi haline getiremiyor. Çözülmemiş bir travmayı mantıksal bir çerçeveye oturttuğu zaman o çözülmüş bir travma haline geliyor. Mantıksal bir çerçeveye oturtmadığı zaman beyin müthiş yoruluyor. Birçok ruhsal hastalık bu şekilde ortaya çıkıyor. Bilgisayarda arka tarafta açık dosyalar olursa nasıl bilgisayar yavaşlarsa insan da akıl yürütme ile tamamlanmamış sorunlar beyinde biriktiği zaman beyin müthiş yoruluyor.”diye konuştu.</p>



<p>&nbsp;Akıl yürütme ve muhakeme etmenin beynin ön bölgesinin fonksiyonu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Canlılar içerisinde beynin ön bölgesi en büyük olan varlık insandır. Beynimizin ön bölgesi, frontal lob olmasa medeniyet olmazdı. Biz yemek, içmek, üremek peşinde koşan insanlar olurduk. Ahlaki karar vermede akıl yürütme yöntemleri çok önemli işe yarıyor.”dedi.</p>



<p>Ahlaki normların toplumsal düzeni sağlamada çok büyük rolü olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Örneğin yalan söylemek uygun ve doğru bir davranış değildir. Ahlak, doğru yanlış kararlarını verir. Herkesin yalan söylediği bir dünyada bir düzen sağlanır mı?&nbsp; Orada sağlıklı yaşamak mümkün olur mu? Bir&nbsp; kasabada yaşıyorsun herkes yalan söylüyor. Orada çok zor bir hayat olur. Normların olmadığı bir toplumda düzen sağlamak mümkün olamaz.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Niyet, bilimsel kategori olarak ele alınıyor…</strong></h2>



<p>Beyindeki ayna nöronların zihin teorisi yaptığını, bu durumun da ahlakın niyet boyutunu ortaya çıkardığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şu anda niyetin nörobilimini ortaya çıkarttı. Niyetlenmiş davranışla, niyetlenmemiş davranışın önemini ortaya çıkarttı. Şuana kadar ahlak teorisi yazanların hiçbiri niyetin bu kadar üzerinde durmadılar ama ahlakta hep böyle dışa vuran davranış üzerinde durdular. Kişinin düşüncelerinin üzerinde durdular. Eylemler üzerinde durdular. Duygular bilimdışı kabul ediliyordu. Nörobilim bu duyguları bilimsel bir kategori olarak ele aldı. Şimdi niyet, bilimsel kategori olarak ele alınıyor.” dedi.</p>



<p>Bir insanın bir şey yapmaya niyetlendiği zaman beyinde hemen onunla ilgili aksiyon potansiyeli ortaya çıktığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Eğer olumlu bir şeyse P300 dalgası başlıyor eğer olumsuz bir şeyse PN50 dalgası başlıyor. Yani negatif dalga korkuyla, tehditle ilgili dalga olduğu için 6 milisaniye sonra başlıyor. Düşünün beynimiz korku öncelikli, tehdit öncelikli çalışıyor ama pozitif bir olaya 300 milisaniyede tepki veriyor beyin. Bütün bunlar da niyetlenmiş davranışın zihinsel bir eylem olduğunu, kişinin buna bir korku gibi ani tepkisi olmadığını, tasarlanmış olduğunu ve beynin işlemden sonra pozitif dalgaya geçtiğini gösteriyor. Beynimizin üzerinde bir zihin var, bu onunla ilgili. Şu anda bütün çalışmalar da zaten bilinç çalışmaları ile ilgili. Dünyada yeni bilim alanı olarak post materyalist bilim adı altında çalışmalar yürütülüyor. Bu konuda da Arizona ve Kolombiya üniversiteleri manifestosunu yayınladılar.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ahlaki akıl yürütmede Heinz’nin hikayesi</strong></h2>



<p>Ahlaki akıl yürütmeyle ilgili Lawrence Kohlberg’in meşhur bir Heinz deneyi olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Orada her yaştaki insana küçük bir hikâye anlatır. Heinz isimli kişinin eşi ağır hasta ve ölmek üzere. Yaşadıkları küçük kasabada bir eczacı var. Eczacı hastalıkla ilgili ilacı üretmiş ve 2 bin dolara satıyor. Hasta kadının kocası Heinz, borç para alabileceği herkese gidiyor. Tanıdık ve arkadaşlarından bin dolar topluyor. Heinz, eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu söyleyerek ya ilacı biraz ucuza satmasını ya da daha sonra ödemesine izin vermesini istiyor ancak eczacı kabul etmiyor. Heinz çaresiz bir durumda gece gidip eczanenin camını kırarak karısı için ilacı çalıyor. Heinz’nin yerinde siz olsaydınız ne yapardınız diye soruyor.&nbsp; ‘Şimdi bu durumda ahlaki olan hangisi? İlacı çalar mıydı? Karısını sevmeseydi ilacı çalar mıydı? Ölecek kişi yabancı olsa aynısını yapar mıydı?’Burada soruların cevabına göre kişinin ahlaki gelişmişlik seviyesine bakılıyor.”dedi.</p>



<p>Bu hikayenin ikinci bölümünde ise Brown isimli bir polis memurunun olduğunu, adamı tanıyan Brown’ın gazetelerde çıkan soygunla ilgili haberleri okuduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Brown, adamı gece yarısı eczaneden hızla uzaklaşırken görmüştür ve ihbar edip etmemekle ilgili bir tereddüt yaşamaktadır. ‘Brown’ın yerinde siz olsaydınız ne yapardınız?’ diye soruluyor. Brown haber versin mi, vermesin mi? Ne yapsın? Burada ahlaki durum nerededir diye sorular soruyor. Bu güzel bir metafordur.”diye konuştu.</p>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bu hikayelere verilen cevaplarla ahlaki gelişim teorisini ortaya atan Kohlberg’in ahlaki gelişim teorisinin üç ana evre ve her evrenin alt iki evresi olmak üzere toplam altı evreden oluştuğunu söyledi.&nbsp;</p>



<p>Çocuk seviyesindeki ahlak eğitiminin korku ve itaate dayalı olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Birinci seviye ahlak eğitiminde ceza ve itaat vardır.&nbsp; Buna somut değerlere göre ahlaki akıl yürütme diyoruz. Sonuçları düşünür görüneni dikkate alır. Mesela camı kırarsa suçtur ve cezalanırsın diye anlatılır. Çocuk aklı böyle durumlarda varsayım üreterek, seçenek üreterek hareket etmez.&nbsp; Soyut değerlere göre düşünen, ahlaki akıl yürütme ortalama bir insanın akıl yürütmesidir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ahlaki akıl yürütme soyut değerlere göre de yapılır…</strong></h2>



<p>&nbsp;Ahlaki akıl yürütmenin başka bir aşamasının soyut değerlere göre olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Burada kişi kendini başkasının yerine koyabilir. Bütün dinlerin ortak öğretisi olduğu gibi, sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma gibi temel ve evrensel bir ahlak kuralı. Kendini başkasının yerine koyar, sorumluluk bilinci vardır, sosyal ihtiyacı vardır, geleceği için çile çekme kavramı gelişmiştir. Kişi sadece bugünü düşünmez, geleceği düşünerek zorluklara katlanır. Örneğin bir öğrenci ‘Bu sınava hazırlanmam lazım. Bu dersi vermek için şimdi ders çalışmalıyım’ diye soyut değerleri düşünür.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kişi hoşuna gideni değil, doğru olanı yapar</strong></h2>



<p>&nbsp;En üst seviyedeki akıl yürütmede ise yüksek değerlerin düşünüldüğünü kaydeden Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu akıl yürütmede niyet ve halkçı olma dikkate alınır.&nbsp;&nbsp; Kişi, merhamet ve saygı gibi değerleri benimser, kendi içgüdülerine direnç gösterir, hoşuna gideni değil de doğru olanı yapar. En büyük tarafsızlığı kendine karşı yapar. En büyük kontrolü iç kontrol olarak yapar. İç kontrolü gelişmiştir. Gizliden kötülük yapmaz. O içselleştirmiştir artık otomatik yapıyordur normları. Acıyı hafifletmeyi sever mesela, iyiliği besler, karşılıksız iyilik yapmayı, rastgele iyilik yapmayı sever, kötülüğü engeller, fedakâr olabilir, sadece kendisi için değil başkası için de çile ve külfete katlanabilir. Ülkesi için, vatanı için, evrensel değerleri için… Ahlaki normlardaki en üst norm, insanın içerisindeki vicdani normlardır. Kanunlarla devletin bazı toplumsal menfaatleri korunuyor ama içsel vicdanla da, ahlaki normla da kişinin vicdani sorumluluk duygusu gelişiyor. Ahlaki normların en yüksek noktasında vicdani normlara ve görünmeyene hesap verme duygusuna sahip olunması gerekmektedir.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ahlaki normlar toplumsal düzeni sağlar”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-ahlaki-normlar-toplumsal-duzeni-saglar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dopamin artıran ilaçlar doktor gözetiminde kullanılmalıdır”</title>
		<link>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dopamin-artiran-ilaclar-doktor-gozetiminde-kullanilmalidir/</link>
					<comments>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dopamin-artiran-ilaclar-doktor-gozetiminde-kullanilmalidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 12:00:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dopamin]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şizofren]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=142262</guid>

					<description><![CDATA[<p> Psikiyatride tedavisinde zorlanılan hastalıklardan biri olan şizofreninin tüm dünyada benzer sıklıkta rastlanan bir hastalık olduğu belirtiliyor. Şizofrenide erken tedavinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Vaktinde ve güçlü tedavi önemli. Zayıf tedavi olursa bastırılıyor ama tam kontrol edilmediği için hastalık kronikleşiyor.” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tedavi sürecinde çevre desteğinin ve rehabilitasyon sürecinin önemine işaret etti. Bağımlılık yapan maddelerin, dikkat eksikliği tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kişide genetik yatkınlık varsa şizofreniyi tetikleyebildiğini ifade eden Tarhan, “Özellikle dopamin arttıran ilaçlar doktor gözetiminde kullanılmalıdır.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dopamin-artiran-ilaclar-doktor-gozetiminde-kullanilmalidir/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dopamin artıran ilaçlar doktor gözetiminde kullanılmalıdır”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-55-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-55-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-55-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-55-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-55.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şizofreni hastalığı hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>“100 bin kişilik bir şehirde her sene 80 şizofreni vakası çıkıyor”</strong></h2>



<p>&nbsp;Şizofreninin psikiyatride ana tedavide en zorlanılan, toplumda da bütün dünyada da benzer sıklıkta rastlanan bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “100 bin kişilik bir şehirde her sene 80 şizofreni vakası çıkıyor. Ortalama olarak baktığımızda bu rakam yaklaşık yüzde 1’e denk geliyor. Bütün dünyada, bütün kültürlerde benzer oranda olması hastalıkla ilgili genetik konusunda önemli fikir veriyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Otizm ve bipolar gibi hastalıklarda da hedef genler olabiliyor”</strong></h2>



<p>&nbsp;Son yüzyıllarda bu hastalıkla ilgili çok ciddi genetik araştırmalar yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şu anda şizofrenide belirlenmiş hedef genler var. O hedef genleri biz şu anda hastalarda bilimsel amaçla araştırıyoruz. Yaygınlığı tespit etmek için kişide hedef gen varsa o gen araştırılıyor. Otizm ve bipolar gibi hastalıklarda da hedef genler olabiliyor. O hedef genler varsa hastalıkla, tedaviyle ilgili farklı bir sonuç oluyor. Hedef gen yoksa farklı oluyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Genetik tedaviler araştırılıyor</strong></h2>



<p>&nbsp;Pek çok hastalıkla mücadelede genetik tedavilerin ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hedef geni belirliyorsunuz, bir virüsün üzerine adenovirüs denilen zararsız virüsler yükleniyor. O geni değiştirecek gen taşıyıcısı oluşturuluyor. Bu proteini ya da o geni düzelten virüsü vücuda veriyoruz. Virüs gidiyor ve o gene bağlanıyor. O genin çalışmasını engelliyor.&nbsp; O teknoloji (MRNA). Bu tedaviler için ayrı bir laboratuvar, kök hücre laboratuvarı var. Üsküdar Üniversitesi olarak bünyemizde transgenetik hücre laboratuvarları kurduk.” dedi.</p>



<p>Pandemiyle mücadelede gündeme gelen MRNA teknolojisinin şimdi psikiyatrik hastalıkların tedavisi için gündemde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan,  “O teknoloji kullanılarak kişide önce gen taraması yapacağız. İnsanda hastalığa özgü genleri tarayan bir sistem. Sadece bütün insanlardaki ortak genlerin dışında olan genleri yani hatalı protein üreten genleri taramak hedefleniyor. Böyle durumlarda bize şizofreniyle ilgili genetik ipuçları veriyor.” dedi. Şizofren kelimesinin anlamına işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Şizo yarılma, bölünme, parçalanma anlamında bir kelimedir. Fren de akıl demek. Aklın bölünmesi gibi güzel bir tabirdir. İyi ifade ediyor. Grekçe’den gelme kökeni. 20. yüzyılın başlarında bu tanım kabul görmüş ve şu anda da o tanı değiştirilmedi ve devam ediyor.” dedi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="450" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-2-5.jpg" alt="" class="wp-image-142264" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-2-5.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-2-5-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Üç gerçeklik var: Rüya, hayal ve gerçek dünya</strong></h2>



<p>&nbsp;İnsanın normalde üç gerçekliği olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bir rüya gerçekliğidir. Rüyada ayrı bir dünyadayızdır. İnsan orada uçuyor, dünyaları dolaşıyor, savaşıyor, bir şeyler yapıyor, dönüyor. Uyanınca rüyaymış diyoruz.&nbsp;&nbsp; Hayal gerçekliğimiz var. Daydreaming diyorlar. Gündüzleri hayale kapılır kişi. Çocuklarda ve ergenlerde çok olur. Hayale kapılır, bir şeyler düşünür. Hep amacı vardır, ona göre bir şeyler yapmaya çalışır. Ondan sonra herhangi bir şey olduğu zaman bu hayal der, gerçek dünyaya döner.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Fiziksel, hayali ve rüya gerçekliğidir. Şizofren kişilerde bu üçünün ayrımını yapma bozukluğu vardır”</strong></h2>



<p>Gerçek dünyanın ise yaşadığımız dünya olduğunu kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanın yapacağı ve yapmayacağı şeyler vardır. Akıl yürütmelerle oluşturulan, tanıdık bir dünya vardır. Bu gerçek gerçekliktir. Diğeri hayali gerçekliktir. Fiziksel, hayali ve rüya gerçekliğidir. Şizofren kişilerde bu üçünün ayrımını yapma bozukluğu vardır. Sağlıklı bir beyin, reality testing denilen, gerçeklik testi yapan bir networke sahiptir.&nbsp; Bu gerçek, gerçek değil. Rüya, rüya değil ayrımı yapar.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Halüsinasyonlar beyin hatalı protein üretince ortaya çıkıyor”</strong></h2>



<p>&nbsp;Dünya çapında tanınan şizofren bireyler olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Şizofreni tanısı koymak çok kolay değildir. Şizofreni olarak bilinen çok ünlü bir vaka Beautiful Mind filminde anlatılır. Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Abel Ödülü sahibi Amerikalı matematikçi John Nash, zeki bir matematik profesörü fakat bir şekilde beyindeki hatalı genetik yapı nedeniyle hatalı protein üretiyor. Hatalı protein üretince beyin görüntü, hayal ve ses üretiyor. Bir şeyler üretiyor o kişi, önce ona inanıyor. O sesleri kovmaya çalışıyor. Bunları yaparken kendi kendine konuşuyor. Bu adam hayal görüyor şizofren oldu deyip hastaneye yatırılıyor fakat zeki biri olduğu için bir müddet sonra birkaç tedaviden sonra iyi olduğu zamanlar matematikle ilgileniyor. Daha sonra bakıyor ki bunlar halüsinasyon. Matematik çalışırken o halüsinasyonlar geliyor. Üç kişi var. Bir adam, bir kadın ve bir çocuk ona bir şeyler söylüyor. Onunla hiç ilgilenmiyor. İşine devam ediyor. O zaman işte şizofreni bitiyor. Bu kişi şizofreni yendi deniyor. Aslında bizim şu andaki yeni tedavi yaklaşımında bu var. Şizofreninin beyindeki bir kayıt, algı hastalığı olduğunu fark ettikten sonra tedavide buna ağırlık vermeye başladık. Kişinin gerçeklik testi yapıp, yapmaması. Halüsinasyonlar beyin hatalı protein üretince ortaya çıkıyor. Hatalı hezeyan üretiyor. Kişinin onunla ilgili gerçek değil diye karar vermesi lazım. Bunu öğrettiğin zaman şizofreni bitiyor. Zeki insanlarda hastalık kolay yeniliyor.”</p>



<p>&nbsp;Hastalıkla baş etmede IQ’su yüksek kişilerle daha iyi psiko-sosyal psikoeğitim yapılabildiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu kişiler, reality testing- gerçeklik testi yapmayı daha kolay öğreniyorlar. Öğrendiği zaman da hastalıkta şifa dönemine giriyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Beyin kimyası bozulunca da kişinin muhakemesi bozuluyor”</strong></h2>



<p>&nbsp;Beyindeki belirlenmiş genlerde belirli bir stres, belirli bir ortam olduğu zaman seratonin ve dopamin ihtiyacının arttığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Önemli bu iki kimyasal o kişide normalde uyuyan o geni harekete geçiyor ve hatalı protein üretmeye başlıyor. Hatalı protein de beyin kimyasını bozuyor. Beyin kimyası bozulunca da kişinin muhakemesi bozuluyor. Biz tedavilerde şu an ilaçla bu durumu düzeltmeyi hedefliyoruz. İlaçlarla genin hatalı ifadesi bastırılıyor. Hatalı protein üretmesi önleniyor.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;Erken ve güçlü tedavi önemli</strong></h2>



<p>Şizofrenide erken tedavinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Vaktinde ve güçlü tedavi önemli. Zayıf tedavi olursa bastırılıyor ama tam kontrol edilmediği için hastalık kronikleşiyor. Onun için şizofrenide güçlü, kapsamlı ve erken tedavi çok önemlidir. Kişi o akut dönem geçip beyindeki o kimyasal fırtına düzeldikten sonra kişiye artık sosyal uyum çalışması ve rehabilitasyon çalışmaları yapılıyor.” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Avrupa’da bu alanda çok önemli rehabilitasyon merkezleri olduğunu belirterek ülkemizde maalesef bu alanda rehabilitasyon merkezi kurulamadığını söyledi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Şizofreni hastalarında ilaç reddine dikkat edilmeli!</strong></h2>



<p>Rehabilitasyon merkezlerinin hastanın iyileşmesine çok önemli katkılar sağladığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ülkemizde kurulan ve hizmet veren ruh sağlığı merkezleri çok faydalı oldu ama yetmiyor. Birçok hastalığı kontrol altına almak çok zorlaştı. Özellikle şizofreni hastalarında ilaç reddi çok oluyor. Hastalık bilinci olmadığı için kişi kendi hastalığını kabul etmiyor. Onun için her tedavi yöntemini düşman gibi görüyor. Birçok hekime şiddet olayının arkasında şizofren hastalığı olabiliyor. ‘Beni hastaneye yatıracaklar, bana zarar verecekler, öldürecekler, tecavüz edecekler’ diye düşünüp karşısına beyaz önlüklü kim çıkarsa saldırıyor. Bu nedenle bu hastalara yaklaşım şekli çok farklı ve önemli.” dedi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-1-4.jpg" alt="" class="wp-image-142265" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-1-4.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/haber-1-4-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Dopamin artıran ilaçlar dikkatli kullanılmalı</strong></h2>



<p>Bağımlılık yapan maddelerin, dikkat eksikliği tedavisinde kullanılan bazı ilaçların kişide genetik yatkınlık varsa şizofreniyi tetikleyebildiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Özellikle ilaçların doktor gözetiminde kullanılması çok önemlidir. Özellikle dopamin arttıran ilaçlar çok dikkatli kullanılmalıdır. Beyinde dopaminin fazla artması demek, kişide yatkınlık geni varsa şizofreniyi çıkarıyor. Dopamin beyinde ödül/ceza sisteminin ödül kimyasalı. Beyin şizofrende dopamini aşırı fazla salgılıyor.” uyarısında bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Şizofrenik kişiler sevgi yatırımını kendi egosuna yapıyor”</strong></h2>



<p>Şizofreni hastalığının ana belirtilerine de değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dereistik düşünce tarzı, otistik yaşam tarzıdır. Dereistik gerçeğe uymayan düşünce tarzı anlamında kullanılıyor. Freud otizm ile ilgili çocukların ilk doğduklarında ilk kendini sevdiklerini ve ilk kendine hayran olduklarını söylüyor. Çocuk hayatı öğrenmeden sadece ‘ben ve annem’ diyor. Sevgi yatırımını kendi egosuna yapıyor. Daha sonra büyüdükçe sevgi yatırımını babasına, ailesine, arkadaşlarına, ülkesine, vatana daha da büyüdükçe ve olgunlaştıkça da evrene, varoluşa, yaratıcıya zihinsel, duygusal yatırımını yapıyor. Şizofrenik kişiler de sevgi yatırımını başkalarına yapmıyor. Sadece kendine döndürüyor.” dedi.</p>



<p>&nbsp;Şizofreni hastalarında zaman zaman duygu, düşünce, davranış ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu da belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Duygu değişiklikleri olabilir. Bazılarında coşku olur, bazı şizofren türlerinde içe kapanma olur, bazı şizofren türlerinde takıntı olur, bazıları kuşkuculuk olur. Bazılarıysa her şeyden kopuktur. Eski tabirle dezorganize şizofreni dediğimiz vakalarda saçma sapan konuşmalar görülebilir. Dünyada çeşitli örnekleri de zaman zaman görülür, toplu intiharlar yaşanabilir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Şizofrenide tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></h2>



<p>Günümüzde şizofreni hastalığının tedavisinin çok ilerlediğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Tıp bu anlamda önemli aşama kaydetti. Vakaların 3’te 1’i iyileşiyor, 3’te 1’i ne yaparsan yap iyileşmiyor. Diğer 3’te 1’i de sosyal şifa dediğimiz duruma geliyor, yıllarca ilaç kullanıyor. Onun için şizofreni tanısı koymak için zamana ihtiyaç bulunuyor.&nbsp; Vakaya bir görüşte şizofren denilemez. Şizofreni teşhisinde sadece düşünce bozukluğu olması yetmiyor. Duygu, düşünce, davranış bozukluklarının da eşlik etmesi lazım. Kişinin sosyal uyumu bozuluyor. Tedavide bireye yapılacak bireysel psikoterapide çevre desteği de önemli. Mesela birçok şizofreni vakasında çevre yapıcı oluyor. Yapıcı olduğu için şizofreni nüksetmeden seyredebiliyor. Şzofreni tedavisinde tıp eskiye göre daha ilerde. Şimdi beynin birçok sırları anlaşılabiliyor, bu nedenle kimse şizofreni düzelmez diye etiketleme yapmamalı.” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dopamin-artiran-ilaclar-doktor-gozetiminde-kullanilmalidir/">Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Dopamin artıran ilaçlar doktor gözetiminde kullanılmalıdır”</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/prof-dr-nevzat-tarhan-dopamin-artiran-ilaclar-doktor-gozetiminde-kullanilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, vefatının 86. yıldönümünde anıldı</title>
		<link>http://merjam.com/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-vefatinin-86-yildonumunde-anildi/</link>
					<comments>http://merjam.com/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-vefatinin-86-yildonumunde-anildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 07:46:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[En yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Vefat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=141479</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, vefatının 86. yıldönümünde “Gelenekten Geleceğe: Asım’ın Nesli ve Küresselleşme” başlığı ile Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen panelde anıldı. İşte panelde öne çıkan başlıklar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-vefatinin-86-yildonumunde-anildi/">İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, vefatının 86. yıldönümünde anıldı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="170" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/01/giris-237-300x170.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/01/giris-237-300x170.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/01/giris-237-1024x579.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/01/giris-237-768x435.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/01/giris-237.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Ersoy’un şahsiyetli, izzetli ve asaletli bir kişi olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Halk Mehmet Akif’i saf, masum ve mazlum duruşundan dolayı çok seviyordu.  Mehmet Akif, Asım’ın neslinde örnek olmaya layık birisidir. Hayatta olsaydı din bilimleri ile fen bilimlerinin birleştirilmesini isterdi. O nedenle de Asım’ın nesli dünya ve ahireti birleştirebilen, din bilimleri ile fen bilimlerini birleştirebilen bir nesil olmalı. Bugün metaverse’den bahsediyoruz. Bu dünya, ahiretin metaverse’si. Sadece dünyasal düşünmemeli, ebedi hayatı da önemsemeli.” dedi.</p>



<p>Üsküdar Üniversitesi Küreselleşme ve Gençlik Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KÜGEMER) tarafından düzenlenen panelde İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, vefatının 86. Yıldönümünde anıldı. Moderatörlüğünü gazeteci Şaban Özdemir’in yaptığı, çevrimiçi düzenlenen panelde İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy, “Gelenekten Geleceğe: Asım’ın Nesli ve Küreselleşme” bağlamında ele alındı. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şair Mehmet Akif Ersoy’un yaşamını istibdat, meşrutiyet ve cumhuriyet olarak değerlendirdiği 3 dönemde politik psikolojik bağlamında değerlendirdi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;&nbsp;“Mehmet Akif, Asım’ın nesli gibi bir ideali benimsedi”</strong></h2>



<p>Mehmet Akif Ersoy’un hayatı incelendiğinde 3 dönemin varlığından söz edilebileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mehmet Akif, Asım’ın nesli gibi bir ideal koymuş. Hayatındaki ilk dönem o zamanki kullanılan tabirlerle istibdat olarak bilinen meşrutiyetten önceki dönemdir. Bu dönemleri istibdat, meşrutiyet ve cumhuriyet dönemi olarak sıralayabiliriz. Osmanlı’nın durumunu politik psikoloji açısından değerlendirdiğimiz zaman istibdat döneminde yargılamanın gizli, soruşturmanın ise açık olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum şu andakinin tam tersini gösteriyor. Evrensel hukuk düzenlerine göre meşrutiyetten önceki dönemde yargılamalar gizli yapılmış. Adaletin tecil etmesinin pek mümkün olmadığı bir sistem uygulanmış.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Üniversitelerin özerk olmaları ve özgür kararlar alabilmeleri o açıdan çok önemli”</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Abdulhamid Han’ın dünyanın değiştiğini fark ederek Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin ‘ya yeni hal, ya izimihlal’ sözünü söylediğini ifade etti ve sözlerine şöyle devam etti:</p>



<p>“Abdulhamid gelecek vizyonu olan bir insandı. Olacakları fark etmiş, dünyada bir özgürlük rüzgarının estiğini görmüş ve ikinci meşrutiyet dönemini ilan etmiş. Bilimin en önemli özelliği tahmin edilebilirlik özelliğidir. Siyasetçiler gelecek seçime doğru plan yaparlar. Bir şirkette vizyonu olmayan sadece misyonu olan kişiler sadece şirketin o anki durumunu düşünür ama şirketin üst kademesi vizyon sahibidir, stratejik düşünür ve gelecek birkaç yılı öngörmeye çalışır. Üniversiteler de demokratik ülkelerde siyasetin vizyonunu belirliyorlar. O yüzden üniversitelerin de tahmin edebilirlik sorumlulukları var. Üniversitelerin özerk olmaları ve özgür kararlar alabilmeleri o açıdan çok önemli. Böyle olunca bilgi sunuyorlar ve uygulama kararı karar vericilerin sorumluluğunda oluyor. Üniversiteler görüşlerini dile getiremiyorsa politize olmuşlardır, baskılanmış ve demokrasiden uzaklaştırılmışlardır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Türkiye eğer meşrutiyet devam etseydi şu an İngiltere, Belçika ve Danimarka gibi meşruti monarşi sisteminde olacaktı”</strong></h2>



<p>Mehmet Akif’in de Abdulhamid gibi ‘Ya yeni hal, ya izmihlal’ fikrini benimsediğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “O dönemde meşrutiyet ilan edilince ve özgürlük olunca doğuda sıkıntılar yaşanmış. İnsanlar Ermeni komutanın emrine girecek olmalarını sorgulamışlar. Tartışmalar yaşanırken devamlı ehliyet ve liyakat’ın üzerinde durulmuş. Ehliyet ve liyakatın böyle durumlarda milliyetten daha önemli olduğu ön plana çıkarılmış. Mehmet Akif de meşrutiyetin güçlü savunucularından olmuş. Meşrutiyet İttihat ve terakkinin hataları yüzünden devam etmedi. Millet de meşrutiyete henüz hazır değildi. Türkiye eğer meşrutiyet devam etseydi şu an İngiltere, Belçika ve Danimarka gibi meşruti monarşi sisteminde olacaktı. Sembolik bir monarşi olacaktı. Saltanat ve hilafet devam edecekti ama meşrutiyet devam ettiği için özgürlükler sistemine yavaş bir geçiş olacaktı.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“31 Mart olayları dönemin en önemli sorunuydu”</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, o dönemdeki en önemli sorunun 31 Mart olayının çıkması olduğunu hatırlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “31 Mart olayları her şeyi alt üst etti. 13 gün sürmüş ama 10 gün hiç müdahale edilmemiş. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki ordu 3 günde ayaklanmayı bastırmış fakat o da öldürülmüş. Derin devletin Mahmut Şevket Paşa’dan rahatsız olduğu biliniyor. Bu süreç içerisinde Mehmet Akif de meşruti monarşiyi savunmuş. Abdulhamid birinci dönemde hürriyetçi davrandı. Meşruti monarşide de saltanatı değil ‘ya yeni hal ya da izmihlal’ diyen bir vizyon geliştirdi. Cumhuriyet dönemine geçince de Mehmet Akif, Osmanlı’nın son dönemindeki istibdattan daha şiddetli bir istibdat ile karşılaştı. En çok değer verdiği temel değerlerin yok olmaya başladığını görüyor. Ezan türkçeleştirilmiş, bazı camilere sıralar sokulmuş. İstiklal mahkelemeri kurulmuş ve ciddi bir şekilde her tarafta idam sehpaları ortaya çıkmış. Şapka giymeyen kişiler idam edilmeye başlamış. Bunlar şu an Türkiye’de tartışılmıyor ama o dönemde maalesef hiç evrensel hukuka uymayan olaylar yaşanmış.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Mehmet Akif asalet, şahsiyet ve izzet simgesidir”</strong></h2>



<p>Mehmet Akif bu olaylar üzerine Mısır’a gittiğini ve döndüğünde insanların yanına gitmekten korkar olduklarını gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Mehmet Akif’in yanına gidenler takibe alınmaya başlamış. Bir suikaste uğramamış ama aç ve susuz olarak hayatını kaybetmiş. Cenazesini de 1936’da İstanbul Üniversitesi öğrencileri kaldırmış. Toplum, Mehmet Akif’i müthiş derecede seviyor. Sevmesinin sebebi de onun saf, masum ve mazlum duruşudur. Mağdur edilmiş ama hiç isyan etmemiş. Muhalefet etse de isyan etmemiş. Mehmet Akif’in kötüye kullanılmaması için de çevirisini yaptığı Kuran-ı Kerim nüshasını yaktırdığı söyleniyor. Mehmet Akif bu dünyadan zorluklar içinde gitti ama Allah katında çok önemli bir makamda olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünya menfaati için ahiretinden taviz vermedi. Mehmet Akif Ersoy; asalet, şahsiyet ve izzet simgesidir. Asım’ın neslinde örnek olmaya layık birisidir.” diye konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>“Şu an Mehmet Akif hayatta olsaydı din bilimleri ile fen bilimlerinin birleştirilmesini isterdi”</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Mehmet Akif’in ‘Kur-an’ı asrın idrakine söyletmeliyiz’ sözünü hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:“Mehmet Akif bu sözle Kur-an’ı Kerim’i bu asrın anlayışına çevirmek gerektiğinden bahsediyor. Bu asrın anlayışında da dinin sağlamlığının yerini bilimsel sağlamlık aldı. Eğer şu an Mehmet Akif hayatta olsaydı din bilimleri ile fen bilimlerinin birleştirilmesini isterdi. İkisi bir araya gelince hakikati buluruz. Bilimin amacı hakikati aramak ve bulmaktır. Asım’ın neslinde bu zihinsel dönüşüme ihtiyacımız var. Modernizm bize mutluluk olarak ‘bir şeye sahip ol mutlu ol’u sundu. Hep dış nedenli mutluluk. Gerçek mutluluk dış nedenli mutluluık değildir, içsel mutluluktur. İçsel mutluluk da anlam mutluluğudur. Bir insan bir konuya anlam yüklerse ve onun için uğraşırsa anlamı yakalar ve mutlu olabilir. Ama anlamı yakalayamayanlar herşeye sahip olsalar da mutlu olamıyorlar, intihar ediyorlar. Fani şeyler insanı mutlu edemez. İnsan hayatında baki bir anlamın olması lazım. Asım’ın nesli dünya ve ahireti birleştirebilen, din bilimleri ile fen bilimlerini birleştirebilen bir nesil olmalı. Bugün metaverse’den bahsediyoruz. Aslında bu dünya ahiretin metaverse’si. Avatarlarımızla dolaşıyoruz. Sadece dünyasal düşünmemeli, ebedi hayatı da önemsemeli. Mehmet Akif Ersoy bize Sefahat gibi çok güzel bir eser bıraktı. İstiklal marşı gibi her okuduğumuzda tüylerimizi ürperten bir eser bıraktığı için ona teşekkür etmek gerekiyor.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Prof. Dr. İsmail Barış: “Mehmet Akif Ersoy’un idealize ettiği gençlik güzel ahlak sahibidir”</strong></h2>



<p>&nbsp;Üsküdar Üniversitesi KÜGEMER Müdürü Prof. Dr. İsmail Barış, İstiklal şairi Mehmet Akif Ersoy’u gençlere anlatmanın önemine işaret etti.&nbsp; Prof. Dr. İsmail Barış, “Mehmet Akif Ersoy’un idealize ettiği gençliğin en belirgin özelliklerinden biri de güzel ahlak sahibi olmaktır. Akif’e göre bilgisiz ahlak, miskinkik ve zayıflığa; ahlaksız bilgi ise milletlerin ruhunun zehirlenmesine sebep olur. Bir şiirinde gençlere bu hususta nasihat etmektedir: Hadi tahsilini ikmale tez elden, hadi sen! / Çünkü milletlerin ikbali için evlâdım / Marifet bir de fazilet, iki kudret lazım.&#8221; Yani bir an önce eğitimini ve tahsilini tamamla. Çünkü sen milletlerin geleceği için biri marifet diğeri fazilet iki güce ihtiyaç hissetmektesin.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Prof. Dr. İsmail Barış: “Mehmet Akif Ersoy, siyasi anlamda da dini irade ile milli iradeyi cem etmiş bir münevverdir”</strong></h2>



<p>Bu iki özelliğin gençlerin kendisine ve aleme çeki düzen vermesi açısından önemli olduğunu kaydeden Prof. Dr. İsmail Barış, “Marifetin yani ilim, fen ve teknolojinin irfan fanusu koruması altında olması esas. Fazilet ise milli, dini ve ahlaki değerlerin insanın gencin ve toplum hayatına hakim olmasını sağlamak anlamına gelmektedir. Eğer bu iki özelliğe sahip genç yetiştirebilirsek böyle bir millet ve o milletin fertleri insanlık onurunu ve şerefini sadece kendi milletleri için değil, bütün dünya milletleri için ortaya koyarlar. Mehmet Akif Ersoy bu iki özelliği şahsında birleştirmiş bir insandır. Ersoy, bir yandan veterinerlik okuyarak fen bilimleri ile tanışmış, diğer taraftan kendi döneminin en etkili en önemli edebiyatçısı olmuş, bir diğer taraftan da iyi bir siyasetçi, iyi bir aile reisi olabilmiş. Siyasi anlamda da dini irade ile milli iradeyi cem etmiş bir münevverdir.” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Prof. Dr. Ergün Yıldırım: “Mehmet Akif, modernizme ve geleneğe de eleştiride bulunur”</strong></h2>



<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergün Yıldırım ise “Akif’i anmak aslında bu milleti anmak demektir. Akif’i konuşmak Türk aydınını konuşmaktır. Akif üzerine düşünmek aslında Türkiye’de ideal aydın üzerine düşünmektir.” diyerek Üsküdar Üniversitesi’ne teşekkür etti. Prof. Dr. Ergün Yıldırım, Mehmet Akif’in modernizme eleştiride bulunduğunu belirterek “Modernliğe sadece eleştiride bulunmaz. Gelenekle de ilişki kurarken ona karşı da bir mesafe içindedir. Geleneği de eleştirir. Örneğin mahalle kahvehanesi şiiri de bu açıdan önemlidir. Mahalle kahvehanesinde müslüman bir toplumun bugüne kapalı olması, tamamen geleneğe bağlı kalması, tembel olması, bilimden uzak yaşaması, aile değerlerini boşverip kahvehanede işsiz güçsüz bir şekilde hayatını sürdürmesi bunu bir sosyolog titizliğiyle br tablo olarak ortaya koyuyor. Sonra da bunu tenkit ediyor.”dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Doç. Dr. Süleyman Doğan: “Mehmet Akif Ersoy, bir sentez şahsiyettir”</strong></h2>



<p>Yıldız Teknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süleyman Doğan ise Mehmet Akif Ersoy’un bir sentez şahsiyet olduğunu belirterek “Mehmet Akif’in babası Tahir Efendi, Balkan kökenli bir müderris. Arnavutluk’tan ilim öğrenmesi için gönderilmiş fakat buraya gelince Fatih müderrisleri Tahir Efendi bize lazımsın diye bırakmamış. Mehmet Akif böyle bir iklimde doğup büyüyor. Mekan, zaman ve coğrafyalar kişilik ve şahsiyet oluşumunda çok etkili. Dini eğitimini hücrelerine kadar almış. Annesi Şerife Hanım aslen Türkistan Buharalı. Tokat’a yerleşmiş, çok dindar mümine bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Bir tarafı Türkistan bir tarafı Balkanlar. İklim ve coğrafya olarak böyle bir şahsiyet. Babası mektebe yazdırıyor, annesi medrese eğitimi almasını istiyor. Böyle bir aileden yetişen Ersoy, modern tahsil alıyor. Dolayısıyla Batı’yı da Doğu’yu da mecz edecek bir şahsiyet olarak karşımıza çıkıyor.” dedi. Mehmet Akif Ersoy’un çok yönlü bir şahsiyet, bir aydın ve alim&nbsp; olduğunu belirten Doç. Dr. Süleyman Doğan, Mehmet Akif’in cehalet, taassub ve istibdatla savaştığını söyledi. Doğan, Akif’in Asım’ın Nesli eserinde eğitimdeki eksiklikleri ortaya koyduğunu da kaydetti.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-vefatinin-86-yildonumunde-anildi/">İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy, vefatının 86. yıldönümünde anıldı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-vefatinin-86-yildonumunde-anildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
