<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çocukluk dönemi arşivleri - Merjam</title>
	<atom:link href="http://merjam.com/etiket/cocukluk-donemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merjam.com/etiket/cocukluk-donemi/</link>
	<description>Modanın Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Aug 2022 06:15:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.6</generator>
	<item>
		<title>Obezite ile mücadele çocukluk yaşlarında başlamalı!  </title>
		<link>http://merjam.com/obezite-ile-mucadele-cocukluk-yaslarinda-baslamali/</link>
					<comments>http://merjam.com/obezite-ile-mucadele-cocukluk-yaslarinda-baslamali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Aug 2022 06:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite ile mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=153096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'de ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşen obeziteye ilişkin uzmanlar uyarıyor. Türkiye'de yaygınlaşan obeziteye karşı bilinçlendirmelerin çocukluk çağından itibaren yapılması gerektiğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Göral bu konuda okullarda ders verilmesi önerisinde bulundu. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/obezite-ile-mucadele-cocukluk-yaslarinda-baslamali/">Obezite ile mücadele çocukluk yaşlarında başlamalı!  </a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="220" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/obeziteyle-mucadele-1-300x220.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/obeziteyle-mucadele-1-300x220.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/obeziteyle-mucadele-1-768x563.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/obeziteyle-mucadele-1.jpg 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Medipol Mega Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, obezitenin, vücuda alınan fazla enerji veya kalorinin, tüketilmemesi sonucu yağ deposu olarak birikmesi ve birtakım hastalıklara yol açması anlamına geldiğini söyledi. Vücut kitle endeksi 25-30 arasındaysa kişinin &#8220;aşırı kilolu&#8221;, 30&#8217;u geçiyorsa obez olduğunu aktaran Göral, obeziteyle ev ve aileden başlayarak üst düzeylere kadar süren toplumsal bir mücadele gerektiğini ifade etti. Obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarına da değinen Göral, bunları &#8220;şeker hastalığı, karaciğer yağlanması, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları ve birtakım kanserler&#8221; şeklinde sıraladı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Değişen yaşam şartları obeziteye davetiye çıkartıyor</strong></h2>



<p>Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (DSÖ) Avrupa genelini kapsayan obezite raporlarında, Türkiye&#8217;nin ilk sıralarda yer almasını değerlendiren Göral, şöyle konuştu: &#8220;Günümüzde aşırı enerji veren içeceklerin olması, kalorisi yüksek gıdaların alınması, hareketsizlik, yaşam şartlarının değişmesi, oturarak yaşamak, çok fazla yemek, akşam evde çok fazla yemek yemek buna sebep olabiliyor. Bunun dışında bazı psikolojik faktörler de buna yol açabilir. Türkiye&#8217;de özellikle Güneydoğu ve Akdeniz mutfağında çok fazla et, kalorisi yüksek gıdalar tüketiliyor. Örneğin Şanlıurfa, Gaziantep, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Mardin ve Adana&#8217;da. Türkiye&#8217;de en güzel mutfak bence Ege&#8217;nin. Çünkü çok fazla sebze, balık tüketiliyor. Karbonhidrat biraz daha az tüketiliyor.&#8221;</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ürün etiketlerini okumak alışkanlık haline getirilmeli</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Vedat Göral, gıda ve içecekleri satın alırken etiketlerinin okunması, kalorilerine bakılması gerektiğini belirterek, hazır ve katkı maddeli meyve suları yerine taze sıkılmış meyve sularının, paketli gıdalar yerine taze sebze ve meyvelerin tüketilmesini önerdi.</p>



<p>Obezite ile artış gösteren sağlık sorunlarından bahseden Göral, &#8220;Bizim branşımızda gördüğüm şey, karaciğer yağlanması. 30-40 sene önce karaciğer yağlanması yoktu ama giderek artan miktarda karaciğer yağlanması, insülin direnci var. Karaciğer yağlanması tedavi edilmezse ileride karaciğer sirozu ve karaciğer nakli gerekebilir. Yani obezite bu kadar kötü bir hastalık. Bunun dışında tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı yapabiliyor. Şeker bütün organları bozabiliyor. Kalp damar hastalıkları, damar sertliği, kalp krizi, beyin damarlarında tıkanma, felç ve birtakım kanserler görülebilir. Özellikle karaciğer, mide, kalın bağırsak, pankreas, meme ve prostat kanseri gibi birçok kanserin de maalesef tetikleyicisi oluyor.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&#8220;Türkiye&#8217;de obeziteye karşı planlama yapılmalı&#8221;</strong></h2>



<p>Gelecekte obezite ile ilgili Türkiye&#8217;yi bekleyen senaryoya ilişkin Göral, &#8220;Dünyada obezitenin merkezi Amerika. Aşırı kilolu insanlar var ve restoranda büyük öğünlü gıdalar alıyor. Aşırı asitli, şekerli gıdalar içiyorlar. Türkiye böyle olmayacak çünkü Amerika&#8217;daki obezite bize kötü bir örnek. Türkiye&#8217;de bence obezite planlaması yapılması lazım. Toplumsal bir çalışma olmalı, aile içinden başlayıp üst düzeylere kadar.&#8221; değerlendirmesini yaptı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İlkokul ya da ortaokullarda ödül olsun diye hep tatlı verilmesi yanlış!</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Vedat Göral, Türkiye&#8217;de obezitenin çocukluk çağında da görülmesinin nedenlerinden birinin, annelerin duygusal davranarak çocuklarına yemek konusunda ısrar etmeleri olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: &#8220;Amerika&#8217;ya giderken 4-5 aylık bir çocuk uyuyordu. İstanbul-New York arası 12 saat. O süre içerisinde çocuk 4-5 saat sonra uyandı. Annesi mamasını verdi, çocuk istemedi ve annesi mamayı yerine koydu. Ama bence Türkiye&#8217;de annelerimiz çok daha duygusal olduğu için mutlaka çocuğun ağzına tıkar ve mamayı bitirirlerdi. Bu yanlış bir şey. Zaten çocuk açsa mamayı alır. Ama karnı toksa, istemiyorsa zorlamaya gerek yok. İlkokul ya da ortaokullarda ödül olsun diye hep tatlı, enerjisi yüksek gıdalar, çikolatalı gıdalar öneriliyor. Bu çok yanlış. Onun yerine çok daha basit, gezi, yüzme, tiyatro, sinema ödül olabilir.&#8221;</p>



<p>Göral, Türkiye&#8217;de çok fazla ekmek tüketildiğini hatırlatarak, ekmeğin sabah kahvaltısı haricinde tercih edilmemesini önerdi. Akşam yemeğinde porsiyonun az olmasını ve uyumadan 4-5 saat kadar önce yemek yemenin sonlandırılmasını tavsiye eden Göral, öğünlerde çok fazla kolesterol içeren tavuk derisi ve yoğurt kaymağı gibi ürünlerin yenilmemesi, pasta gibi ürünlerin tüketiminin azaltılması ve çayın şekersiz içilmesi gerektiğini kaydetti.</p>



<p>Türkiye&#8217;de meyve tüketiminin de fazla olduğunu belirten Göral, &#8220;Meyvedeki fruktoz karaciğer yağlanmasının ve şeker hastalığının en büyük sebebi. Bazı insanlar akşam 3-5 tane veya yarım tabaktan fazla meyve tüketiyorlar. Bu son derece sakıncalı. Yiyip yatıp enerji yakmadıkları için vücutta birikiyor.&#8221; dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Uzmanlar ne tavsiye ediyor!</strong></h2>



<p>Prof. Dr. Vedat Göral, sigara ve alkolün de kötü bir faktör olduğunun altını çizerek, obeziteli bireylerin varsa bu alışkanlıklarını mutlaka azaltmaları gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Göral, tavsiyelerini şöyle sürdürdü: &#8220;Haftanın 5 günü, en az 45 dakika olmak şartıyla yürüyüş yapmamız lazım. Deniz kenarı, park, gölet kenarı olur. Bazı insanlar &#8216;Biz akşama kadar oturmuyoruz, çalışıyoruz.&#8217; diyor. Öyle değil de 45 dakika eşofmanla yürüyüş yapmak lazım. Yağlı gıdaları azaltmamız lazım. İş yerine atıştırmalık götürmemek lazım. Eğer acıkırsak hemen kurabiyeye veya tatlıya saldırıyoruz. O anda su içmek lazım. Su gerçekten açlığı bastırıyor. Derslerde, televizyonlarda, reklamlarda obezitenin kötü bir hastalık olduğu anlatılmalı. Çocuklara okullarda ders olarak anlatılmalı. Her sene tekrar edilmeli. Belki de o dersi gönüllü bir hekimin anlatması lazım, çocuk doktoru veya dahiliye, endokrin uzmanı olabilir. Televizyonlarda çok fazla tatlı, şekerli şeylerin tüketilmesinin önerilmemesi gerekiyor. Onun yerine yürüyüş, spor, egzersiz gibi şeyler anlatılmalı. Televizyon kanallarında spotlar halinde &#8216;Obezite kötü bir hastalıktır&#8217; gibi çocuklara yönelik bir duyuru yapılması gerekiyor.&#8221;</p>



<p>Göral, Türkiye&#8217;de çocuklardaki obezite oranına ilişkin, &#8220;Türkiye&#8217;de yapılan bir çalışmaya göre, 5 yaşa kadar yüzde 8,2, 6-18 yaş arasında da yüzde 8,5 civarlarında. Yüksek düzeyde. Bunu erişkinliğe geçtikten sonra da devam ettirmemek lazım.&#8221; dedi.</p>



<p>Obezitenin sadece çok yemekten kaynaklanmayabileceğini, birtakım psikolojik rahatsızlıkların, hormonal değişikliklerin ve hareketsizliğin de buna neden olabileceğini belirten Göral, Türkiye&#8217;de bu hastalığın tehlikesinin fark edilip önlem alınması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>



<p>Kaynak: AA</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/obezite-ile-mucadele-cocukluk-yaslarinda-baslamali/">Obezite ile mücadele çocukluk yaşlarında başlamalı!  </a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/obezite-ile-mucadele-cocukluk-yaslarinda-baslamali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıskançlığın sebebi çocukluk döneminde yaşananlar olabilir!</title>
		<link>http://merjam.com/kiskancligin-sebebi-cocukluk-doneminde-yasananlar-olabilir/</link>
					<comments>http://merjam.com/kiskancligin-sebebi-cocukluk-doneminde-yasananlar-olabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Feb 2022 06:30:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Çocukluk dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=142202</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘Seven sevdiğini kıskanır’ sözünün doğru olduğunu söyleyemeyiz. Kıskanmak aşırıya gidilmediğinde ve kontrol altında tutulduğunda herkes de görebilir ancak fazlasının zarar olduğunu unutmamız gerekir. Herkes kıskançlık duygusunu yaşayabilir, partnerini kıskanabilir. Ancak bu kıskançlık duygusu aşırıya gittiğinde hem kişiye hem de partnerine zarar verebilir. DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psikolog Okan Dansuk ile çiftler arasında yaşanan kıskançlığı ve nedenlerini konuştuk. İşte detaylar…</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/kiskancligin-sebebi-cocukluk-doneminde-yasananlar-olabilir/">Kıskançlığın sebebi çocukluk döneminde yaşananlar olabilir!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-47-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-47-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-47-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-47-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/giris-47.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>İnsanlar varoluştan beri sürekli iletişim ve etkileşim halindedir. Bu iletişimler kimi zaman, kazanç, çıkarım, iş birliği için kurulsa da kimi zamanda sevgi, aşk ve arzu üzerine kurulmuştur. Bireyler, çevresindeki insanların iyi olduğu ya da kendisinin kötü olduğu durumlara katlanamadığını hissettiği anlar yaşayabilir. Bu hissiyatın kıskançlık olarak adlandırıldığını söyleyen Psk. Okan Dansuk, “İnsanlar sahip olduğu değerleri kaybetme konusunda korku ve kaygı duyabilir, bu ihtimallerin varlığı kişileri stresli hissettirebilir. Bu ve bu gibi birçok duygu, kişilerin çevresindeki insanlara ve kendilerine karşı hissettikleri ve gösterdikleri tutumlarla ilgilidir. Çiftler arasında oluşan bir ilişkide bireylerin kıskançlık hissetmeleri de bu sebeplerden kaynaklanır” diyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Romantik kıskançlığı duygu, düşünce ve davranış olmak üzere 3’e ayrılır</strong></h2>



<p>Peki, kıskançlık sadece duygudan mı ibaret? Yapılan araştırmalar ve bunların sonucunda oluşturulan teoriler, romantik kıskançlığı duygu, düşünce ve davranış olmak üzere 3 ana unsur üzerinde ele alıyor. Bu çerçevede kıskançlık bireyin romantik partneri ile arasında oluşabilecek ve ilişkisini etkileyecek iletişim ve etkileşimin, ilişkisinin varlığına, kalitesine, aynı zamanda kişinin kendi özsaygısına karşı oluşabilecek tehditlere verdiği duygusal, düşüncesel ve davranışsal tepkilerin bütünü olarak adlandırılıyor. Psk. Dansuk, bu durumu şöyle açıklıyor: “Bireyin partnerini rakip olarak görülen başka bir kişiye kaybetme durumuna karşı hissettiği korku, üzüntü, öfke, sıkıntı, kaygı gibi duyguların ortaya çıkmasına duygusal kıskançlık adı verilir. Yaşanılan veya yaşanabilecek bir olay karşısında hissedilen duygular, kişilerin başka bir bireyin varlığından şüphe duymaya yönelik varsayımsal düşüncelere sahip olması düşüncesel kıskançlığı ortaya çıkarır. Sonuç olarak, birey hissedilen bu olumsuz duygular ve akıldan geçen olumsuz düşünceler ile savaşabilmek adına kendisini belirli, rutin, sürekli ve rahatsızlık verici davranışlar içerisinde bulabilir. Partnerini sürekli sorgulaması, sorular sorması, telefon, çanta ve kıyafet gibi kişisel eşyaların karıştırılması ve takip edilmesi gibi birçok davranış kalıpları ile bu rahatsızlıkları gidermeye çalışır, bunun adı da davranışsal kıskançlıktır.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="402" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik.jpg" alt="" class="wp-image-142203" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kadınların duygusal kıskançlığı erkeklere göre daha fazla yaşıyor</strong></h2>



<p>Yapılan araştırmalarda, romantik ilişkilerde kıskançlık yaşayan bireylerin cinsiyet ve yaş grubuna göre dağılımı incelendiğinde, kadınların duygusal kıskançlığı erkeklere göre daha fazla yaşadığı belirtilmiş ve bireylerin yaşları arttıkça kıskançlık duygularının azaldığı gözlemlenmiş. Kıskançlıktaki cinsiyet rolünün, yaşanılan toplumun kültürel yapısı, bireylerin özerk durumları ve genetik faktörler gibi unsurlarla açıklanabileceğini belirten DoktorTakvimi.com uzmanlarından Psk. Dansuk, ilişkide geçen sürenin fazla ve ilişki tatmininin yüksek olmasının, çiftlerin kıskançlık durumuna karşı daha sağlıklı ve yapıcı bir şekilde yaklaştığı düşünüldüğünü söylüyor. Bu durumun aksinin gözlemlendiği ve düşünüldüğü araştırmaların da bulunduğuna dikkat çeken Psk. Dansuk, “İlişki süresinin uzun olmasının ve medeni durumun evli olarak ele alındığı çiftlerde hissedilen duyguların öfke, saldırganlık, nefret, intikam gibi olumsuz olarak da ortaya çıktığı gözlemlenmiştir” diyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;<strong>Ebeveynlerimize bağlanma şeklimiz kıskançlıkla bağlantılı</strong></h2>



<p>Psk. Dansuk, kıskançlığın kişilerin bağlanma stilleri, güven, benlik saygısı, algılar gibi etkenler ile değişim gösterebileceğine dikkat çekiyor. Küçük yaşlarda ebeveynlerimize olan bağlanma şeklimizin, ileriki yaşlarda romantik partnerimize olan bağlanmamızı etkileyebileceğinin altını çizen Psk. Dansuk, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bireylerin bebeklik ve çocukluk dönemlerinde ebeveynleri (özellikle anne) ve/veya bakım verenleri ile güvenli bağlanan kişilerin ilişkilerinde, karşıdaki kişi ile daha yakın, ılımlı ve yapıcı bir ilişki kurduğu ve o kişiye karşı olumlu düşüncelere sahip olduğu gözlemlenmiştir. Kaçıngan bağlanan bireyler, bağlı oldukları kişi hakkında, diğer türlere göre daha az olumlu inanışa sahiptirler. Bu sebeple, güven duymak ve yakın hissetmek onlar için zorlaşmaktadır. Kaygılı bağlanma özelliği gösteren bireyler ise karşıdaki kişinin hissettiği duygulara, aktardığı düşüncelere inanma konusunda tereddütler taşır ve tercih edilip edilmedikleri konusunda kaygı hissederler. Yapılan araştırmalarda kıskançlığı en fazla yaşayan bireylerin kaygılı, daha sonra ise kaçıngan bağlanma türüne sahip olan bireyler oldukları bulunmuştur.”</p>



<p>Kıskançlıkla partnerlerin arasında oluşan güvenin gelişimi de doğrudan ilişkili… Kişilerin birbirlerine olan güvenlerinin, kontrolcü, baskıcı ve şüpheci bir temele dayanması, kıskançlık duygularının körüklenmesi anlamına geliyor. Olumlu düşünceler ile bağlılık kuran bireyler ise terk edilme, aldatılma gibi olumsuz düşünceler ve bunların getirmiş olduğu kaygı, korku ve stres gibi duyguları aşırı şekilde tecrübe etmiyor. Kişinin benlik saygısının düşük veya olumsuz olmasının da kıskançlığı yüksek seviyede yaşamaya sebebiyet vereceği düşünülüyor. Psk. Dansuk, kişinin kendisini rakip bireylerle ve ilişkideki yeterliliği hakkında sorgulaması, bunların sonucunda olumsuz neticeler almasıyla kıskançlık ve beraberinde öfke, saldırganlık, sinir gibi duygular gelişebileceğinin altını çiziyor. Psk. Dansuk, geçmişte bireylerin tecrübe ettiği olaylar, sosyal çevresinde tanıklık ettikleri ve daha önceden şekillenmiş olan algısal yaklaşımların partnerlerinin kendilerini terk edeceği, aldatacağı, ilişkinin zarar göreceği veya bitebileceğine yönelik gerçeği yansıtmayan, abartılı düşünceler oluşturabileceğine de dikkat çekiyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="446" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik.png" alt="" class="wp-image-142204" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik.png 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/02/kiskanclik-300x223.png 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>&nbsp;“Partnerler arasında kurulan iletişimin türü oldukça önemlidir”</strong></h2>



<p>“Bireylerin bu gibi durumların önüne geçmek, kıskançlığı uç seviyelerden ziyade normal bir duygu olarak yaşaması, bireylerin kendi duygularını ve düşüncelerini partnerlerine aktarmasıyla sağlanabilir” diyen Psk. Dansuk, şöyle devam ediyor: “Ayrıca, partnerler arasında kurulan iletişimin türü oldukça önemlidir. Bir partnerin, saldırgan bir iletişim dili kullanması ve tetikleyici, rahatsız edici davranışlar sergilemesi, diğer partneri savunmaya itecek veya onun da saldırması için bir imkân sunacaktır. Bu sebeple, problem belirlenemeyecek, sorun ise çözüme kavuşmadan konunun üstü örtülecektir. Böylelikle, kapanmayan konular, benzer bir olay yaşandığında tekrar gün yüzüne çıkacaktır. Böyle bir durumda olumsuz duygu ve düşüncelerin niçin ortaya çıktığını anlamaya çalışmak kadar, bu abartılı, rahatsızlık uyandıran düşüncelerin neler olduğunu anlamak ve bunları mantıklı düşünceler ile çürütmek oldukça sağlıklı ve doğru bir yol olacaktır. Ancak bir ilişki probleminin hiçbir zaman tek bir kişinin problemi olmadığını da unutmamak gerek. Bu sebeple, problemlerin aşılamadığı, olasılıkların tükendiğinin düşünüldüğü noktada bir ruh sağlığı profesyonelinden destek almak, kısır döngünün kırılmasına yardımcı olacaktır.”</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/kiskancligin-sebebi-cocukluk-doneminde-yasananlar-olabilir/">Kıskançlığın sebebi çocukluk döneminde yaşananlar olabilir!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/kiskancligin-sebebi-cocukluk-doneminde-yasananlar-olabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
