<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Besin arşivleri - Merjam</title>
	<atom:link href="http://merjam.com/etiket/besin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://merjam.com/etiket/besin/</link>
	<description>Modanın Dünyası</description>
	<lastBuildDate>Fri, 23 Sep 2022 07:42:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.2.6</generator>
	<item>
		<title>Soframızda yer alan doğal antibiyotikler nelerdir?</title>
		<link>http://merjam.com/soframizda-yer-alan-dogal-antibiyotikler-nelerdir/</link>
					<comments>http://merjam.com/soframizda-yer-alan-dogal-antibiyotikler-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Sep 2022 07:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[MANŞET ALTI]]></category>
		<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=155025</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havaların bir anda serinlemesi hastalıklara davetiye çıkartıyor. Geçiş mevsimlerinde hasta olmamak için yediklerimize dikkat etmemiz gerekiyor! Doğanın şifalı besinlerine soframızda yer vererek bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz. Soframızda yer alan doğal antibiyotikler nelerdir? Sizler için kaleme aldık. </p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/soframizda-yer-alan-dogal-antibiyotikler-nelerdir/">Soframızda yer alan doğal antibiyotikler nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="168" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/BB18DAAB-C0C5-457C-B7BE-DD192F012BF1-300x168.jpeg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/BB18DAAB-C0C5-457C-B7BE-DD192F012BF1-300x168.jpeg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/09/BB18DAAB-C0C5-457C-B7BE-DD192F012BF1.jpeg 730w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Tüm dünya için ‘öldürücü bir tehdit’ olan gereksiz antibiyotik kullanımında Türkiye Avrupa birincisi! En basit hastalıklarda bile hemen antibiyotiğe bel bağlanabiliyor. Oysa bilimsel çalışmalar gereksiz antibiyotik kullanımı durumunda vücudun mikroplarla savaşma yeteneğinin azalmaya başladığını, bağışıklık sisteminin zayıfladığını, birçok ciddi hastalığa yol açabildiğini hatta vücutta bakterilerin antibiyotiğe karşı direnç kazanması sonucu ölümcül tabloya bile neden olabildiğini ortaya koyuyor.</p>



<p>Acıbadem Bakırköy Hastanesi Fitoterapi, Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “Bağışıklık sistemi insan vücudunu hastalıklara karşı koruyan, zararlı mikropları fark edip yok etmeye çalışan bir sistemdir. Antibiyotik kullanmadan bağışıklık sisteminizi doğal formüllerle güçlendirmeniz mümkün” derken, sonbahar ve kış aylarında tüketilmesi gereken 10 doğal antibiyotiği anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sarımsak, soğan</strong></h2>



<p>Binlerce yıldır birçok tıbbi amaçla kullanılagelen mucizevi besin sarımsağın bakteri, mantar ve virüsleri yok etme kapasitesi 19. Yüzyılda Louis Pasteur’ün araştırmalarıyla da doğrulanmış. Özellikle çiğ tüketildiğinde içeriğindeki sülfürlü bileşikler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren, kansere karşı koruyan sarımsak hücre onarımını kolaylaştırıyor ayrıca helikobakter pilori gibi bazı bakterilerin çoğalmasını önlüyor. Ancak aşırı tüketimi vücutta kanamalara yol açabiliyor. Kokusundan dolayı pek çok kişinin tüketiminden kaçındığı sarımsağa her gün iki diş sofrada yer vermek çok faydalı. Aynı aileden olan soğan da hücre hasarına karşı koruyan ve bağışıklığı kuvvetlendiren çok güçlü bir antioksidan.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kefir</strong></h2>



<p>Kefir, hele de mikropların kol gezdiği bugünlerde vücut direncini artırmada birebir. Son yıllarda yapılan tüm çalışmalar, düzenli tüketildiğinde kefirin üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu olduğunu ortaya koyuyor. Kefir, gribal enfeksiyonlara karşı korurken, bağırsakta kanser oluşturan etkenleri engelliyor, probiyotik özelliği sayesinde sindirim sistemine yararlı oluyor. Ayrıca sinirsel rahatsızlıklara, iştahsızlık ve uykusuzluğa karşı da fayda sağlıyor. Ülser yüksek tansiyon , bronşit ve astım hastalarının tedavisinde de kullanılan kefir hem çocukların hem yetişkinlerin mutlaka tüketmesi gereken bir besin.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Ispanak</strong></h2>



<p>Bağışıklık sisteminin süper besinlerinden biri olan ıspanakta A,B,C ve E vitaminleri ile kalsiyum, magnezyum, quarcetin hepsi bir arada bulunuyor. Enfeksiyonları önleyip, bağışıklığı güçlendiren ıspanağın içinde bol miktarda bulunan C vitamini ve folik asit sadece vücudu korumakla kalmıyor, aynı zamanda enfeksiyonlarla savaşıyor. Kalp dostu olan ıspanak beyin yaşlanmasını geciktirici etkiye de sahip. Sağlık vadeden ve tam da mevsimi olan doğanın bu mucizevi besinini bol bol tüketin.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Turp</strong></h2>



<p>“Turp gibi olmak” deyiminin boşuna söylenmediği aşikar. Zira içerisindeki zengin C vitamini, folik asit, fosfor ve yüksek diyet lifi sayesinde tam bir sağlık kaynağı. Çok güçlü bir antioksidan olan turp, soğuk algınlığı gibi hastalıkların tedavisinde birebir. Yüksek lifi sayesinde sindirim ve boşaltım sistemini destekliyor, öksürüğe iyi geliyor. Örneğin kış aylarında tezgahlarda rahatça bulacağınız kara turpu güzelce yıkayıp üst kısmından kesip içerisini oyun. (İçinden çıkan parçaları atmayıp salatada kullanın. Oyduğunuz kısmına bal koyun) Bir su bardağının üzerine oturtun. Turpa alttan çok minik bir çizik atın ki, içerisine koyduğunuz bal turp suyu ile özdeşleşip bardağa akabilsin. Bir gece bekletip sabah- akşam içerek 2 yaş üzeri çocuklarda ve yetişkinlerde fayda sağlayabilirsiniz. Turpun en az kendisi kadar faydalı olan yapraklarını da salatalarınızda değerlendirebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Brokoli</strong></h2>



<p>Fitoterapi, Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “Brokoli, içerdiği sulforan maddesi sayesinde antioksidan aktivite göstererek bağışıklığı destekler. C vitamini ve E vitaminini bir arada içerdiği için bağışıklık sistemini uyarır” diyor. ABD’de yapılan araştırmada, çoğunlukla sigaranın sebep olduğu ve her yıl tüm dünyada 100 binlerce insanın ölümüne yol açan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı’nın (KOAH) hasarının engellenmesinde, brokolide bulunan bu “sülforapan” maddesinin etkili olduğu ortaya çıktı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Zencefil</strong></h2>



<p>Doğanın mucizevi besinlerinden zencefil aşırıya kaçmamak koşuluyla üst solunum yolu enfeksiyonları ve gripten kansere dek birçok fayda sağlıyor. Sindirimi ve hazmı kolaylaştırmasının yanında mide bulantısına iyi gelen, kolesterolü düşüren ve kanın pıhtılaşmasını engelleyen zencefilin ağrı kesici özelliği de bulunuyor. ABD’de Michigan Üniversitesi’nde yapılan bir dizi araştırma, zencefilin yakın gelecekte kanser tedavisinde de kullanılabileceğini ortaya koydu. Mikropların kol gezdiği bu kış aylarında taze zencefili rendeleyip içine limon ve bal koyarak elde ettiğiniz karışımdan sabahları bir tatlı kaşığı yiyerek bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kırmızıbiber</strong></h2>



<p>Kırmızıbiber C vitamini ve potasyumdan zengin bir besin. İçerisinde bolca bulunan C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken potasyum kalp krizi riskini azaltıyor. Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisinin yanında kolesterolü düşürüyor, mide asidini düzenliyor ve mikrop öldürücü özelliğiyle kış aylarında şifa kaynağı olarak öne çıkıyor. Gerek taze gerekse kurutulmuş kırmızıbibere sofralarınızda yer vererek hem lezzet hem sağlık açısından faydalanabilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kivi</strong></h2>



<p>Antioksidan özelliği sayesinde bağışıklığı güçlendiren kivi tam bir C vitamini deposu. Öyle ki portakaldan daha fazla C vitamini içeren bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından daha fazlası var. İçindeki pektin sayesinde vücudu toksinlerden arındırırken DNA&#8217;yı koruyor. Kan şekeri kontrolü için yararlı olan kivi, içeriğindeki lif sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor, kolesterolü dengeliyor. İngiltere’de yapılan araştırmalar küçük çocuklarda öksürme, hapşırma, nefes darlığı gibi bazı hastalıklarda kivinin olumlu etki yaptığını ortaya koyuyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Pırasa</strong></h2>



<p>Sağlığa faydaları çok yüksek olan pırasa tam bir kalp dostu besin. İçerdiği flavonoid ve kamferol sayesinde kan damarlarında meydana gelen hasarları gidermeye yardımcı oluyor. Sülfürlü bileşikler sayesinde de özellikle kolon kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne karşı koruyucu etkisi bulunuyor. Ancak çok yüksek miktarda tüketildiğinde kalsiyumun vücutta kullanılmasını olumsuz etkileyebilir. Gaz yapan bir sebze olduğu için sindirim sistemi sorunları yaşayanların çok iyi pişirerek ve az miktarda tüketmesinde fayda var. Pırasayı sevmeyenler patates ile birlikte pişirerek püre haline getirilip çorbalarda tüketebilecekleri gibi, salatalara da soğan yerine doğrayabilir. Omlet ve menemene ilave ederek de kahvaltılarınızı daha sağlıklı hale getirebilirsiniz.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nar</strong></h2>



<p>Özellikle kış aylarında artan gribal enfeksiyonlara karşı koruyan nar kalp ve damar dostu bir meyve. Fitoterapi, Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “1 nar günlük almamız gereken C vitamini ihtiyacımızın yarısını karşılamaktadır. İçerdiği polifenoller ve antosiyaninler sayesinde damar tıkanıklığını azaltıcı ve tansiyon düşürücü özellik göstermektedir. Kansere karşı koruyucu etkisi olan nar, fiziksel aktivite sonrası vücudun yorulmasını da geciktiriyor” diyor. Ancak bir avuç nar bir porsiyon meyveye denk geldiği için nar suyu tüketmek tansiyonu fazlaca düşürebilir ve gereksiz şeker alımına neden olabilir. O nedenle günde bir porsiyonu geçmeyecek ölçüde tüketilmesi gerekiyor.</p>



<p>Kaynak:HT Hayat&nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/soframizda-yer-alan-dogal-antibiyotikler-nelerdir/">Soframızda yer alan doğal antibiyotikler nelerdir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/soframizda-yer-alan-dogal-antibiyotikler-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıcaklardaki gizli tehlike, besin zehirlenmesine karşı önleminizi alın!</title>
		<link>http://merjam.com/sicaklardaki-gizli-tehlike-besin-zehirlenmesine-karsi-onleminizi-alin/</link>
					<comments>http://merjam.com/sicaklardaki-gizli-tehlike-besin-zehirlenmesine-karsi-onleminizi-alin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Aug 2022 11:30:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Besin zehirlenmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcaklardaki gizli tehlike]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=152907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre; ülkemizde her yıl yaklaşık 6 milyon kişi besin zehirlenmesi sorunu yaşıyor.  Sıcaklardaki gizli tehlike, besin zehirlenmesinin nedenleri nelerdir? Birlikte ele alalım.  </p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/sicaklardaki-gizli-tehlike-besin-zehirlenmesine-karsi-onleminizi-alin/">Sıcaklardaki gizli tehlike, besin zehirlenmesine karşı önleminizi alın!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-3-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-3-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-3-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-3.jpg 900w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Acıbadem Fulya Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, besin zehirlenmesi oluştuğunda dikkat etmeniz gereken en önemli kuralın vücudunuzu susuz bırakmamak olduğuna işaret ederek, “Organlarımıza kan akışının kesintiye uğramaması sıvı dengesinin korunmasıyla mümkün. Sağlıklı düşünmekten normal idrar çıkışına her şey sıvı dengemize ve susuz kalmamamıza bağlı. Bu nedenle gün içinde susamayı beklemeden bolca sıvı tüketmeyi alışkanlık edinin. Ayrıca hasta ve ödemli mide kapasitesini zorlamamak için küçük ve az porsiyonlar tüketin, mide boşalmasını geciktirecek yağlı şeyler yemeyin. Dikkat etmeniz gereken üçüncü kural ise dinlenmek olmalı.” diyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-7.jpg" alt="" class="wp-image-152912" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-7.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-7-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mikroplar besinlere nasıl bulaşıyor?</strong></h2>



<p>Besin zehirlenmesine yol açan mikroplar; virüs (norovirüs veya rotavirüs), bakteri (salmonella, E.coli) veya parazit (küçük kurtlar gibi) olabiliyor. Dr. Ozan Kocakaya, mikropların besinlere nasıl bulaştığını şöyle anlatıyor:&nbsp;</p>



<p>Hasta olan kişiler besinleri hazırlarken ve servis ederken elleri aracılığıyla mikropları yiyeceklere bulaştırabiliyorlar.</p>



<p>Hazırlanmış yiyecekler uygun olmayan koşullarda saklanırsa mikroplar yine bulaşabiliyor.</p>



<p>Mikroplar besinler üzerinde yaşayabiliyor. Besinler iyi yıkanmadıysa veya üzerlerindeki bakteriler ölene kadar pişirilmediyse hastalık oluşturabiliyor.</p>



<p>Mikroplar bir besinden diğerine geçebiliyor. Dolayısıyla yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan kesme tahtası veya bıçaklar düzgün temizlenmediyse yiyeceklerdeki mikrop diğerlerine de bulaşabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Hastalarda farklı belirtiler görülebilir &nbsp;</strong></h2>



<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, besin zehirlenmesinin belirtilerinin kişiyi hasta eden mikroba göre değiştiğine dikkat çekerek, “Belirtiler besinlerin tüketiminden sonra birkaç saatte görülebileceği gibi, hastalığın gelişmesi günlerce de sürebiliyor.” diyor. Dr. Ozan Kocakaya, en sık görülen belirtileri şöyle sıralıyor:&nbsp;</p>



<p>Bulantı</p>



<p>Kusma</p>



<p>Karın ağrısı</p>



<p>İshal (su gibi veya kanlı)</p>



<p>Ateş</p>



<p>Nadiren görme bozukluğu, sersemlik, eller ve kollarda uyuşma ile karıncalanma gibi nörolojik bulgular da olabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></h2>



<p>Besin zehirlenmesi için risk altındaki gruptaysanız hemen, değilseniz:</p>



<p>Ateşiniz 38.5 dereceyi geçiyorsa</p>



<p>24 saatte 6 kezden fazla tuvalete gitmeniz gerektiyse</p>



<p>Tuvalette kan gördüyseniz</p>



<p>Karın ağrınız şiddetliyse</p>



<p>Çok fazla sıvı kaybettiğiniz halde yiyip içemiyorsanız, yorgunluk, ağız kuruluğu, kas krampları, koyu renkli idrar gibi susuzluk belirtileri geliştiyse, hemen bir sağlık kuruluğuna başvurmanız yaşamsal öneme sahip.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tedavi kişiye özel yapılıyor</strong></h2>



<p>Besin zehirlenmesinin tanısı, hastanın belirtileri ve bir hafta kadar öncesinde tükettiği besinlerin sorgulanmasıyla konuyor. Hastalık çoğunlukla kısa sürüyor ve hasta günler içinde düzeliyor. Bu nedenle tam olarak hangi bakterinin hastalığa sebep olduğunu bulmak mümkün olmuyor ve şart görülmüyor. Tansiyonunuz, nabzınız, ateşiniz, kilonuz ölçülüyor, bazı durumlarda kan ve dışkı testleri yapılıyor. Vücutta sıvı eksikliği varsa takviye ediliyor ve belirtilere yönelik tedavi planlanıyor. Besin zehirlenmesinde nadiren antibiyotik gerekebiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-2.jpg" alt="" class="wp-image-152908" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-2.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/08/besin-zehirlemesi-2-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Besin zehirlenmesine karşı 10 kural!</strong></h2>



<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ozan Kocakaya, besin zehirlenmesine karşı almanız gereken önlemleri şöyle sıralıyor:&nbsp;</p>



<p>Kirli ellerle temas mikropların besinlere kolayca bulaşmasına yol açabiliyor. Bu nedenle ellerinizi tuvaleti kullandıktan, bebek bezini değiştirdikten veya hayvanlarla temas ettikten sonra, en az 20 saniye boyunca, sabunla sık sık yıkamayı alışkanlık edinin.</p>



<p>Çiğ süt tüketmeyin, çiğ süt içeren dondurma ve yumuşak peynir yemeyin.</p>



<p>Hamileyseniz süt ürünlerine özellikle dikkat edin, yeterince bekletilmiş süt ürünlerini veya ‘pastörize sütten üretilmiştir’ ibareli taze süt ürünlerini tüketin.</p>



<p>Meyve ve sebzeleri suya batırarak değil, akan temiz su altında yıkayın.</p>



<p>Buzdolabının sıcaklık ayarının 4 derece santigrad veya altında, dondurucunun en az -18 dereceye ayarlı olduğundan emin olun.</p>



<p>Mikropların ortadan kalkması için etlerin iyice pişmiş olmasına dikkat edin.</p>



<p>Pişmiş yiyecekleri mümkün olan en kısa sürede tüketin. Oda sıcaklığında 2 saatten uzun bekletmeyin, hemen buzdolabına yerleştirin.</p>



<p>Pişmemiş etleri hazırlarken veya saklarken diğer yiyeceklerden uzak tutun.</p>



<p>Pişmemiş etlerle temas eden kesme tahtası, bıçak ve maşaları temastan hemen sonra temizleyin. Bunlardan akan suların ortamı kirletmesine izin vermeyin.</p>



<p>Beklemiş salataları tüketmeyin.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/sicaklardaki-gizli-tehlike-besin-zehirlenmesine-karsi-onleminizi-alin/">Sıcaklardaki gizli tehlike, besin zehirlenmesine karşı önleminizi alın!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/sicaklardaki-gizli-tehlike-besin-zehirlenmesine-karsi-onleminizi-alin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Besin ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kat artış yaşandı!</title>
		<link>http://merjam.com/besin-ve-kuruyemis-alerjilerinin-gorulme-sikliginda-iki-kat-artis-yasandi/</link>
					<comments>http://merjam.com/besin-ve-kuruyemis-alerjilerinin-gorulme-sikliginda-iki-kat-artis-yasandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 May 2022 12:54:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Alerji]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Besin ve kuruyemiş alerji]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=148537</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Besin Alerjisi Farkındalık Haftası (8-14 Mayıs) sebebiyle ülkemizde kuruyemiş alerjilerinin artışına ve oluşturduğu risklere dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) üyesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel “En tehlikeli besin alerjilerinin başında gelen kuruyemiş alerjilerinin artışına sezaryen doğumlar, bebek beslenmesinde anne sütü kullanımının azalması, aşırı hijyenik yaşama çabası, fazla antibiyotik kullanılması, Batı tipi yaşam biçiminin tercih edilmesi ve bebeklerde ek gıdaya başlamanın geciktirilmesi yol açıyor” dedi.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/besin-ve-kuruyemis-alerjilerinin-gorulme-sikliginda-iki-kat-artis-yasandi/">Besin ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kat artış yaşandı!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="182" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-104-300x182.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-104-300x182.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-104-1024x620.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-104-768x465.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/05/giris-104.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Ülkemizde çocuklarda ve yetişkinlerde bir numaralı besin alerjisi olarak öne çıkan kuruyemiş alerjileri, en tehlikeli besin alerjisi reaksiyonlarının başında geliyor. Kuruyemiş alerjisi sıklığı artmaya devam ederken tıpkı deniz ürünleri gibi zamanla geçmeyen alerji türleri arasında yer alıyor. Ülkemizde alerji nedeni olan kuruyemişler ise fındık, antep fıstığı ve ceviz olarak sıralanıyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuruyemiş alerjileri en tehlikeli besin alerjisi nedeni</h2>



<p>Dünya Besin Alerjisi Farkındalık Haftası (8-14 Mayıs) sebebiyle kuruyemiş alerjisine dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) önceki başkanlarından Prof. Dr.&nbsp; Bülent Enis Şekerel, kuruyemiş alerjilerinin çoğunlukla yaşamın ilk iki yılında başladığına ancak, ileri yaşlarda başlayan ama daha nadir görülen tipleri de bulunduğuna dikkat çekti.&nbsp; “Erken yaşta başlayan kuruyemiş alerjileri daha ağır reaksiyonların nedenidir. Bu reaksiyonların en korkulanı anafilaksi veya halk arasında ‘alerjik şok’ olarak bilinen reaksiyondur” diyen Prof.Dr. Şekerel, şöyle devam etti:</p>



<p>“Anafilakside deri bulgularının yanında sindirim, solunum ve dolaşım sistemleri de olumsuz etkilenir ve oluşan reaksiyon yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle kuruyemiş alerjisi olanlara acil bir durumda kullanmaları için adrenalin otoenjektör veririz ve bu enjektörü her zaman yanlarında bulundurmalarını isteriz. Kuruyemiş alerjileri kalıcı alerjilerin başında gelir. Düzelme sadece hastaların %10-20’sinde olur ve çoğu hastada yaşam boyu sürer.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Son 20 yılda besin alerjisi ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kata yakın artış oldu!</h2>



<p>Besin ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığının arttığını anlatan Prof. Şekerel, “Ülkemizde yaşamın ilk yılında besin alerjisi %6-8 oranında görülürken ilerleyen yaşla birlikte bu alerjilerinin birçoğu ortadan kalkar. Ancak kuruyemiş alerjilerinde olduğu gibi yaşam boyu devam eden kalıcı besin alerjileri de olabilir. Sonuçta çocukluk çağında ve erişkin dönemde besin alerjisi görülme sıklığı %0.5-1 iner. Bebeklik çağında yumurta ve süt en sık görülen alerjiler iken çocukluk, ergenlik ve yetişkin yaş grubunda ülkemizde en sık besin alerjisi nedeni kuruyemiş alerjileridir.”</p>



<p>Son 20 yılda besin alerjisi ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kata yakın artış olduğunu belirten ve bu artışın nedenlerine ilişkin bilgi veren Şekerel, “Araştırmalar besin alerjisi gelişiminde ailesel özellikler yanında sezaryen doğumların, bebek beslenmesinde anne sütü kullanımının azalmasının, aşırı hijyenik yaşama çabasının, fazla antibiyotik kullanılmasının, Batı tipi yaşam biçiminin tercih edilmesinin ve bebeklerde ek gıdaya başlamanın geciktirilmesinin artışa yol açtığını gösterdi.” diye konuştu.&nbsp;</p>



<h2 class="wp-block-heading">Ülkemizde en çok fındık alerjisi sonra da Antep fıstığı, kaju ve ceviz alerjisi görülüyor</h2>



<p>Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel, “Kuruyemiş alerjileri dediğimizde fındık, ceviz, Antep fıstığı, kaju ve badem gibi kabuklu ağaç yemişi alerjilerini ve aslında bir baklagil olan yerfıstığının alerjisini anlıyoruz. Batı toplumlarında yerfıstığı fazla tüketilen ve üretilen bir yemiştir. O yüzden Amerika, İngiltere ve Avusturalya’da yerfıstığı en önemli kuruyemiş alerjisidir. Oysa biz toplum olarak kuruyemişlerden kabuklu ağaç yemişlerini yani fındık, Antep fıstığı ve ceviz tüketimi ile öne çıkan, dolayısı ile de bu alerjilerin daha sık görüldüğü bir toplumuz” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Alerjiler de toplumların tüketim alışkanlıklarına göre şekilleniyor!</h2>



<p>Beslenme alışkanlıklarımıza baktığımızda kuruyemişlerden kabuklu ağaç yemişlerinin özel bir yeri olduğunu gördüğünü ifade eden Şekerel: “Bunları kahvaltıda, salatalarda, tatlılarda, soslarda, hatta et yemeklerinde ve de atıştırmalık çerez olarak hemen her öğünde ve günün her saatinde tüketiyoruz. Nitekim, dünya kuruyemiş tüketim ve üretim envanterlerine baktığımızda ülkemizin dünyada 2 numaralı ülke konumunda olduğunu görüyoruz. Fındık üretiminde ve Antep fıstığı tüketiminde yıllardır dünya birincisiyiz. Antep fıstığı üretimde dünyanın 3 numaralı üreticisi olmamıza karşın ithalatta da dünya birincisiyiz çünkü çok üretmemize karşın tüketim çok fazla olduğundan ürettiğimiz bize yetmiyor” dedi. Dr. Bülent Şekerel sözlerine: “Besin alerjilerinin görülme sıklıkları toplumların tüketim alışkanlıklarına göre şekilleniyor. Ülkemizde fındık özellikle kakaolu ürünler aracılığı ile fazlaca tüketildiğinden fındık alerjileri bizim bir numaralı sorunumuz. Fındık alerjilerini Antep fıstığı ve ceviz alerjileri izliyor. Kaju ülkemizde yetişmeyen ama son yıllarda artan ithalat ile tüketimi artan bir kuruyemiştir. Kaju fıstığı gerçekte antep fıstığı ile aynı kökenden yani sakızağaçgiller familyasından geliyor. Bu iki kuruyemişin birçok ortak molekülü var ve o yüzden de Antep fıstığı alerjisi ile kaju alerjisi çoğunlukla birlikte görülüyor.” diye devam etti.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Bebekler kuruyemişler ile geciktirilmeden tanışmalı ve ilk tanışma çay kaşığı ucu kadar olmalı</h2>



<p>Prof. Dr. Şekerel kuruyemiş alerjilerinin nasıl oluştuğu şöyle açıkladı: “Besin alerjisi, vücudun kendisi için zararlı olmayan bir besine anormal ve abartılı bir tepki vermesi olarak ifade edilebilir ve çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında başlar. Bundan on yıl kadar önce alerji gelişmesini önlemek için alerjik besinlerin diyete eklenmesini bir iki yıl kadar geciktiriyor ve bunun alerji gelişimini engellemesini bekliyorduk. Ancak beklentimizin aksine bu tutumun besin alerjisinde artışa neden olduğunu gördük. Bugünkü anlayışımıza göre besin alerjenleri egzemalı deriden veya solunum yolundan girerek alerji gelişimine yol açıyorlar. Besinlerin sindirim sitemi yoluyla vücuda girmesi ise toleransı geliştiriyor. Bu nedenle günümüzde bebeklerde alerjik potansiyeli olan tüm besinleri yaşamın ilk 4 ile 8 ayları arasında başlamayı tercih ediyoruz. Sadece ilk dozu verirken alerjik reaksiyondan korunmak için ilk dozun çok küçük olmasını istiyoruz. Örnek vermek gerekirse, çay kaşığının ucu kadar miktar ile başlıyor ve tedricen verilen miktarı arttırıyoruz.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuruyemişlerin ısıya, bekletilmeye, basınca ve pişirmeye dayanıklı proteinleri alerji nedeni</h2>



<p>Kuruyemişlerin neden sık alerjiye neden olduğu anlatan Şekerel; “Binlerce besin var ve bunlardan sadece 170 kadarı alerji nedenidir. Alerjik besinlerin ortak özelliklerine baktığımızda ise bu besinlerin ısıya, ışınlara, bekletilmeye ve basınca dirençli proteinler taşıdıklarını görüyoruz. Besin alerjisi en çok bu stabil proteinlere karşı gelişir. Kuruyemişler gerçekte tohum niteliğindedirler ve bu stabil depo proteinleri fazla miktarda içerirler. Bu yüzden kuruyemiş alerjilerini sık görüyoruz” dedi.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuruyemiş alerjileri teşhisi alerji uzmanları tarafından konulmalı</h2>



<p>Kuruyemiş alerjilerinin nasıl teşhis edildiği aktaran Şekerel, “Öncelikle besin alerji testlerini her bebeğe veya çocuğa yapmaya gerek olmadığını söylemeliyim. Çünkü bu testler çok duyarlıdırlar. Diğer bir ifade ile yalancı pozitif sonuç verebilirler ve olduğundan daha fazla kişinin besinlere alerjik olarak etiketlenmesine neden olabilirler. Bu nedenle besin alerji testleri sadece yüksek risk taşıyan çocuklara yapılır. Bizim yüksek riskli dediğimiz grubu, şiddetli egzemasi (atopik dermatiti) olanlar ve daha önce bu besinler ile karşılaşmada alerji benzeri bir reaksiyon yaşamış bireyler oluşturur. Tüm dünyada besin alerji farkındalığı çok yüksektir. Besin tüketimi ile yaşanan çoğu reaksiyon besin alerjisi olarak etiketlenir. Oysa besin alerji teşhisi o kadar basit değildir ve profesyonel yaklaşımı gerektirir. Kuruyemiş alerjilerinin teşhisinde deri testlerinden, kan testlerinden ve besin yükleme testlerinden yararlanırız. Bu testlerin yapılması ve değerlendirilmesi uzmanlık ve deneyim gerektirir. Bu nedenle kuruyemiş alerjisi şüphesi olanlar alerji uzmanları tarafından görülmeli ve değerlendirilmelidirler” şeklinde konuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuruyemiş alerjilerinde tanı için yeni bir döneme girdik!</h2>



<p>Prof. Dr. Bülent Enis Şekerel teşhis sürecinde yeni dönem bir başlattıklarını ifade ederek süreci söyle açıkladı: “Klasikleşmiş alerji teşhisi deri testleri ve kan testleri ile yapılır. Bu testler ile duyarlı bulunanların bir kısmı o besini tükettiğinde sorun yaşamazken bazıları ise sorun yaşar. Diğer bir ifade ile testlerde duyarlılık olması alerji olduğu anlamına gelmez ve hastaya o besinin hekim gözetiminde yedirilerek alerjik reaksiyon oluşup oluşmadığının gözlenmesi gerekir. Bunun nedeni besinin içindeki farklı yapılardaki proteinlerdir ve biz bu proteinlere bileşen ismini veriyoruz. Bağışıklık sistemi bu bileşenlerin birçoğuna tepki gösterse de alerji belli bazı bileşenlere olan tepkinin bir sonucudur. Batı dünyası temel sorunları olan yerfıstığı alerjisine odaklanmış ve yerfıstığı alerjisine neden olan bileşen duyarlılıklarını tanımlamıştı, ama fındık, ceviz, Antep gibi kabuklu ağaç yemiş alerjilerinde ise bu bilgi çok kısıtlıydı.&nbsp; Biz fındık, Antep fıstığı ve ceviz alerjisini öngören yeni bazı bileşenleri tanımladık. Böylece kan testlerinde bileşene özgü duyarlılık profilini gördüğümüzde alerjinin olup olmadığını daha doğru anlaşılmasında önemli bir buluşa imza attık.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kuruyemiş alerjileri bir eksiklik değil, kişinin bir özelliği olarak algılanmalı ve saygı gösterilmeli</h2>



<p>Kuruyemiş alerjilerini bir hastalık veya eksiklik olarak algılamanın doğru olmadığını ifade eden Şerekel, “Nasıl ki elektrik sadece dokunulduğunda çarpar ise, kuruyemişler de alerjik kişide sadece tüketilmeleri durumunda istenmeyen durumlara neden olur. Bilinçli bir hasta, tükettiklerine dikkat ettiğinde sorunla karşılaşmaz. Diğer bir gereklilik de birbirlerine saygılı bir toplumda yaşıyor olmaktır. İkram etmeyi ve paylaşmayı seven bir toplumuz. Bu paylaşımlarda karşımızdaki kişinin alerjik özelliklerine hassasiyet gösterdiğimizde üzüntü verici durumlar ile karşılaşmayız” dedi.&nbsp;</p>



<p>Prof. Dr.&nbsp; Bülent Enis Şekerel “Sonuç olarak farklılıklara saygılı bir toplumda yaşayan bilinçli bir hastanın, yaşam süresi ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenmez” diye konuştu.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/besin-ve-kuruyemis-alerjilerinin-gorulme-sikliginda-iki-kat-artis-yasandi/">Besin ve kuruyemiş alerjilerinin görülme sıklığında iki kat artış yaşandı!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/besin-ve-kuruyemis-alerjilerinin-gorulme-sikliginda-iki-kat-artis-yasandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hangi ilaç hangi besin ile tüketilmemeli!</title>
		<link>http://merjam.com/hangi-ilac-hangi-besin-ile-tuketilmemeli/</link>
					<comments>http://merjam.com/hangi-ilac-hangi-besin-ile-tuketilmemeli/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 23 Apr 2022 14:39:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Merjam Özel]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hangi ilaç hangi besin ile]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=147334</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sarımsaktan greyfurta, ıspanaktan muza, sütten yoğurda… Her biri şifa kaynağı olan besinler bazı ilaç türleriyle bir araya geldiğinde etkileşime girerek tam tersine olumsuz sonuçlara da yol açabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman; “Bazı besinler, ilaçların metabolizmadaki davranışlarını değiştirebiliyor. Besin-ilaç etkileşimi sonucunda ilacın etkisi azalabildiği gibi, artabiliyor da; hatta zehirlenmeye ve ölümcül sonuçlara dahi neden olabiliyor” diyor.</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/hangi-ilac-hangi-besin-ile-tuketilmemeli/">Hangi ilaç hangi besin ile tüketilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="200" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-217-300x200.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-217-300x200.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-217-1024x683.jpg 1024w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-217-768x512.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/04/giris-217.jpg 1200w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman en yaygın görülen besin-ilaç etkileşimlerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Süt ve süt ürünleri / Antibiyotikler</h2>



<p>Süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyum, antibiyotiyotiklerin etkisini azaltabiliyor. Bu nedenle peynir, süt, yoğurt gibi yiyecekler tüketeceğiniz zaman ilaç kullanımı ile arasında en az 2 saat geçmesine özen gösterin. Ayrıca kafeinli içecekler veya domates gibi asitli besinler antibiyotiklerle birlikte veya yakın zamanda alındığında mide hassasiyetini artırabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Et ve et ürünleri / Demir ilaçları</h2>



<p>Etin yanında yoğurt yemek, ayran içmek zararlı mıdır? sorusu çoğu insanın aklına gelen sorulardan biri. Süt, yoğurt, peynirde bulunan kalsiyum, et ve et ürünleri ile alınan demirin emilimini engelliyor. Aynı şey demir ilaçları için de söz konusu. Eğer demir ilacı alıyorsanız kalsiyum içeren yiyeceklerle bu ilaçları aldığınız zaman arasında en az 1.5-2 saat geçmesine özen gösterin. Aynı durum çay, kahve ve kırmızı şarapta bulunan tanen adlı madde için de geçerli. Bu madde demir ilaçları ile birlikte alındığında demir emilimini engelliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Greyfurt / Antibiyotikler ve alerji ilaçları</h2>



<p>Greyfurt bazı antibiyotik türleri ile etkileşime girerek, birlikte veya çok yakın saatlerde tüketildiğinde birden fazla doz antibiyotik alınmışçasına etki gösterebiliyor. Bu nedenle bu antibiyotik türlerini alırken greyfurt tüketiminizle arasında en az 4 saat geçmesinde fayda var. Greyfurt alerji ilaçlarını da sevmiyor ve baş dönmesi ile sersemlik hissine yol açabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Muz ve patates / İdrar söktürücü ilaçlar</h2>



<p>Hipertansiyonu tedavi etmede kullanılan bazı idrar söktürücü ilaçlar vücuttan su ve sodyumu uzaklaştırırken potasyum seviyesini yükseltiyor. Bu da kalp ritm bozukluğu gibi problemlere neden olabiliyor. Her hipertansiyon ilacı buna sebep olmamakla birlikte hekiminizden ilacınızın içeriğini ve diyetinizde potasyumu kısıtlayıp kısıtlamamanız gerektiğini öğrenebilirsiniz. Eğer hekiminizi potasyum kısıtlaması öneriyorsa iyi birer potasyum kaynağı olan muz, patates, kayısı ve taze yeşil yapraklı sebzeleri diyetinizde azaltmanızda fayda var.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yeşil yapraklı sebzeler / Kan sulandırıcı ilaçlar</h2>



<p>Kan sulandırıcı ilaçların bazıları lahana, ıspanak, pazı, maydanoz, semizotu, marul, karaciğer, yeşil çay, brokoli, şalgam gibi K vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketildiğinde ilacın etkisi azalıyor. K vitamininden zengin bir diyet bu ilaçlara karşı direnç gelişimine veya bu ilaçların pıhtılşamayı önleyici etkilerinin azalmasına sebep olabiliyor. Aynı zamanda diyette K vitaminini çok düşük almak da kan sulandırma etkisini artırabiliyor. Yine bu tip ilaçlar kullananların sarımsak tüketimine de dikkat etmesi şart. Bu nedenle olması gereken hergün aynı ve uygun miktarda K vitamini almak. Kan sulandırıcı kullanıyorsanız K vitamini kısıtlaması konusunda hekiminize danışın ve diyetinizin K vitamini içeriğinin değerlendirilmesi için bir beslenme uzmanına başvurun.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İncir, tavuk ciğeri/ Antidepresan</h2>



<p>Bazı antidepresanların tiraminden zengin olan; eski peynir, bazı alkollü içecekler, incir, bakla, soya sosu, tavuk ve dana ciğeri gibi besinlerle bir arada tüketilmemesinde fayda var. Antidepresan kullanmaya başladıysanız bu yiyecekleri tüketip tüketmemek konusunda hekiminizden mutlaka bilgi alın. Zira bazı antidepresanlar bu türden tiramince zengin besinlerle birlikte alındığında kan basıncını ölümcül seviyeye çıkarabiliyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Çay, çikolata / Bronşları genişleten ilaçlar</h2>



<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman; ”Nefes alma ile ilgili hastalıkların tedavisinde kullanılan bronş ve bronşçukların genişlemesini sağlayan bazı ilaçları kullanırken dikkat edilmeli. Zira bu ilaçlardan bazıları siyah çay, yeşil çay, kahve, kola, çikolata, alkol ile bir arada tüketildiğinde; kalp atış hızında artış, sinirlilik, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi problemlere neden olabiliyor” diyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">İlaç ve besin etkileşimleri</h2>



<p>Dr. Özgür Şamilgil, ilaçlardan fayda beklerken hatalı beslenme sonucu ciddi yan etkilerle karşı karşıya kalındığına dikkat çekti.</p>



<p>Kaynak: HT Hayat</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/hangi-ilac-hangi-besin-ile-tuketilmemeli/">Hangi ilaç hangi besin ile tüketilmemeli!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/hangi-ilac-hangi-besin-ile-tuketilmemeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutkanlığı olanlar için haftada iki kez tüketilmesi gereken o besin!</title>
		<link>http://merjam.com/unutkanligi-olanlar-icin-haftada-iki-kez-tuketilmesi-gereken-o-besin/</link>
					<comments>http://merjam.com/unutkanligi-olanlar-icin-haftada-iki-kez-tuketilmesi-gereken-o-besin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merjam]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2022 08:15:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Editörün Seçimi]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Unutkanlığı olanlar için]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://merjam.com/?p=145672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Unutkanlık çoğu insanın hayatında zaman zaman yer alan bir durum ve genel problemidir. Unutkanlığa yol açan birçok sebep vardır. Fakat unutkanlığı en az seviyeye indirecek doğal yöntemler ile unutkanlığınızı ortadan kaldırabilirsiniz. Peki, unutkanlığa iyi gelecek besinler neler? İşte detaylar...</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/unutkanligi-olanlar-icin-haftada-iki-kez-tuketilmesi-gereken-o-besin/">Unutkanlığı olanlar için haftada iki kez tüketilmesi gereken o besin!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<img width="300" height="161" src="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-229-300x161.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" decoding="async" loading="lazy" style="float:right; margin:0 0 10px 10px;" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-229-300x161.jpg 300w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-229-768x412.jpg 768w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/giris-229.jpg 1000w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />
<p>Alzheimer ve Demans dünya üzerinde yaygın olarak bilinen hastalıklar arasında yer alıyor. Bu konuyla ilgili bilimsel olarak yapılan çalışmalar mutlu edici şekilde yeni fikirler ortaya çıksa da doğal yollar ile unutkanlığa fayda edecek yöntemlerde bulunuyor. Peki, unutkanlığa iyi gelecek besinler neler? İşte detaylar&#8230; İnternette en çok arananlar listesinde doğal yöntemler ile unutkanlık problemini ortadan kaldırmak gibi soruların yer aldığını görüyoruz. Unutkanlık sorununu çözmek için birçok besin olsa da bunlardan en etkili olanı sizlerle paylaşacağız. Peki, unutkanlığı unutturacak o besin hangisi? Hangi besinler unutkanlık sorununu ortadan kaldırır? İnce detaylarıyla açıklıyoruz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-full"><img decoding="async" loading="lazy" width="600" height="400" src="https://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/mantar.jpg" alt="" class="wp-image-145674" srcset="http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/mantar.jpg 600w, http://merjam.com/wp-content/uploads/2022/03/mantar-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Mantar tüketmeyi ihmal etmeyin!</strong></h2>



<p>Mantarlar unutkanlık hastalığı, zayıf hafızalara karşı en etkili ve en çok umut veren besinlerden birisidir. Yapılan araştırmalara göre yaşlı japon deneklerden oluşan bir nüfusla mantar tüketimi ile demans olayı arasındaki ilişkiyi inceleme işlemi gerçekleştirildi. Bu araştırmaya 13.230, 65 yaş üzeri Japonya&#8217;nın ohsaki şehrinden katıldı. Günlük mantar tüketimini, diğer yaşam tarzlarıyla demans insidansı ile karşılaştırıldı.</p>



<p>1 hafta içerisinde birden fazla mantar yiyen yaşlı insanlar ile haftada az yiyenler karşılaştırıldığında daha az demans insidansı görülmüştür. Araştırmalara göre yapılan kohort çalışması, sık olarak mantar tüketmenin daha düşük demans riski ile önemli ölçüde ilişkili olduğunu gösterdiğini açıkladı. Diğer araştırmalara göre, mantar yemek beyni güçlendiren en büyük doğal yöntemlerden birisi olarak vurgulanmıştır. Haftada en az 2 porsiyon olarak mantar tüketildiğinde, kişilerin gerilemiş beyin fonksiyonuna sahip olma olasılığı %50 daha az olduğu açıklandı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Balık hafıza güçlendiriyor</strong></h2>



<p>Ayrıca unutkanlık problemi yaşayanlar için balık omega 3 bakımından fazlasıyla zengin olduğu için sık olarak tüketirseniz hafızanızı oldukça güçlendirir ve unutkanlık probleminize çok iyi gelecektir.</p>



<p>Kaynak: KARAR</p>
<p><a rel="nofollow" href="http://merjam.com/unutkanligi-olanlar-icin-haftada-iki-kez-tuketilmesi-gereken-o-besin/">Unutkanlığı olanlar için haftada iki kez tüketilmesi gereken o besin!</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="http://merjam.com">Merjam</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>http://merjam.com/unutkanligi-olanlar-icin-haftada-iki-kez-tuketilmesi-gereken-o-besin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
